Ma Music Akademisi, geleneksel Kürt müziğini akademik düzeyde temsil etmek için iki yıl önce Amed’de kuruldu. Koordinatör Kanîwar, ”yoğun baskı ortamında Kürtçe çocuk şarkılar yaparak kültürel asimilasyonun etkilerini azaltmaya çalıştık. Bu kentin çocuklarını müziksiz bırakmayacağımızın sözünü vermiştik, ailelerimize ve çocuklarımıza. Şimdi onu gerçekleştiriyoruz” dedi.

Amed’de “Herkes için Müzik, Her Yerde Müzik” felsefesiyle yolla çıkan, Ma Music Akademisi geçtiğimiz ay büyük bir konserle ikinci yılını kutladı. Akademik ve anadilde müzik eğitimi ihtiyacından yola çıkan Ma Music, hem yetişkin hem de çocuklar için Kürtçe anadilinde sanat eğitimi veren Aram Tigran Konservatuarı’ndan sonraki ilk müzik kurumu olma özelliği de taşıyor.

“Doğal Ritm Orkestramız, Ma Çocuk Orkestrası, Ma Kadın Orkestrası ve Ma Orkestrası ile Geleneksel Kürt Müziği’ni akademik düzeyde temsil etmeye ve bunu tekrar halka sunmaya çalıştıklarını” belirtiyor Ma Music Akademisi koordinatörü Şêrko Kanîwar.

Yeni Yaşam Gazetesi’nden Neğşirvan Güne’e konuşan Şêrko Kanîwar, Amed’de bir müzik akademisi kurma fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı:

Akademik ve anadilde müzik eğitimi

“Herkes için Müzik, Her Yerde Müzik’ felsefesiyle Ma Music’i kurarken, akademik ve anadilinde müzik eğitimi ihtiyacından yola çıktık. Bu şehirde ve diğer illerde her yıl onlarca kişi Devlet Konservatuarları’nın sınavlarına katılır, ancak hem 15-20 dakikalık bir adaletsiz ölçme sınavlarından kaynaklı ve hem de Devlet Konservatuarları’nda Kürtçe anadilinde sanat eğitimi olmayışından kaynaklı, müzik eğitimini akademik düzeyde almak isteyen birçok genç bu imkana erişememektedir. Ma Music tam da bu noktada nefessiz kalan gençlere bir nefes alma alanı ve Kürtçe anadilinde müzik eğitimi sunma alanı olarak çalışmalarına başladı.’’

Ma Music Akademisi, hem yetişkin hem de çocuklar için Kürtçe anadilinde sanat eğitimi veren Aram Tigran Konservatuarı’ndan sonraki ilk müzik kurumu olma özelliği de taşıyor.

 

Hem zor hem heyecanlı

Amed gibi büyük, tarihsel, kültürel çok güçlü bir geçmişi olan bir kentin çocuklarına ve gençlerine anadilinde müzik hizmeti sunmanın hem zor hem de heyecanlı bir çalışma olduğuna dikkat çeken Kanîwar, “Ancak bu alandaki tecrübelerimiz ve Kürt kültürünü özelde de müziğini yaşatma ve gelecek kuşaklara taşıma aşkımız, bizi ekip olarak tüm zorlukların üstesinden gelebilmeyi öğretti. Kuruluş aşamasında maddi zorluklar çekmedik değil, ama bugüne kadar da devam eden çocuk ailelerinin dayanışması ve desteği, paha biçilmez bir değere sahip’’ diye konuştu.

Kurs merkezi değil, müzik okulu

Ma Music sadece bir kurs merkezi değil, bir müzik okulu aslında. 6 yaş ve üstü, bir müzik aleti öğrenmek isteyen herkes, kendi anadilinde müzik eğitimi alma şansına sahip. 6-14 yaş arası çocuklar 2 günlük bir Seçme Atölyesinden sonra, Kürtçe Anadilinde eğitim veren, 6 yıllık Ma Çocuk Akademisine girmeye hak kazanıyor.

15-30 yaş arası gençler de 10 günlük bir müzik atölyesinden sonra 3 yıllık, konservatuar düzeyinde bir müzik eğitimi almaya hak kazanabiliyor. Ma Music Akademisi’nden mezun olacak bir kişi, hem eğitmenlik, hem müzik teorisyeni, hem müzisyenlik, hem stüdyo kayıt operatörü, hem notist, hem kompozitör olabilir.  Bütün bunları Kürtçe anadilinde yapıyor ve eğitimini alabiliyor olması da kişiye farklı bir algı ve özgüven ortamı yaratıyor.

Kanîwar, son iki yılda önemli mesafeler katettiklerini belirtti ve ekledi: ‘’İki yılda başvuran 2000 kişiyle, farklı, yaratıcı, özgüveni güçlendiren, çocuk katılımını esas alan, eğitimde süreç odaklı içerikler oluşturarak, müziğin zevkli, renkli, katılımcı, yaratıcı ve kollektif üretim yönlerini deneyimlemeye çalıştık. Uluslararası alandaki müzik kurumlarında Kürt müziğini tanıtan kısa süreli atölye çalışmaları yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Aşkımız olan çocuk çalışmalarında, Kürtçe Çocuk Şarkıları yaparak kültürel asimilasyonun etkilerini azaltmaya çalıştık.’’

Müziksiz bırakmayacağız

“Bu kentin çocuklarını müziksiz bırakmayacağımızın sözünü vermiştik, ailelerimize ve çocuklarımıza’’ diyen Kanîwar şöyle konuştu: “Her yılın sonunda gerçekleştirdiğimiz müzik günleri ile müzikle nefes alma ve çocukların ve gençlerin ürettiklerini ailelerine ve kentteki herkese sunacakları bir zemin hazırladık. Çok coşkulu ve heyecanlıydı tabii ki de. Herkesin gözünden umut gözyaşları dökülüyordu. Ailelerin ağzından söylemek gerekirse, ‘Mamoste, 2 yıldır nefes alamıyorduk bu kentte, bizlere umut oldunuz, ışık oldunuz, boğazımız düğümlenmişti, ama bu gece nefes aldık.’ Bu kentin ruhu müzik ile canlanmıştı. Korkuyu yenmişti müzik…

Diyarbakır’da 19 yıldır yaşıyorum. Profesyonel müziğe, eğitmenliğe, festival atölyesi öğrenciliğinden başlayıp gelen bir kişi olarak söylüyorum. Müzik bu kentin ruhu, can damarı, kollektif çalışmanın ve bir arada olmanın diğer adı. Diyarbakır ve çocuk deyince aklıma müzik gelir. Anne-babalarının, dede ve ninelerinin ellerinden tutup, anadilinde müzik öğrenmeleri için müzik eğitimlerine giden çocuklar gelir aklıma. Diyarbakır’da müzik, korkuyu yenmenin cesaretin diğer adıdır bence…Ve karanlığa karşı umudu büyütmenin.”

 

AMED