Rêber APO özgürlük ideolojisinin temelini “çocukluk hayallerime ihanet etmedim!” tümcesiyle ifadelendirir çoğu zaman. Kendi şahsında özgür Kürdün özneleşmesini çocukluğundan başlatır. Sağlıklı toplumların çocukların düşünsel, duygusal anlamda sağlıklı eğitiminden, bakımından geçtiğini vurgular. Rêber APO’nun çocuklara bizzat yaklaşımı ve diyalogları da bu temeldedir. Çocukların ruh dünyasıyla kurduğu empati gücünü en son diyaloglarında da anlayabiliriz. Türkiye’nin Konya ilinde cinnet geçiren bir babanın iki çocuğu ve eşini öldürdükten sonra, sıra okuldan alıp getirdiği çocuğuna gelince, 10. kattan atmak üzereyken, çocuk babasına “baba beni atmayacaksın değil mi?” diye soruyor. Rêber APO “Hayatımda bu kadar sarsılmamıştım” diye o ölen çocuğun his dünyasıyla empatisini gösterebiliyor. Bu sarsılma, vahşi kapitalizme vicdanın başkaldırısıdır. İnsanlığın bitirilmeye başlanmasına isyandır aynı zamanda. Çünkü çocuklar geçmişle geleceğin kavşak noktasındadırlar. Bu kavşak sağlıklı aşıldığı oranda toplumsal hakikatle buluşulur.
Tüm dünyada ve Kürdistan’da gün geçmiyor ki soykırımcı zihniyet tarafından çocuklara zulmedilmesin! Aynı Ehriman zihniyeti, fiziki ve kültürel soykırımlarla çocukların doğurucusu analara-kadınlara da zulmediyor.
UNESCO’nun çocuk soykırımı, sömürüsüne dönük istatistiki bilgiler yok elimizde. Fakat sadece son 30 yıllık Kürdistan’daki savaş sürecinde Kürt çocuklarına yapılan katliam ve zulümleri az çok biliyoruz. Uğur Kaymaz’ın 12 yaşında 13 kurşunla cansızlaşan bedeni, Mehmet Uytun’un başı sargılı görüntüsü ve hiç açılmayacak gözleri, Ceylan Önkol’un insanlıktan çıkmışları görmüşçesine dehşetle bakan gözleri her şeyi anlatmıyor mu?
Faşist TC devleti ve onun hükümetinin Kürt çocuklarına yönelik özel politikaları var öteden beri. Kürtçe dilini unutturmak için 4+4+4 politikası asimilasyonun bir parçasıdır. Bu biçimiyle kendi egemen kültür(süzlüğ)ünü dayatıyor. Özgürlüğü kuşların kanat çırpışı gibi hisseden ve kendini koruma refleksiyle polise taş atan çocuklardan olan korkusunu Adana-Pozantı gibi işkencehane-zindanlarda taciz ve tecavüzlerle aşmaya çalışıyor. Bu ancak “sapık” denebilecek zebanilerin ruh halini ifadelendirir.
Peki, neden çocuklara saldırıyorlar?
Çünkü saldırıya maruz kalan çocuk sağlıklı düşünemez, iradeleşemez, dengesizleşir. Özgür Kürde vurulabilecek en iyi darbe, çocuklarına saldırmaktır bu zihniyette. Eski Helen’de “oğlancılığı” ne kadar da çağrıştırıyor değil mi?
Ve en son Amed merkezde TV’de isimleri ifşa edilen üç polisin, iki kardeşe iki-üç yıl boyunca tecavüz ettikleri açıklandı. Bu olay İslamiyet’teki “kıyamet günü” tanımına ne kadar da uyuyor! Peki, bu polisler bu cesareti kimden alıyorlar ve neye hizmet ediyorlar? Polisler devletin bekasının ‘bekçileri’ ise eğer, o zaman amaçları da bellidir. Cesaret kaynakları da bizzat Tayyip Erdoğan’dır. O Tayyip Erdoğan değil midir ki, “çocuk da olsa, kadın da olsa, gereken neyse yapılacaktır” diyen! Ve aynı efendi değil midir ki kadının iradesine, haneye tecavüz edercesine “üç çocuk doğursunlar” diye müdahale eden!
Örneklere devam edelim; Hakkari’de YİBO’da 19 genç kıza “not yükseltme” adına tecavüz eden “tecavüzcü öğretmenler”, Hakkari’de bir Kürt çocuğunun kafasına dipçikle vuran yüzü maskeli özel tim ve yine Hakkari’de bir Kürt çocuğunun kolunu, sanki hayatındaki en rahat işi yapıyormuş gibi bükerek kıran sivil polis Tayyip Erdoğan’ın deccalları değil midir? Yine katliamcı zihniyetin bir devamı olarak Rojava’da Serêkaniyê’ye bağlı Tilêliyê Köyü’nde halkı katleden IŞİD çetelerini destekleyen Türkiye Başbakanının ta kendisidir. Kendi çocuklarına gökten zembille inmiş gibi yaklaşan bu hegemon zihniyetliler, bu çocukların gözyaşlarında boğulacaklar.
Yine Rojava’dan Güney Kürdistan’a geçen halkımızın çocuk yaştaki kızlarını fuhuşa sürükleyen zihniyet de Tayyip Erdoğan’la aynı zihniyetten şerbetlenmişlerdir. En son Diyana şehrinde iki defa zorla evlendirilen “çocuk gelin” Dünya’nın, 45 yaşındaki zalim kocası tarafından katledilmesi de bu zihniyetin devamıdır.
Çocukları öldüren, insanlığın geleceğini öldürüyor demektir. Geleceğe dair umutlar çocuklarla beslenebilir. Şêx Said nasıl ki idam sehpasında “torunlarımız bir gün mutlaka intikamımızı alacaktır!” diyerek gelecek Kürt nesillerine güvenini ifadelendiriyorsa ve PKK’de hakikat için bir intikam hareketiyse, elbette kanı dökülen ya da anasız-babasız bırakılan bu çocukların intikamını ideolojik, siyasi ve meşru savunma temelinde alacaktır.
Öldürdüğünüz çocukların kanı yerde kalmayacak bilesiniz! Çocuklara dokunmayın, çocukları ezmeyin! Ezilirsiniz!
MIZGÎN AGIRÎ
Çocukları öldürmeyin!