Türkiye, Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ni, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni yalnızca kağıt üzerinde tanıyan bir ülke. Son çeyrek yüzyıla bakıldığında karşımıza çıkan tablo tam bir devlet terörüne tekabül ediyor. Mehmet Uytun (18 aylık) Enes Ata (8), Ceylan Önkol (12), Uğur Kaymaz (12), Berkin Elvan (14), bizzat devletin silahıyla yaşamdan koparılan çocuklardan birkaçı.
Yaşam hakkı ihlalinden istismara, şiddet ve işkenceden emek sömürüsüne kadar Türkiye’de yüzbinleri belki de milyonları bulan çocuk, istismar, sömürü, şiddet sarmalı ve silahların gölgesinde yaşamaya çalışıyor! Tüm bunların yanı sıra 30 yıldır süren savaşın bilançosuna yansıyan yüzlerce çocuk ölümü de bu trajik gerçeğin bir parçası. Aynı zamanda karakollarda ve cezaevlerinde ciddi biçimde estirilen devlet şiddeti de cabası.
İHD’nin verilerine göre, Kürt sorununun bir sonucu olarak yaşanan çatışmalı süreçte polis ve askerin açtığı ateş, attığı bomba, askeri bölgelerdeki patlayıcı ve mayın kalıntıları gibi nedenlerden ötürü 570 çocuk son çeyrek yüzyılda hayatını kaybetti. Yaklaşık 200’ü ise 12 yıldır iktidarda olan AKP döneminde hayatını kaybeden çocuklara kimi zaman “terörist”, kimi zaman “eylemci”, kimi zaman “kaçakçı” denildi. O da yetmedi katliamları meşrulaştırmak adına “kullanıldıkları”nı söylemekten dahi geri durmayan bir kılıf arandı.
Üç yılı geride bırakan Roboskî Katliamı da bu kanlı tarihin bir başka trajik sayfası. Aleni biçimde katledilen 34 Kürt’ün 19’u çocuktu. Roboskî’de halen adalet tecelli etmedi.
Yaşanan bu ölümlerle ilgili en dikkat çekici husus da iktidarın katilleri korumaya dönük politikası. Kürt sorununda çözüm istediğini belirten, geçmişle yüzleşmekten dem vuran AKP, bunca çocuk ölümünü gizleyip katilleri koruyarak nasıl bir çözüm ve yüzleşme sağlayacak.

Rehin alınan çocuk hayatlar

İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından Dünya Çocuk Hakları günü nedeniyle yapılan açıklamada, çocuk cezaevlerinden anadilinde eğitime uzanan bir dizi hak ihlalinden söz edildi, önlemler ve çözüm yolları dile getirildi.
Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ve çocuk cezaevi yetkililerinin cezaevlerinde yaşanan taciz, şiddet ve tecavüze karşı tüm başvurulara duyarsız kaldığını bildiren İHD, Adana Ceyhan M tipi cezaevini örnek verdi. Cezaevinde taciz, tecavüz ve mahpus çocuklara yönelik şiddetin cezaevinin rutini haline geldiğini duyurdu.
* 1 Ocak 2014 – 19 Kasım 2014 tarihleri arasında derneğimize yapılan başvurular ve basından tespiti yapılan vakalara göre; 49 çocuk cezaevlerinde, 64 çocuk gözaltı yerlerinde işkenceye uğramıştır.
* Bu tarihler arasında toplumsal olay ve gösterilerden dolayı 360 çocuk gözaltına alınmış, 59 çocuk tutuklanmış ve bu olaylarda 42 çocuk yaralanmıştır.
* Bunlar sadece tarafımızca tespit edilebilen vakalardır. Biliyoruz ki tekrar gözaltına alınma, tekrar işkence ve taciz görme korkusu bu başvuruları engellemektedir.
Yetkili kurumlara “tutuklu çocukları koruyamıyorsunuz” eleştirisini yönelten İHD, çocuk cezaevlerinin de kapatılmasını istedi.

Cezasız bırakılıyor

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi tarafından yapılan açıklamada da çocuk hakları ihlallerinin Türkiye’de artarak devam etmesinden duyulan kaygı dile getirildi. Kobanê serhildanında devletin orantısız güç kullanımı neticesinde net olmayan rakamlarla yaşamını yitiren 46 kişiden 6’sının çocuk olduğu ve ülke genelinde 110 çocuğun gözaltına alındığı, 15 çocuğun yaralandığının yer aldığı açıklamada, “Kamu görevlilerinin faili olduğu birçok çocuk ölümü cezasız kalmakta failleri adeta sistematik bir şekilde ödüllendirilip beraat ettirilmektedir. Bunun en acı örneği Uğur Kaymaz, Medeni Yıldırım davasında ve Roboskî Katliamı’nda görülmüştür” denildi.

Faili devlet olunca

Çocuklara yönelik hak ihlallerinin önüne geçilmesi için derhal etkili idari ve cezai soruşturmaların yapılması ve yasal önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, şu noktaya vurgu yapıldı: “Günümüzde artan bir ivme ile devam eden çocuğun cinsel istismarı tecavüz ve işkence gibi ahlak dışı eylemlerin yaşattığı üzüntü bir yana bu gibi olayların yaşandığı mekanların devletin bizatihi denetimi altında olan cezaevi, çocuk yurtları, okullar olması, faillerinin bir çoğunun devlet erkini kullanan kimselerin olması ve bu kimselerin yargı erkince koruması vahim olup hayretle izlenmektedir. Nitekim bunun en yakın örneği 2013 yılında Bingöl’de, 2012 yılında Pozantı Çocuk Cezaevi’nde ve 2014 yılı başlarında Sincan Cezaevi’nde 12 çocuğun maruz kaldığı işkence ile görülmüştür. Bu olaylar sonrasında fail ile mağdur yer değiştirmiş mağdur çocuklar sanık sandalyesine oturtulmuştur.”

HABER MERKEZİ