Türk cezaevlerinde tutsak üç çocuğu da süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Meryem Erbey, “Bu kadar güzel direnen çocuklarımla da gurur duyuyorum” dedi.
Meryem Erbey (65), çocuklarından Mehmet Erbey’in 26 Aralık’tan bu yana Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, kızı Maşallah Erbey’in 5 Ocak’tan beri Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde ve son olarak da 22 yaşındaki oğlu Serhat Erbey’in ise Denizli cezaevinde açlık grevini sürdürdüğünü belirterek, onları direnmeyi öğrettiğini vurguladı.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra 118 gündür de Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 80, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 79, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 70. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 63, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi de 60. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 49. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 105 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 45 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
3 büyük çocuğu dağa çıktı
Erbey Ailesi, 1986’da köylerinin yakılması sonucu Mersin’e göç etmek zorunda kaldı. Dönemin baskıları ile ailenin 3 büyük çocuğunun art arda dağa çıkması üzerine aile devlet tarafından tam anlamıyla hedef haline geldi. Geriye kalan 4 çocuktan en büyüğü olan Maşallah (40), gençlik ve kadın çalışmalarında aktif bir şekilde yer alıyordu.
10 yıl hapis cezası olan ve 5 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan Maşallah, Kayseri’deki cezaevinde direnişini sürdürüyor. Kızının kendilerine yapılan bu haksızlıkları kabul edemediğini ve öfkeli bir gençlik dönemi geçirdiğini anlatan anne Erbey, “Kızım her şeye rağmen bir gün bu zulmün sona ereceğini ve özlemini çektiğimiz topraklarımıza geri döneceğimizi söylerdi. Hala en sevdiği yöresel kıyafetlerini giyerek yeniden Kürdistan yaylalarında gezeceğimizi hayal eder” dedi.
Maşallah’tan sonra Mehmet
Maşallah’ın bir küçüğü olan Mehmet (33) de ailesinde oturmuş olan yurtseverlik bilinci ile ablası gibi gençlik çalışmalarında aktif bir şekilde rol aldı. Bundan dolayı tutuklanarak 23 yıl ceza alan Mehmet, 26 Aralık’tan bu yana açlık grevi eylemine dahil oldu. Durumu git gide kritikleşen Erbey, en büyük kırılması ağabeyinin şehadet haberini alması ile yaşanmış. Anne Erbey, “Mehmet benim yemeklerimi bir başka severdi. Genel anlamda da yemek yemeyi seven biri için bu eylem başka bir zor belki de. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değil zaten” diye konuştu.
Sıra Velat’a gelmişti
Sürekli devlet tacizi altında olan ailesinde baskıların oğlu Velat üzerine de yoğunlaştığını ifade eden Anne Erbey, “Sıra ona gelmişti belli ki. Ya baskılar yüzünden dağa çıkacaktı oğlum ya da hapishaneye koyacaklar sonra müebbet ile beni ondan tümden ayıracaklardı. Biz de çözümü yurt dışına çıkmasında bulduk” dedi.
Serhat da payını aldı
Evin en küçük ferdi Serhat ise diğerlerinin kaderinden payını aldı. Yaptığı sosyal hesap paylaşımları ve katıldığı eylemler yüzünden 5 yıl ceza alan Serhat ise Denizli’de açlık grevini sürdürüyor.
Boyun eğmemeyi öğrettim
Erbey, şöyle konuştu: “7 çocuğumdan 3’ü dağa çıktı, birinin şehadet haberi geldi. 3’ü ise cezaevine girdi. Elimde kalan bir oğlum da baskılardan dolayı İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. Devlet peşimizi bırakmadı. Bize rahat da vermedi. Hafta da en az bir kere kapıma gelerek bizleri taciz ederler. Sürekli dağdaki çocuklarımı soruyorlar bana, ben de onlara, ‘siz biliyorsanız beni ona götürün’ diyorum. Evde ben ve eşim kaldık. İki ihtiyardan başka kimse kalmadı. Bize başka yol bırakmadı bu devlet.
Sonuna kadar destekleyeceğim
Ben bugün bu halime şükrediyorum. Her durumda bu kadar güzel direnen çocuklarımla da gurur duyuyorum. Biz Kürtler bu halde olduğu sürece çocuklarım da kendi alanlarında direnişini sürdürecek ben de anneleri olarak sonuna kadar onları destekleyeceğim.
Evlatlarım direnişlerini büyütsün
Oğlum Mehmet açlık grevinde olduğu için tekmelenerek darp da edilmişti. Damarlarında zedelenme oluştuğundan yürüyemedi birkaç gün. Bu halkın önderi üzerinde bu tecrit devam ettikçe, bu halka bu kadar baskı sürdükçe benim de evlatlarımdan tek istediğim, direnişlerini büyütmeleridir. Direnmeyi, boyun eğmemeyi öğrettim ben onlara.”
ANF/MERSİN