
Vahşet bodrumlarında kalanları kurtarmak için defalarca yola çıkan ve engellenen Tunç ailesindeki kadınlar, onlarca kadın ile birlikte ilk defa bodrumlara geldi. “100 metre kalmıştı sizi kurtaramadım” diyen Esmer Tunç ile birlikte bodrumlarda dua eden kadınlar, ağıtlarla isyanını dile getirdi.
Birinci bodruma giren kadınlar burada Türk devletine lanet okuyarak, ağıtlar yaktı. Halkla birlikte içeri giren Esmer Tunç, yıkıntılar arasında dolaşırken bir yandan ise şunları dile getirdi: “Daha öncede geldim bu sokağa bağırdım ‘kimse yok mu’ diye ses gelmedi. Ben yavrularımı kaybettim. 100 metre yaklaşmıştım çocuklarıma askerler sokmadı. Çocuklarımı kurtarmama izin vermediler. Onlara ilaç olamadım. Mehmet’im buradaki gençleri bırakmadı onlarla birlikte kaldı. Bu bodrumdan duyurdu katliamı dünyaya. Kimse Mehmet’imin çığlığına gelmedi. Lanet olsun insan hakları var diyenlere. Gelin görün bu devlet bir gün hepinizi yakacak. Bu vahşet hepimizi yakacak.”
Sizinle asla kardeş olamayız
Mehmet Tunç’un kardeşi Fatma İzleyici ise ikinci bodruma giderken duvarda yazılı olan “Kürt-Türk kardeştir” yazısına tepki göstererek, “Cizre’yi yıktınız, insanları diri diri yaktınız, bu mu sizin kardeşliğiniz? Biz sizinle asla kardeş olmayacağız” dedi. İzleyici, tüm Kürdistan’a da “Cizre’ye sahip çıkmadınız bari Sur ve İdil’e sahip çıkın” çağrısında bulundu.
‘Rahat uyuyor musunuz?’
Üçüncü bodrum önüne gelen Fatma İzleyici, öfkesini şu sözlere dile getirdi: “Kimse ağlamasın artık. Dünyanın vicdanı rahat mı, ey insanlar rahat uyuyor musunuz? Herkesin gözü önünde 300 insanı diri diri yaktılar. Kimse sevinip de ‘Cizre bitti’ demesin. Cizre asla düşmez. Çocuklarımız bu bodrumun hikayesi ile büyüteceğiz ki öfkeleri bilensin.”
Üçüncü bodrumda yıkıntıları elleriyle kaldıran kadınlar bir kadın öğrenciye ait içinde kıyafetler bulunan bir çanta buldu. Kıyafetleri koklayan ve öpen kadınlar uzun süre ağıt yaktı.
Kalkınma Bakanı seferde
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, kuşatmanın devam ettiği Cizre’ye bir koruma ordusu eşliğinde geldi. Makam aracının geçeceği güzergah tamamen boşaltıldı, sivil araçlar kaldırıldı. Yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirildi. Bakan Yılmaz ve beraberindekiler Kaymakamlık’a geçti.
Vahşetin ön inceleme raporu
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) başkanları tarafından 3 Mart 2016 tarihinde Cizre’ye yapılan ziyaret sonucu Adli Tıp Uzmanı ve TİHV Başkanı Prof. Dr. R. Şebnem Korur Fincancı tarafından oluşturulan sınırlı gözleme dayalı ön inceleme raporu, ‘vahşet bodrumları’ ile ilgili önemli veriler ortaya koydu.
Evrensel’den Fatip Polat’ın haberine göre raporda, ilk bodrumla ilgili şunlar belirtildi: “İçerisi karanlık olmakla birlikte cep telefonu fenerleri yardımıyla içeri girildi. Girişe göre sol tarafta bulunan duvarın dibinde tüm tabanı kaplayan çok sayıda yanmış halde kemik parçasının olduğu gözlendi. Kemik parçaları arasında özellikle üst kolları bulunmayan bir alt çene kemiği boyutları itibarıyla değerlendirildi. İlk gözlem amacıyla gelindiği için beraberimizde ölçek, yüksek çözünürlüklü kamera olmamakla birlikte cep telefonu kamerası ile fotoğrafları çekildi. Fotoğraflarda alt çene kemiğinin hemen yanında bulunan yanmış haldeki gözlük çerçevesi ile birlikte yerleri değiştirilmeden fotoğraflandı… Eldeki sınırlı olanaklar ile yapılan değerlendirmede dahi bulunan alt çene kemiğinin erişkin bir kişiye ait olamayacağı, 10-12 yaşlarında bir çocuğa ait olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bodrumun bu bölümünde görüldüğü üzere çok sayıda kafatası ve diğer kemiklere ait yanmış halde kemik kalıntıları bulunduğu gözlenmiştir. Dikkat çeken bir husus bodrumun ilk giriş kısmı ortada bu yanık kemiklere birkaç metre mesafede yanmamış halde yünlerin bulunmasıdır. Kemiklerde yer yer kömürleşme düzeyinde yanık meydana getirecek bir yangın ortamında yünlerin yanmamış olması beklenemeyeceğinden, bomba benzeri genel ve yaygın bir yangına da yol açacak bir patlayıcıdan çok, bodrumun bir bölümünde yanmış halde bulunan kemiklerin yüksek ısı oluşturacak bir sınırlı yangın ortamında kalmış oldukları kuşkusu oluşmuştur. Bu kuşkuların aydınlatılabilmesi için bodrum içinde kapsamlı bir olay yeri incelemesi ve yanık alanlarının değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir…”
İkinci bodrum
İkinci bodrumun tümüyle moloz yığınlarının bulunduğu diğer yıkılmış binaların arasında bir alan olduğu ifade edilen raporda, “Bu alandan alınan molozların Dicle Nehri kıyısına döküldüğü, molozlar arasında insan bedenlerine ait parçalar bulunduğu ve bu bölgeye insanların sokulmadığı görüşülen kişilerce aktarılmış, molozlar arasında insan bedeni parçaları görünen fotoğraflar Milletvekili Faysal Sarıyıldız tarafından daha önce paylaşılmıştır” denildi.
Bu alan tümüyle moloz ile kaplı olduğundan bu bölgeden kaç cenaze çıkarıldığı, tamamının çıkarılıp çıkarılmadığı, dolayısıyla moloz yığınları altında hâlâ cenazelerin olup olmadığı ve gerçek ölüm sayısının belirsizliğini koruduğu belirtildi.
Üçüncü bodrum
Raporda, üçüncü bodruma ilişkin de şöyle denildi: “Üçüncü bodrum olarak anılan bina da girişe güvenli olmayacak biçimde tahrip olduğundan bu binadaki bodrumda da hâlâ cenaze bulunup bulunmadığı ve olay ile ilgili bir değerlendirme yapabilmek mümkün olmamıştır.”
Sayı daha fazla olabilir
Raporun sonuç bölümünde ise şu ifadelere yer verildi: “Bu ön rapor bundan sonra yapılacak olan incelemeler için yardımcı olabileceği düşüncesi ile hazırlanmıştır. İlk belirlemeler, ölü sayısının üç bodrumdan otopsi için gönderildiği belirtilen 176 rakamının üzerinde olabileceği kuşkusu uyandırmaktadır...”
DİHA/ŞIRNAK
176 cenazeden 122’si defnedildi
Cizre’deki bodrumlardan çıkarılan cenazelerin teşhis ve defini aşamasının kontrol ve koordine edilmesi için kurulan Kriz Masası’ndan MEYA-DER yöneticisi Ayşe Dicle, toplam 176 cenazeden 122’sinin defnedildiğini, 54’ünün teşhis edilmeyi beklediğini söyledi.
Cizre’deki bodrumlardan çıkarılan cenazelere ilişkin son verileri, Kriz Masası‘nda görev yapan MEYA-DER yöneticisi Ayşe Dicle, gazetemizle paylaştı. Buna göre son durum şöyle:
* Cizre’deki üç bodrumdan toplamda 176 cenaze çıkarıldı. Kriz Masası’nın daha önce verdiği 178 sayısı, aynı cenazelerin uzuvlarının farklı bodrumlarda olmasının yarattığı bir yanlışlıktan kaynaklandı.
* 176 cenazeden 38’i kadın, 138’i erkek.
* Şimdiye kadar 176 cenazeden 122’si defnedildi. Defnedilenlerin 15’i kadın.
* Defnedilenlerden 84’ünün kimlik tespiti DNA eşleşmesi ya da aile teşhisi yöntemiyle gerçekleştirildi; 38’i ise devlet tarafından Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldü. Bu cenazelerin teşhisi için kan örneğiyle başvuran ailelerin tahlil sonucu bekleniyor.
* Cenazelerden 52’si DNA eşleştirmesi, 32’si aile belirlemesi yöntemiyle teşhis edildi.
* 7 Mart 2016 Pazartesi günü en son teşhis edilen cenazeler, Malatya’da teşhis edilen Sabri Sezgin ve Urfa’da teşhis edilen Cemile Erde’ydi. Cenazeler Cizre’ye gönderildi.
* Halen Urfa’da 11, Silopi’de 37 ve Malatya’da 5 cenaze teşhis edilmeyi bekliyor.
Ayşe Dicle, cenazelerin devlet tarafından gömülmesinin yasal olarak suç olduğuna da dikkat çekti ve ekledi: “Herkes görüyor, molozları toplayıp döküyorlar ve oralardan insan uzuvları çıkıyor. Sur’da da halen 12 cenaze, katledildikleri yerde bekliyor; ailelerin nöbeti 2 ayı aşmış durumda. Bu ölüm zincirini kıracak tek şey, halkın müdahalesi.”