“Pozantı’dan tahliye olan….adlı çocukar, kendilerine tecvüz eden ve şiddet uygulayan adli tutuklular ile gardiyanların isimlerini verdi...”
Bu cümleler dünkü “Özgür Politika” gazetesinden.
Bu satırların okuyucu üzerindeki etkisi ne olabilir?
Bu sorunun cevabını düşündükçe, ben de bir çıkmazla karşı karşıya kaldım.
Onlarca, yüzlerce ve belki de yüzlerce travma yaşamış Kürt dünyasına bir travma daha eklenince, ne olabilir?
Bunun cevabını bulmak zor.
Birinci opsiyonu:
Kader deniyor.
Bu ise ürkütücü bir cevap.
Çünkü kolonyal faşizmin kanıksanmasını istediği de bu cevap.
Kürtler bükülsün, kırılsın istiyorlar.
İkinci opsiyon:
Travma Kürtler’in “etnik gen”idir.
Bu opsiyonda bir gerçeklik payı olabilir.
Çünkü yüzyıllar boyu yaşanan travmaların toplamı, sadece toplumların ruhları ve sosyal bilinçlerinde iz bırakmaz.
Ruhta yer eden sızılar fiziki rahatsızlıklar başlatır. Ağrılar, insan bedeninin hafızasıdır.
Bundan dolayı da Pozantı’da suç işleyenler ve önemlisi onlara bu suçu azmettirenler, “ebedi mahkum” olarak kalacaklar.
Böylece:
Travma iz bırakır; bunu biliyoruz ancak, travma yaşayanlarda sadece kırılma olmaz.
Travmatik olaylar tarihi nefrete “start” veren ve silahların geri tepeceği tehlikeyi de içerir.
Üçüncü opsiyon:
Travmayı yaşayanlar, yalnız değillerse…
Pozantı’daki çocuklar yalnız olmadıklarını, içeri girdiklerinde ve dışarıda olduklarında da biliyorlardı.
Bundan dolayı da, “katiller”inin isimlerini verdiler.
Şimdi ebedi bir dava başladı.
Bu işin suçluları, çocukları Pozantı’ya mahkum eden Erdoğan ve Bülent Arınç Hükümeti’dir.
Türkiye’de katil bulmak işten bile değil.
Azmettirenler hafızaya daha da belirgin kaydedilirler.
Hayri Kozakçıoğlu’yu, Ünal Erkan, Mehmet Ağar, Tansu Çiller, Kenan Evren vb. gibi.
Biliniyor: “Her anne çocuğunu sever.”
Ve biliniyor ki, her Kürt çocuğu saddece annesi tarafından sevilmiyor artık.
Türkiye’de suçu işleyenler ortak.
Kürdistan’da çocuklar özellikle de onyıllardan beri kollektif sevilir.
Bunlra bir de Pozantı’dan çıktıktan sonra, ruhlarındaki acıya rağmen kırılmayan çocuklara sahip çıkan “Kürt milyonları” ekleyin.
Ve Pozantı’dan çıkan çocuklara eşlik edecek Kürdistan çocuklarını düşünün.
Çocuklar’ın ahdı yerde kalmayacak.
Onlar da büyüyecekler.
Şimdinin taş atma seçeneğine sahi olan çocukları, yarının aklı başında, örgütlenebilecek, konuşup, işgalden ve kolonyalizmden arınmak için yola çıkacak yetişkinlerine dönüşecek.
Çocukların ahdı yerde kalmaz!