Bugün (dün) 23 Nisan. Hiç de neşe dolmuyor insan.
Neşeyi kaçıracak o kadar çok utanç verici durum var ki şu garip memlekette.
Kurtuluş Savaşı’na katılıp ağır bedeller vermiş, ilk mecliste kurucu öğe olarak kabul görmüş bir halk, bir asırdır inkar edilip asimilasyon cenderesine alındı. Bu da yetmedi. Şimdi Kürt halkına karşı geliştirilen topyekün saldırının adına, ar damarı çatlamış kimi soysuzlar İkinci Kurtuluş Savaşı deme küstahlığını gösteriyor. Hangi düşmana karşı savaş? Kim kimin toprağında işgalci?
Egemenliğin bila kayd u şart millete ait olduğunun ilan edildiği, milletin ortak çıkarları için bir araya gelindiği yer olar millet meclisinin açıldığı gün bugün. Bugün 23 Nisan.
Milletin(?) Meclisine bakın ki; milletin vekillerini, seçilmişlerini, belediye başkanlarını, siyasal iradesi olan siyasilerini, halkın hayat damarları olan sanatçılarını, okurunu, yazarını, gazetecisini, öğretmenlerini, akademisyenlerini, dostlarını, kadını-erkeğini, gencini-yaşlısını topyekün zindanlara doldurmuş. Meclisteki vekilleri de sanki kendi atamış da ona şükran borçlu olmaları gerekirmiş gibi elinden gelse bir kaşık suda boğacak bir sultan bozuntusu.
Milletin hangi âli çıkarına olduğu belirsiz, ama ağababalarının ekonomik çıkarlarını korumak için olduğu aşikar olan savaş tezkereleriyle memleketin dağını-taşını bombalıyor, bu da yetmez ta Somali’ye, Afganistan’a halkın çocuğunu asker diye gönderiyorlar. Kendi kışlasındaki ana kuzularını da Ermeni’dir, Kürt’tür diye öldürüyorlar. Savaş uçaklarıyla kendi insanlarını Roboski’de bombalıyor, üstelik bir de milletin meclisinde eli kanlı suç ortaklarına teşekkür etme pişkinliği sergiliyorlar.
Evet; acı ama gerçek: Bu ülkede hep milletin yüksek menfaatleri(!) gereği millet bombalandı.
En acı olanı ne biliyor musunuz? Bugünün, yani 23 Nisan bayramının armağan edildiği çocukların durumu. Her yıl büyük gürültüyle Türkiye’ye bilmem kaç ülkeden çocukların geldiği nutukları atılır ve bununla övünülür. Savaş borazancısı Türk medyası bu balonları şişirirken aynı ülkede, yanı başında yaşayan Kürt çocuklarının dramını, hatta yaşamları çalınan Uğur, Ceylan, Enes ve daha onlarcasının kimin emri ve kurşunu-topuyla neden vurulduğunu hasıraltı edip Türk kamuoyunun gerçekleri görmesini engelliyor ve bilincini çarpıtıyor.
İşte “taş atan (sömürgeciliği taşlayan) çocuklar” gerçeği. Sömürgeciliği taşlayan çocukları Filistin ve başka ülkelerde direnişçi, Kürdistan’da terörist ilan etmede bir riyakârlık yok mu? Çocuklara yönelik zulüm ve baskıya atıfta bulunarak buna yüreği sızlamayanın insanlığından şüphe duyduğunu Erdoğan daha saatler önce Katar’da söylerken kendi iktidarı döneminde polis kurşunuyla katledilen çocukların âhı için kendi insanlığından şüphe ediyor mu acaba? Ben ediyorum.
Pozantı’da deşifre edilen tutuklu çocuklara tecavüz skandalı hangi bakanı koltuğundan etti? Hiç mi haysiyeti yok bu zatların? Hangi polisler bunun için ödüllendirildi? Deşifre eden gazeteci devletin bu ahlaksızlığını açığa vurdu diye tutuklanmadı mı? Elbet balon değil ve şişirilemiyor bu olaylar Türk medyasında. Çünkü buna nefesleri yetmiyor kraldan çok kralcı olanların.
Roboski’de alçakça katledilenlerin çoğu çocuktu ve 23 Nisan’ı göremediler. Ama Erdoğan’ın ve onun kiralık katili Necdet Özel’in umurunda mı? Zil takıp oynayan vicdan, namus ve onur yoksunları sırf Kürt’tür diye deprem felaketine uğramış Van halkına ve soğuktan donan, çadır yangınında, soba gazı zehirlenmesinde yaşamını yitiren canlara içten içe ‘oh olsun!’ demediler mi?
Evet; bugün 23 Nisan; Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bayramı çalınmış, dili yasaklanmış Kürt çocuklarına bugün de “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…” yalanı okutulacak. Nedendir bilinmez, ama varlığı yine Türk varlığına armağan edilecek. Uluslararası Çocukları Koruma Örgütü UNICEF’in raporlarında bile Kürt çocukları -ne ölü ne diri- yer almıyor ne hikmetse.
Sadece 2010 yılında resmi rakamlara göre 286 çocuk gözaltına alınmış, bunlardan 95’i tutuklanmış. 2011’in ilk 4 ayında ise 352 çocuk gözaltına alınmış ve bunlardan 95’i tutuklanmış. Yani 16 ayda resmi rakamlara göre 638 çocuk gözaltına alınmış, bunlardan 211’i tutuklanmış. Oysa resmi olmayan rakamlara göre gözaltı sayısı 4 bini aşmış. Binden fazla da tutuklu var. Pozantı rezaleti, uyanmış Kürt gerçeğinden intikam almaya dönük ahlaksızca bir siyasi uygulamadır ve sorumlusu Erdoğan ile AKP’dir. AK olduğunu iddia edenler bu kara lekeyi nasıl temizleyecekler? Ya halkın ve kamuoyunun vicdanında açtığı derin yara ve uyandırdığı adaletsizlik, hukuksuzluk hissi?
Evet ya; çocuklar! Çocuklarımız… Yani geleceğimiz! Her gün yalan antlar içirilen, Türkleştirilmekten hiç te mutluluk duymayan, her gün katledilen, kameralar karşısında kolları kırılan, kafası dipçiklenen, her gün zindanlara doldurulan, ahlaksızca tecavüz edilen, alçakça bombalanan geleceğimiz!..
Bunun neresine neşe dolacak insan? Buna milletin meclisi mi diyorsunuz? Milleti işsizlik ve açlıkla terbiye etmeye kalkışanlar kendi çıkarları ve çalıp çırpmaları dışında bu memleketin hayrına ne yaptılar bugüne kadar? Bu icraatlarına şer değil, hayır deniliyorsa hay hay! Buyurun bu uygulamalara kendi çocuğunuzun maruz kaldığını düşünün. Ve siz yine de Erdoğan’ı dinleyip ne olur ne olmaz, üç çocuk yapmaya devam edin. Devletin şefkatli kollarında, ‘sevgi’ evlerinde onları iyi(!) bir gelecek beklediği muhakkak.
Halkın-milletin meclisi olunacaksa eğer, öncelikle hayallerine ihanet etmeyecek özgür çocuklar yetiştirmek için bir onurlu barış ve kalıcı demokratik çözüm kararı neden alınmıyor? Neden ahlaksızlardan ve alçaklardan hesap sorulmuyor? Bu geciktikçe Kürt çocukları-gençleri dağda-şehirde, ovada, kırda-bayırda kendi meclislerini kurmaya devam edecek ve bunu kendileri için onur bilecekler. Bu da olmadı, dağın yolunu tutmaya devam edecekler. Ve onurlu kalemler, tıpkı şairin dediği gibi “sürün çocukları dağlara” diye yazmaya devam edecekler.
Bugün 23 Nisan. Çocuklara ve geleceğimize kıymayın efendiler! Baharlarını çalmayın. Ve unutmayın ki, ‘tarih tekerrürden ibarettir’ sözü en çok da egemenler için geçerlidir. Dönüp bir zulmün tanrısına, Nemrud’a bakın. Sırf daha fazla yaşamak için her gün iki gencin-çocuğun beynini yedi de ne oldu? Mazlumların ve çocukların âhından ve gazabından korkun. Çünkü efsane bir kez daha Kürdistan dağlarında gerçeğe dönüyor. Halkların baharıyla gerçek özgür bayramlar için dağdan kopan fırtına dalga dalga zulmün kalelelerine doğru ilerliyor.
Çocukların baharını çalmayın!