HÊVÎ BARAN
Oyun oynarken, kaçağa giderken, sokaklarda koşarken... Dolayısıyla, Kürdistan sokaklarını cehenneme çevirmek isteyen devlet faşizmini en iyi çocuklar tanıyordu. Nice insana faşizmin anlamı sorulacak olsa, tanımı yapılamayacakken, faşizmin doruk noktasını tanır, bilir Kürt çocukları. Hiç sevmezler faşizmi. Faşizm oyunlarını, hayallerini, geleceklerini, dillerini, ülkelerini, eğitimlerini ve en sevdikleri insanları almış, götürmüştür onlardan.
Ama hep bir süper kahramanı vardır ya çocukların... Hayalleri, gelecekleri, ülkeleri çalanlardan hesap soran; kötülere karşı mücadele eden ve ne pahasına olursa olsun kazanan bir kahraman. Müthiş bir umut ve inanç meselesiydi çocuklarınki. Bu insan, çalınan her şeyi sahiplerine geri verecekti. İşte bu yüzden oyunları kana bulayan devletlere başkaldıran Önder Apo’ya aşk ile bakar çocuklar. Sadece kötülere karşı savaşıyor olması bile yeter O’nu sevmeye. Onun ismini haykırır ve küçük parmaklarını kaldırıp en yukarı, var gücüyle zafer işareti yapmak için can atar onlar.