Tabi her şeyiyle canlanan, dirilen yaşamda çocukların yerini görmemek mümkün değil. Çünkü hayatın her alanında varlar. Ve gelecekleri olarak gördükleri devrime küçücük parmaklarıyla zafer işareti yaparak sahip çıktıklarını göstermeye çalışıyorlar. O minnacık parmaklarıyla yaptıkları zafer işareti işte birçoğunu korkutuyor. Çünkü babaları, anneleri devrimin atılan tohumları olarak büyüdüler. Ve devrimi gerçekleştirdiler. Onlarda devrimin çocukları olarak büyüyüp devrimi savunacaklar o yüzden birçok kesim o minnacık parmaklarıyla yaptıkları zafer işaretinden korkuyorlar.
Rojava’da boydan boya bir ayağa kalkış olan 'Kara gün'ü lanetleme gösterilerinde annelerin kucaklarında, babaların ellerinde herkesten çok zafer işareti ile yükselen minnacık parmakları gördüm. Önceki gün Qamişlo'da gerçekleştirilen cenaze törenlerinde herkesten önce yine onların minnacık parmakları zafer işaretiyle yükseldiğini fotoğraflarından, görüntülerinden görünüyordu.
Önceki gün Efrîn’de de cenaze töreni vardı. Efrîn’de Cephet El Ekrat Komutanı Ala Çepo ve üç arkadaşının cenaze töreniydi yapılan. Cenaze konvoyunu şehitliğe kadar izledim. Efrîn'de, binler yine akmıştı sokaklara cenaze töreni için. Tören sırasında yine gözlerim çocuklardaydı. Ve onların şehitliğe zafer işareti yapan ve şehitliğe kadar inmeyen o minnacık parmaklarındaydı.
Ala Çepo’nun cenazesini yüklü olduğu arabada beş altı yaşlarındaki bir çocuğa gözlerim takıldı. Onu izlemeye başladım. Çocuk tabutun üzerine yapıştırılmış Ala Çepo’nun fotoğrafını o küçücük elleriyle silip silip sonra arkalarından giden araba konvoyuna dönerek zafere işareti yapıyordu. Birkaç dakika öylece duruyordu geri yine tabutun üzerindeki fotoğrafı silmeye başlıyordu. Şehitliğe kadar böyle sürüp gitti. Şehitliğe vardığımızda o çocuğun kim olduğunu sorduğumda Ala Çepo’nun Mehmet adındaki en küçük oğlunun olduğunu söylediler. Mehmet Şehitlik'te de babasının tabutunun konulduğu yerin hemen ön tarafında yerini aldı. Annesi, dedesi, amcaları, dayıları, teyzeleri, ağabeyleri kısacası tüm ailesi cenazenin arka tarafında şehit ailesi için ayrılmış bölümde yerini almasına rağmen Mehmet babasının tabutunun önünde yerini aldı. Ve şehitlikte de yol boyunca yaptığı işine devam etti. Tabutun üzerindeki babasının resmini siliyor ardından şehitlikte toplanmış binlere dönerek minnacık parmaklarıyla zafer işaretini yapıyordu. Mehmet tören boyunca babasının cenazesinden bir dakika bile ayrılmadan, önce babasının tabutun üzerinde fotoğrafını sildi ardından dönüp zafer işaretini yaptı. Mehmet ile birlikte törende annelerin, babaların, ablaların, ağabeylerin yanında gelen kafalarına sarı, kırmızı, yeşil bandajlar bağlanan onlarca çocuğun minnacık parmakları da zafer işareti yapıyordu.
İşte geleceğin ve devrimin uçlarında yükseldiği parmaklar demeden alamıyor kendini insan. Çünkü onlar babalarını, ağabeylerini ablalarını bazıları annelerini devrimi gerçekleştirme ve korumada yitirdiler. O yüzden onlar devrimin çocukları olarak büyüyorlar ve devrimde parmak uçlarındaki zafer işareti ile varlığını sürdürecek, korunacak. Rojava'daki hayatın her anında, kesitinde zafer işareti yapan çocukları görmek mümkün. Çünkü devrim onların geleceğidir onlarda geleceklerine zafer işareti yaparak sahip çıkıyorlar. Bir babanın bizim çocuklar anne, baba demeden önce Apo demeyi öğreniyorlar sözü çocukların parmak zafer işareti ile yükselen parmak uçlarındaki devrim ve zaferin sahibini, mimarını görmeden geçmek olmaz.
Rojava’da hayat ve günlük yaşam çocukların zafer işareti yapan minnacık parmaklarıyla başlar. O yüzden bu devrim yıkılmazdır demek yanlış olmaz….
Çocukların zafer işareti!
Belki dağlarda daha kar var. Belki dağların zirveleri hala karlarla kaplı ve kokusu gelmeye başlayan bahar bekleniyor. Ama dağların kokusunu aldığı bahar Rojava’da her geçen biraz daha yaklaştığını görmek mümkün. Çünkü Rojava'daki halk kış uykusundan uyanmış, baharın gündelik yaşamı içindeki koşturmasına başladı bile. Bağ, bahçe işleri ile ilan ettikleri sistemlerinin kurumlarındaki görevlerine gidiyorlar sabahın erken saatlerinde. Gündelik yaşam içindeki koşturmaları ne kadar yarattıklarına sahip çıktıklarını görmek mümkündür. Çünkü onlar bir devrim gerçekleştirdiler ve bu devrimin inşası, kalıcılaşması için çalışıyorlar. O yüzden dur durak bilmeden gece gündüz demeden işlerinin başına koşuyor kadınlar, erkekler, yaşlılar, gençler.