COTYAR CAN

Yaşanılır demokratik bir dünya yaratmak mümkünken, iktidarlar kendi ego ve bencilce yaklaşmaları sonucunda, dünyayı yaşanılamaz hale getirdikleri gibi, Üçüncü Dünya Savaşının çok boyutlanmasına neden olacak bütün faşizan yöntemleri ile yaşanılamaz bir dünya yaratmakta ısrarcı görünmekteler...

Dünyada siyasetin ve savaşın merkezi Ortadoğu’da yaşanan Rojava direniş gerçeği iken, birden bire siyaset ve savaş yönünü tüm dünyayı kapsıyacak şekilde içe doğru evrilmesi sonucunda, birçok soruyu da beraberinde getirmektedir. Adeta siyasetin merkezinin neresi olduğu bilinmediği gibi, belirsizlikleri de içinde barındıran yeni dünya stratejisinin, siyasetinin ve savaş pratiklerinin oluşturulmaya çalışıldığı gibi, hızına da yetişemeyecek bir siyasetsizlik de yaşanmaktadır. Oryantalistlerin kendi tezlerinde, tarihin sonu, ideolojilerin sonu ve medeniyetler çatışması gibi neo liberal siyasetini belirleyenler, kendi stratejilerindeki kararlılığın iflasa doğru gidişiyle birlikte, artık dünyanın sonu tezi ile içinden çıkılamayacak bir sürece doğru gidileceğini dillendirmeye de başlamış bulunmaktalar.

Ortadoğu’da Rojava gerçeğinde yaşanan Üçüncü Dünya Savaşındaki kapitalist moderniteye karşı- demokratik modernite –direnişi, bütün dünya halklarının direnişi haline geldiği bir süreçteyken, Üçüncü Dünya Savaşı farklı boyutlara evrilmesi tesadüfü bir durum olmadığı aşikardır. Gerçek anlamda çok boyutlanan bir savaş yaşanıyor demek daha gerçekçi olacaktır. Birinci boyutu, Ortadoğu’da Rojava gerçeğinde yaşanan, kapitalist moderniteye karşı direnen ortadoğu haklarının demokratik modernite çizgisidir. İkinci boyut, emperyalistlerin kendi aralarındaki endüstriyalizm rekabetinden çıkan kanserojik ve biyolojik savaşlar. Üçüncü boyut, ise gelişen teknoloji sonucunda adına frekans savaşları olarak tabir edilen savaşlar gerçeğidir. Teknolojik gelişmeleri araçtan çok amaç olarak kullanmanı sonucunda, Üçüncü Dünya Savaşı daha ne kadar boyuta ulaşır belli değil. Çok boyutlanan ve daha ne kadar boyutlanacağı belli olmayan, savaşta iktidarların hedefleri, karamsar bir toplum ve birey yaratmak olduğu görünmektedir. Fakat bunuda beyin ölümü denen yöntemle gerçekleştirerek, yaşanılmaz bir dünya hedeflerine ulaşmanın pratiğini dünya halklarına dayatamaya başlamış durumdalar.

Yaşanan gelişmeleri yorumlayanların çoğu eskisi gibi bir dünya olmayacağı tanımlarını daha çok öne çıkarmaktadır. Oysa tarihteki Sümerlerden bügüne kadar var olan, sömüren iktidarlar gerçeği var olduğu gibi var olmaya da devam edecektir. İktidarlar maskelerini değiştirerek yollarına devam edeceklerdir. Nasıl ki maskeli ve maskesiz tanrılar sürece devamlı kendisini ayakta tutmak için bütün yöntemleri kullanmışlarsa, yeni oluşacak sistemlerde ne olursa olsun, orda da iktidarlar kendilerine yer edinecektir. Toplumda ve bireyde beyin ölümü denen durumu yaratanda eskisi gibi olmıyacağı tanımıdır. özel savaş yöntemine stratejik bir rol atfedilmektedir. Belki eskisinden daha beteride olabilir. Toplumsallık adına, önemli olan iktidar karşıtı ata erkil zihniyete karşı direnen güçlerin durumudur. Çok boyutlu olan Üçüncü Dünya savaşlarında sürecin, artık eskisi gibi olup olmayacağını da iktidar karşıtı direnen güçlerin, mücadele yöntemi ve tarzı belirliyecektir.

"Özne olmayanı özne, devrimi yapamayacak olana devrimci rol atfetme" Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu sözü, bu sürecin ve önümüzdeki sürecin hem eleştirisi hemde özeleştirisini barındırıyor bizler açısından. Yaşanmış tarihi devrimsel süreçlerdeki hataların tekrarı olmaması açısından ve yaşanacak devrimsel süreç içinde bu hataların yaşanmaması içinde belirleyicidir.

Toplumsallık adına mücadele yürütenlerin kararlı duruşu ile dünya halkların ortakça yaşıyacağı,alternatif yaşanır demokratik bir dünya yaratmak mümkün. Çok boyutlu olan, Üçüncü Dünya Savaşının asıl önemli olan boyutu Ortadoğu’daki Rojava gerçeğindeki uluslararası komplo ile başlayan ve Rojava direnişi ile dünyaya yayılan demokratik modernitenin inşa savaşıdır. Diğer iki boyut –biyolojik ve frekans –savaşları özünde birinci boyuttaki Rojava direnişinde, kapitalizmin kendisini içinden çıkılmaz bir sürece doğru sürüklendiğini görünce zorunlu olarak kendisininde içinde olduğu, denetlenemez bir taktiksel savaş pratiğine girmek durumunda kalmıştır.

Yaşanır bir dünyanın ilk adımları İmralı gerçeğinde yazılan ve tarihi, bugünü, geleceği kurtaracak ve yaşatacak bir paradigma olduğu bütün dünya halkları tarafından kabul görmüştür. Mücadele verenlerin demokratik modernitenin inşa sürecindeki kararlığını, toplum ve çalışanlar olarak pratiksel anlamda özeleştiri sürecini yaşamalıyız. Artık bir Kürdistan’ın özgürlüğü veya Ortadoğu’nun özgülüğünün yetmediği, bütün dünya halkların ve medeniyetlerinin özgürlüğüne öncülük edecek bir mücadele tarzı, temposu ve zihniyetiyle yaşamak ve yaşatma sürecindeyiz, alternatif yaşanır bir demokratik dünya mücadelesinin paradigması olan, kadın özgürlükçü paradigması her şeyiyle hazırdır. Demokratik modernite yaşantısı ile Kürt özgürlük mücadelesi geldiği evrede, dünya haklarının özgürlük mücadelesinde zirve sürecini yaşıyor...