Tehlikeli bir virajdayız. Bin yıldır bir şekilde ortak yaşamış halklarımız özellikle son yüzyılda ağır bir tahribatla zedelenen ilişkiler, birlikte yaşam için yeniden inşa edilip ortak yaşamın hukuku oluşturularak birlikte yaşanılacak mı? Gerçi Ortadoğu’da halkların birlikte yaşamı son gelişmelerle birlikte zorunlu bir hale gelmiş bulunuyor. Son siyasal gelişmeler ve değişen konjonktürle birlikte, ortak yaşamın kararını acilen vermeliyiz. Burada zaman sorunu da her şeyden daha elzemdir. Öyle zamana bırakma, ertelemeci yaklaşımda kaybetmenin yani ortak yaşamın reddiyle aynı anlamı taşır. Acilen karar vermeliyiz
Kürtlerin mücadelesi tarihi olarak en görkemli günlerini yaşarken, mücadelelerinin dünya kamuoyunda haklılığının da verdiği motivasyonla büyük bir avantaj kazandılar. Bununla birlikte Kürt hareketi ve önderliği ortak yaşamda ısrarı, fedakârlığı, çabası takdire şayandır. Bu tarihi olguyu göz önünde bulundurularak, böyle bir önderlikle ve onun yaratmış olduğu bu muazzam harekete-güce yanlış yaklaşılmamalı. Gelinen aşama, tüm Anadolu ve Kürdistan halkları için tarihi bir fırsattır.
Bunca acıya rağmen, özellikle acı çeken tarafın ortak yaşamda ısrarına sıradan yaklaşılmamalı. Kürt halk hareketinin öncüsü bu acılara rağmen, birlikte yaşamda ısrar edip, halkına ortak yaşamı kabul ettiriyorsa, bunu değerlendirmemek halkların lehine kullanmamak, bu topraklara ve bu topraklarda yaşayan herkese ihanettir. Dahası emperyalizmle gerici güçlerle işbirlikçiliktir. Anadolu ve Kürdistan realitesini bilmemektir, geleceği görmemenin fukaralığıdır. Halkların geleceğine de ihanettir. Bu fırsat değerlendirilmeyip, zamanında birlikte yaşam inşa edilmezse, bunun anlamı ben çözemiyorum; gelsin kim çözerse çözsün, demek olur. O zaman da soruna müdahil olacak taraflar bellidir. Günümüzün Sykes-Picot’cuları inisiyatifi alır. Bu inisiyatif daha önceki antlaşmada olduğu gibi, Anadolu ve Kürdistan halkların yararına olmayacaktır. Şu onda çekilen acıların tamamı, Sykes-Picot siyaseti ve mirasıdır.
Dış müdahalelerle, bu topraklarda çok acı yaşandı. Ki bu topraklarda Ermeni, Asurî, Süryani, Keldani, Rum, Kürtlerin yaşadıkları acıları düşürsek, bu son yüzyılın gerçeklerini daha iyi anlarız. Bu topraklarda birlikte yaşamın bu kadar zorlaşması halkların, kültürlerin ortadan kaldırılması halkların birbirlerini boğazlaması dış güçlerin kendilerine göre dizayn oluşturulmasıyla bağlantılıdır.
Bunların hepsini göz önünde bulundurarak ortak yaşam için hiç bir şeyi esirgemeyen bir halk hareketi ve öncüsünün yarattığı fırsatı iyi değerlendirmek gerekir. Tarihte fırsatlar yerinde ve zamanında değerlendirilmediği takdirde, telafisi yoktur. Dahası ortak yaşamın zemini bir daha hiç kalmayabilir. Çünkü bu topraklarda ortak yaşamın gerekçeleri pek kalmadı. Yapılmayan zulüm barbarlık, vahşet kaldı mı?

Onun için birlikte yaşamın kararını tez elden biz verelim. Başkasına bırakmak demek, bir arada yaşamamak demektir.


Kürkçüler F Tipi Cezaevi