
ZEYNEP KURAY/ANF/İSTANBUL
Hakkari sonrası Lice‘de sivillere yönelik gerçekleşen saldırıları değerlendiren Güven, devletin bilinçli bir şekilde sivil halkı hedef aldığını, bu yöntemle bölgeleri boşaltmayı amaçladığını söyledi. Güven, her şeye rağmen Kürt halkının dimdik ayakta olduğunu vurguladı.
Kürt halkına Kurban Bayramı’nda da rahat vermeyen AKP yönetimindeki Türk devleti, ”sokağa çıkma yasakları”na, sivilleri panzerle ezme zulmüne bir de Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile vurma ve helikopterle tarama vahşetini ekledi.
Denemediği yöntem kalmadı
Kürdistan’da halka yönelik artan devlet terörünü ANF’ye değerlendiren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Türk devletinin denemediği ölüm yönteminin kalmadığını belirtti. Bu ölüm yöntemleri kapsamında kimi zaman sivillerin direkt hedef alındığını; kimi zaman ise kaza denilerek çok sayıda suç işlendiğini anımsatan Güven, “Silopi‘de evinde uyuyan iki çocuk panzerle katledildiğinde araç kontrolden çıkmış oluyor ya da Yüksekova’da esnaflar taranıp dört sivil yurttaş öldürüldüğünde zırhlı aracın üzerindeki silahın kendi kendine ateş aldığı söyleniyor. Kurban Bayramı’nda da Hakkari’de Mehmet Temel katlediliyor ve yanındakiler ağır yaralanıyor” dedi. Bu yaşananların hiçbirinin ‘hata’ ve ‘kaza’ olmadığını, hepsinin bilinçli yapıldığını kaydeden Güven, helikopterle köylülerin tarandığı Lice’de daha önce de yaşlı bir kadının panzerle çarparak katledildiğini hatırlattı. Güven, ”Türkleri buna ikna edebiliyorlar; çünkü manipüle edilmiş ve tek yönlü bir aktarım yapan bir medya var. Ama Kürdistan halkı, bu yaşananların kaza değil katliam olduğunu biliyor” diye konuştu.
Halk göçe zorlanıyor
Saldırıların amacının bölgeyi insansızlaştırmak olduğuna dikkat çeken Güven, operasyonlar için sivilleri engel olarak gören devletin, Gever, Lice gibi bölgeleri savaş yöntemleriyle boşatmak istediğini söyledi. Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı, “bu kış operasyonlarla geçecek” açıklamasının bu konseptin işareti olduğunu belirten Güven, şöyle devam etti: ”Bu aslında Çökertme Planı’nın bir parçası. Daha rahat savaşabilmek ve katliamlar yapmak istiyorlar. Orada yapılan insanlık suçlarına kimsenin tanıklık etmemesi için de insanları tekrar göçe zorluyorlar; göç etmeyince de Hakkari’de olduğu gibi insanları katlederek herkese gözdağı veriyorlar.”
Başhekim titriyordu
Hakkari Merkezi’ne bağlı Oğul (Talê) köyünün Kanireş mezrasında SİHA saldırısında katledilen Mehmet Temel’in ile yaralanan İbrahim Sak, Musa Tarhan ve İsmail Aydın’ın ailelerini ziyaret eden Güven, saldırıda yaralananların aileleriyle dahi görüştürülmediğini, hastaneye giden bir yaralı yakının özel harekat polisleri tarafından darp edildiğini aktardı. Ailelerin yaralı yakınları ziyaret edebilmesi için HDP Milletvekili Nihat Akdoğan ile birlikte hastaneye gidip başhekimle görüşen Güven, “Başhekim titreyerek yapabilecekleri bir şey olmadığını, yoğun bakım ünitesinin şu anda gözaltında tutulduğunu söyledi. İnsanların en temel hakkı olan sağlık hakkı bile engelleniyor. Çok sayıda yurttaşın yaşam mücadelesi verdiği yoğun bakımın bile polis tarafından kuşatıldığı ve gözaltında tutulduğu bir ülke düşünün. Doktor, ‘yapabileceğim bir şey yok’ diyecek duruma getiriliyor. Hastaneye ziyarete gelen yaralı yakınları darp ediliyor” dedi.
Ne de olsa Ağar’ın öğrencisi
Ailelerle görüştürülmeyerek, yaralanan sivillerin konuşmasının engellendiğine dikkat çeken Güven, “Çünkü konuşurlarsa SİHA’ların sivilleri vurduğu ve İçişleri Bakanı Soylu’nun yaptığı açıklamanın yalan olduğu ortaya çıkacak. Resmen yalanları açığa çıkmaması için oradaki yaralı sivillerin aileleriyle görüşmesi engelleniyor. Biz İdris Naim Şahin’den sonra İçişleri Bakanlığı‘na daha beteri gelmez diyorduk ama Süleyman Soylu ile bunun daha da beteri olabileceğini gördük. Ne de olsa Mehmet Ağar’ın öğrencisi ve Mehmet Ağar da bin operasyonun sahibi” diye ifade etti.
Katledip parasını çaldılar
Bayramda aynı zamanda Gever köylerini dolaşıp halkı dinlediğini kaydeden Güven, görüştüğü ailelerin aktarımlarını şöyle paylaştı: “Mesela Yüksekova’da evde katledilen Necmettin Fendik’in eşi Kudret Fendik ile görüştüm. Katledilen eşinin işçi olduğunu, sabah işine gidip akşam geldiğini, kimseyle bir sorunu olmadığını söyledi. Sabah vakti polislerin pencerelerini kırarak uzun namlulu silahlarla evi basıp eşini katlettiğini, evde bulunan 40 bin TL‘ye ve eşinin kanlı pantolonun cebindeki 250 TL’ye dahi el koyduklarını aktardı. Mahkemede yaşananları anlattığını belirten Fendik, polislerin önce paraya el koyduklarını inkar ettiklerini, sonra 40 bin TL’den sadece 7 bin TL geri verdiklerini anlattı. Tüm yaşanan zulme rağmen yine de halk moralliydi.’’
Tümden Roboskîleştirmek istiyor
Halkın topraklarını terk etmemekte kararlı olduğunu, buna karşılık da AKP’nin savaşı derinleştirdiğini ifade eden Güven, Hakkari’de Heron ile yapılan saldırının ikinci bir Roboskî deneyimi olduğunu kaydetti. ”Devlet Kürdistan’ı tümden Roboskîleştirmek istiyor” diyen Güven, ”Hakkari’de, Lice’de Roboskî tarzı deneyler yapıyorlar. Ama yaşanan tüm bu vahşete rağmen halkımız ayakta ve direngen” diye konuştu.
Bu süreç geçicidir
Güven, AKP/Erdoğan rejimin bu saldırıları başkanlık sistemini oturtana kadar sürdürmeyi amaçladığını ama başarılı olamayacağını vurguladı. Güven, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: ”Bu geçici bir süreçtir. Bugün zulmün arttığı oranda direniş de yükseliyor. Toplum bu yaşananları kanıksamış gibi gözükse de durum öyle değil. Ben bunun seçime kadar bile süreceğini düşünmüyorum.”
Son olarak Kürtlerin hiçbir zaman özgürlükleri konusunda geri adım atmayacağı mesajını veren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, “Milyonlara ulaşmış bir özgürlük, bir kimlik, bir statü talebidir” diye ekledi.