Colemêrg’de bir proje dahilinde saha çalışmalarına çıkan gönüllü 5 kadın, belirledikleri yol haritası temelinde kadını güçlendirmeyi hedefliyor. 

Colemêrg’de gönüllü 5 kadın bir araya gelerek ‘Bir Kadın Bir Hayat Derneği’ni kurdu. Zorlu kış koşullarında il merkezi, ilçe ve köylerde saha çalışmalarına çıkan kadınlar, Colemêrgli kadınların sorunlarını dinleyerek izleyecekleri yol haritasını belirledi. 

Çözüm odaklı çalışma

İki ay önce çalışmaya başlayan derneğin kurucularından Derya Kızılboğa süreci şöyle anlattı: “Büyük bir gerçeklikle karşı karşıyaydık. Kadınlarımız bilgiden yoksun, erkeğe bağımlı ve erk sisteminde eriyip gidiyorlardı. Bakışlarında, söylemlerinde ‘bizimle kalın’ diyorlardı. Özellikle Colemêrg’de gittiğimiz evlerde sorduğumuz sorulardan iki tanesi dernekleşme sürecimizi sağladı. ‘Sizi daha önceden dinleyen oldu mu, çözüm üretme adına adımlar atıldı mı? Özel hayatlarınıza müdahale etmeden sorunlarınıza çözüm üretilmesini, bir merkezin açılmasını ve kendinizi geliştirebileceğiniz bir yer olmasını ister misiniz’ sorularına ‘evet’ yanıtı geldi. Ekip olarak çözüm odaklı çalışmaya karar verdik. Bölgedeki sorun belliydi, sebebini araştırdık ve ‘ne yapabiliriz’ üzerinden uzun istişareler sonucunda dernekleşme sürecine girdik.”

Aile içi istismar dile getirilmiyor

Yaptıkları fizibilite çalışmalarında kadınların korunmadan, çalışma yaşamına girmeye kadar birçok haktan mahrum bırakıldıklarını belirten Kızılboğa, kadınların yaşadıkları şiddeti de dile getiremediklerini ifade etti. Kızılboğa, “Van’da yaşayan kadınlar tacize, tecavüze uğrama korkusu ile evlendiklerini söylediler. Erken yaşta evlilik, zorla evlendirilme intihara sürüklüyor. Aile içi cinsel istismar düşünüldüğünden daha fazla, ancak ailenin adı ‘lekelenmesin’ gibi koruma içgüdüsüyle bu vakaların üstü kapatılıyor” diye belirtti.

Colemêrg’de ise toplumsal cinsiyet kavramının yerleşmesi, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, aile planlamasının eksikliğini gördüklerini aktaran Kızılboğa, “Kadınlar çalışmak istiyor ama iş yok. Şu an en önemli sorunlar olarak gündemimizde bunlar var” dedi.

’Namus’ korkusuyla erken evlilik

Çalışmaları sürecinde çocuk evliliklerine en fazla köylerde rastladıklarını belirten Kızılboğa, “Kız çocuğudur, yarın öbür gün evlenecek, ha bu gün ha yarın gibi düşünceler hakim. Ya da sadece kadınlara mahsus görülen ‘namus’ kavramının verdiği korku ile ‘başlarına bela olacaklarını düşündükleri’ kız çocuklarını evlendirme eğiliminde oluyorlar. Yaşanan kuşak çatışmalarında kız çocuklarının kendilerine itaat etmediğini gördüklerinde evlendirme yoluna giden ebeveynler var. Şiddet ortamında yetişen bireyler bunu içselleştirip uyguluyor ve bu kültürü yeni nesle de aktarıyorlar. Köyler şiddet ve erken yaşta evliliğe ev sahipliği yapıyor” dedi.

‘Amacımız kadınları güçlendirmek’

Colemêrg’de Kadını Güçlendirme Merkezi açma hedeflerinin olduğundan bahseden Kızılboğa, şimdilik 20 kişinin kendilerine başvurduğunu söyledi. Kızılboğa, “Genç ve yetişkin kadınları güçlendirmek, onların gerçekleştireceği sosyal sorumluluk projelerine destek vermek istiyoruz. İnanıyorum ki, birkaç kişinin adım attığı amaçta, gün gelecek sayımız yüzleri, binleri bulacaktır” diye ekledi. 


ŞÛJIN/COLEMÊRG