Freny Nina Pavri, tezi olan Shakespeare’in politik trajedisi Coriolanus’ndan bir alıntıyı, Kürt kültürüne uyarladı. Kürt özgürlük mücadelesinden de ilham alan  “Coriolanus”adlı tiyatro oyununun ilk gösterimi Londra’da yapılacak.

 

SUNA ALAN / LONDRA

Zamansız, isimsiz ve yersiz bir diyarda, insanlar öfkelidirler. Hükümeti, zenginler ile fakirler arasındaki uçurumun büyümesi nedeniyle suçlarlar. Yenilmez, şanlı ve değerli savaşçı Caius Martius, düşman Corioli şehrini tek başına fethettiğinde başka bir ün daha edinir ve böylece ‘Coriolanus’ ünvanını kazanır. Bu arada, hırslı annesi Coriolanus’u siyasi arzulara doğru iter. Coriolanus, savaş alanı dışında insanlara hizmet etmek için politika ve hitabet alanına girecek mi? İnsanlar liderleri olarak ona güvenebilir mi?

Yönetmenliğini Freny Nina Pavri’nin yaptığı “Coriolanus” oyunu, Shakespeare’in politik trajedisi Coriolanus’tan bir alıntının uyarlaması. Müzik, dil, kültür, Zerdüştlük mirası ve Kürt halkının özgürlük mücadelesinden ilham alıyor. Oyuncuların oyun için Kürtçe şarkılar da öğrendiği Coriolanus’un ilk gösterimi 21 Temmuz tarihinde Londra Stoke Newington’da The Old Church kilisesinde gerçekleşecek.

Oyunun yönetmeni Freny Nina Pavri ve Coriolanus rolündeki kahramanı oynayan sanatçı Berri Shemdin gazetemizin sorularını yanıtladı.

Tez ödevin için neden Shakespeare’in politik trajedisi Coriolanus’u kullanmayı seçtiniz?

Freny Nina Pavri: Bu, Shakespeare’in en iyi ve en eksiksiz siyasi trajedisidir. Hikaye siyah beyaz değil ve oyunda sorulan sorular hep olduğu gibi bugün ile alakalı. Dili çalışmak için harika. Shakespeare siyaset, hitabet sanatı, manipülasyon dili ile çok oynuyor. Beni gerçekten etkileyen Coriolanus’un açılış monologuydu! Oyunun dilini, Coriolanus ve annesi arasındaki olağandışı ilişkiyi seviyorum. Oyun çok eril, acımasız, bir tür aksiyon/gerilim hikâyesi. Shakespeare şimdi yaşasaydı, bu bir aksiyon filmi bile olabilirdi.

Shakespeare’in politik trajedisi Coriolanus’u Zerdüştlük mirası ve Kürt halkının özgürlük mücadelesi üzerinden şekillendirme fikri nasıl gelişti ve mesaj nedir? ‘Coriolanus’, oyununuzda neden kadın?

Hindistan ve Britanya’da bir Zerdüşt mülteci olarak gerçekte Ortadoğu’nun hangi parçasından olduğumu bilmiyorum, çünkü geldiğimiz yerler şu anda farklı siyasi sınırlar içinde. Kişinin asla nereli olduğunu kestirememesi duygusu, beni Kürtlere çeken şeydi. Ayrıca paylaştığımız ortak tarih nedeniyle müzik, dil ve kültürünü merak ediyordum ve bu değiş tokuşun neler getirebileceğini görmek istedim. Şarkı ve müzikte, hikaye ve dilde var olan anılardır, sadece büyüleyici değil aynı zamanda hayatta kalmak ve paylaşmak için önemli bulduğum...

Bu fikre nasıl ulaştığımı gerçekten bilmiyorum, oyunu okurken, zaten oradaydı. Ortadoğu’da bu dünyayı, yanlış anlamaları, sürgün ve adaletsizliği hayal ediyordum.

Sanırım mesaj, kadınların savaştığıdır. Kürt kadınları her gün cephede savaşıyor ve hayal edemediğimiz koşullarda yaşıyorlar. Düşmanın tehdidi gerçek. Coriolanus trajik bir kurgu olabilir ama bunu gerçek bir hikaye olarak görüyorum.

Coriolanus’u o anda bir kadın olarak gördüm, sanırım çünkü ben bir kadınım ve birçok şeyi bu karakterle ilişkilendirebilirim.

Kürtler ve mücadeleleri ile ilk kez nasıl tanıştınız?

Ben çocukken babam, Zerdüşt/Farisi kökenimiz nedeniyle Ortadoğu’nun tarihi hakkında benimle konuşurdu. Bu eski çatışma günlerinde kadınların erkeklerle birlikte silahlandığını, çatışma ve savaşlarda onlarla birlikte savaştığını söylerdi. Günümüzde Kürt halkının, aynı tarihi paylaştığımız Zerdüştlere en yakın halk olduğunu söylerdi. Son birkaç yıldır Kürtler ve durumları hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışıyorum. Ayrıca müzik, dil, gelenekler, hikayeler ile de ilgileniyorum. Bu çok eski kültürün, eski Pers İmparatorluğu’nu işgal eden tüm halklar arasında paylaşılan büyüleyici kökleri var. Bizler Yunanlılar ve Romalılar hakkında çok şey öğreniyorken, Persler hala çok fazla gizem barındırıyorlar.

Kürtler, dünyadaki en büyük vatansız halkıdır, yurtsuzlaştırıldılar. Türkiye, Suriye, İran ve Irak arasındaki çok istikrarsız ve rahatsız edici bir jeo-politik alanda soykırım girişimleri ve sürekli saldırı altında yaşamak zorundalar. Yine de güçlüler, özgürlük ve özyönetim mücadeleleri, batıda olan bizlerin daha iyi farkında olabilmemiz için bir neden.

Oyununa başlamak için kimlerle bağlantı kurdunuz? İnsanların tepkisi ve katkısı nasıldı?

Bu harikaydı. Londra’da hiç Kürt tanımıyordum. Bir Google araması, beni Güneyli yönetmen Kae Bahar’la temasa geçiren Gulan adlı bir kuruluşla bağlantı kurmamı sağladı. Daha sonra Kürt aktörlerin arayışında bana yardımcı olan Kürt film yapımcısı/yönetmeni Rafiq Fuad ile tanıştım.

Yine Londra Kürt Film Festivali’nden Ferhan Stêrk’e kimi geleneksel Kürtçe şarkıları öğrenmek ve oyunculara öğretmek için yardıma ihtiyacım olduğunu yazdım. Ferhan Coriolanus’umuz Berri Shemdin’i buldu. Kürtlerin dışında aynı zamanda oyuncularımız arasında İngiliz, Ganalı, Danimarkalı, Karayipli, Fars, Hint, İtalyan dahil olmak üzere birçok kökenden ve kültürlerden insanlar var. Hikayeleri bu şekilde paylaşabilmek çok heyecan verici ve bu çok kültürlü Londra’yı yansıtıyor.

Ekip bir harika. Herkes bir aktör ya da müzisyen değil. Bir oyuncunun vücut, ses ve yaratıcı kaslarını eğitmek için yoğun bir şekilde çalışıyorken, aynı anda prova alıyor ve oyunu inşa ediyoruz. Bu, oyuncu kadrosundan ciddi bir emek ve odaklanmayı gerektirmekte. Oyuna çok güçlü ve mükemmel bir enerji veriyorlar. Her biri özgün ve her biri performansa farklı bir kalite getiriyor ve buna rağmen hepimiz çok birlikteyiz ve bizim için çalışmamamızın konusu bu. Birliktelik deneyimi, bu öyküyü anlatarak bizim çalışmamızda. Ve biz bu enerjiyi izleyicilerle paylaşmak istiyoruz; savaştaki insanların her gün karşılaştıkları mücadelelere küçük bir şekilde katkıda bulunmanın bir yolu olarak... Bir “performanstan” daha fazlası olan böylesi deneyimlerin paylaşılmasını dikkat çekmek için bir alan olarak görüyorum.

Peki  siz oyuna nasıl dahil oldunuz?

Berri Shemdin: Oyunun yönetmeni Freny Nina Pavri, tez ödevi olarak Shakespeare’in politik trajedisi Coriolanus’tan uyarladığı oyunu için Kürt kadın oyuncu arıyor. Bir öneri üzerine Freny ile buluştuk. Tanışmamız oldukça keyifli geçti. Tiyatro anlayışımız, oyunculuk yöntemimiz birbirinin aynısıydı. İkimiz de Grotowsky yöntemiyle çalışmalar yürütmüştük. Shakespeare’in Coriolanus oynunu nasıl yorumlamak istediğinden bahsetti. Freny oyunculuk kökenliydi ve oyunculuğu bilen bir yönetmenle çalışmak bir oyuncu için her zaman büyük bir avantajdır. Bunu oyuncular çok iyi bilir. Sohbetimizin sonunda oyuna dahil olmamı istedi. Seve seve kabul ettim.

Ertesi gün ekip ile tanıştım. Ekipteki tek Kürt oyuncu bendim. Çoğu İngiliz, biri İtalyan ve bir diğeri de İranlı olmak üzere 8 kişiydik. Ekibin içinde sadece oyuncular yoktu. Profesyonel müzisyen ve dansçılar da vardı. O gün 3 saat aralıksız prova aldık. Akşam eve döndükten sonra Freny bana ‘Coriolanus oynunun baş rolü sensin’ şeklinde mesaj attı. O an sevinçten çığlık attım. Çok mutlu olmuştum.

Oyunun bu kurgusunda ‘Coriolanus’ bir Kürt kadın komutanı. Onu oynamak nasıl bir duygu?

Coriolanus korkusuz, dürüst, fedakar ve cesur bir komutan. Onu anlamak hiç zor olmadı çünkü eğer Kürdistan’da yaşıyorsanız, ailenizden çevrenizden biri mutlaka gerilla olmuştur ve mutlaka gerilla ile karşılaşmış ve konuşmuşsunuzdur. Bir kadın komutan nasıl yürür, nasıl konuşur, öfkelendiğinde ses tonu nasıl olur vb. malum geldiğimiz coğrafyanın deneyiminden kaynaklı bilgi sahibiyim.

Prova süreciniz nasıl geçti? Yaşadığınız zorluklar oldu mu?

Tabi ki... Elime ilk İngilizce metni aldığımda Shakespaere’in yazdıklarının %80’ini anlamıyordum. Oyunu İngilizce oynamak, daha önce anadilinde ve yine Türkçe dilde oyunculuk deneyimi olan ve Londra’ya yeni yerleşmiş biri olarak benim için büyük bir kendini ispat olacaktı. Prova süreci zor ama muhteşem bir deneyimdi. Shakespeare’i ilk kez kendi dilinden okuyordum ve daha çok sevmeye başladım. Shakespeare’in cümlelerinde bizim dengbêjlerimiz gibi devasa müziği gördüm. Bunu ekiple paylaştığımda bayağı şaşırmışlardı.

Provalarda duygularım tam Kürtçe söze dönüşecek, ben onu geri gönderip İngilizce’yi çağırıyordum. Sürekli beyninizi, duygularınızı, bedeninizi ve sesinizi kontrol etmek bütün oyuncular için zordur. Oyuncu için bu zor sürecin nasıl avantajları var biraz ondan bahsetmek istiyorum. Bu süreçte dil bir ses topluluğuna dönüşüyor ve imgeleri sadece seslerden çağırıp oynamaya başlıyorsunuz. Kelime demiyorum ses diyorum. Cümledeki ses ahengi ile zihninizde melodiler oluşuyor. Her tiratın bir müziği var şuan bende. Onlar ile ilk kelimeyi söylerken diğer ezber kendiliğinden bedeninizde yerini bulmuş oluyor. Muhteşem bir deneyim bu. Zorlu süreçlerden kendinize yeni bir yol yöntem buluyorsunuz. Ardından kollektif bir kanala, sahneye akıyorsunuz. Sonra partneriniz melodinize kendi melodisi ile eşlik ediyor. Farklı ama ortak devasa bir orkestraya dönüşüyor oyunculuk.

Freny Nina Pavri kimdir?

Exeter Üniversitesi’nden Drama lisans derecesine sahip olan Pavri, halen Londra Kraliyet Drama Sanatı Akademisi (RADA) ve Birkbeck Üniversitesi’nde Metin ve Performans alanında Yüksek Lisansını tamamlamaktadır. Bundan önce Hindistan’da klasik bir Hint müziği olan Dhrupad üzerinde çalıştı. Hint klasik müzisyeni olarak eğitim gören Pavri, Polonya’daki Song of the Goat Tiyatrosu ile performans sergiledi. Rudra vena ve sitar çalmaktadır.

Berri Shemdin kimdir?

Ailesi mala Şemdînan olarak tanınan Berri Shemdin Amed Lice’li. Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro-Oyunculuk mezunu. Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptı. Aynı zamanda Aram Tigran Kent Konservatuarı’nda ve Akademiya Cigerxwîn’de Tiyatro-Oyunculuk dersleri verdi.Tiyatro, sinema filmleri ve tv dizilerinde çalıştı. Son olarak ‘Cano’ ve ‘Genco’ filmlerinde rol aldı. Şu anda tiyatro ve oyuncu kimliği ile Londra’da çalışmalarını yürütmekte.