KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, BDP ve HDP’ye dönük saldırıların bir merkezden geliştiğini ve arkasında derin devletin olduğunu ifade etti. Öz savunmasız demokrasi ve barışın olamayacağını vurgulayan Kalkan, halkın kendisini örgütlü hale getirip öz savunma tedbirlerini alması gerektiğine dikkat çekti.

ANF'nin sorularını yanıtlayan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, AKP-Fethullah Gülen Teşkilatı çatışması yaşanınca alternatif olarak gelişen HDP’ye de saldırılar geliştiğine dikkat çekti. Zaten MHP ve CHP'nin denendiğini; AKP'nin de denenmişler saffına katıldığını belirten Kalkan, geriye denenmemiş olan Türkiye için bir gelecek vaat eden, barış ve demokratikleşmeyi programına koyan HDP'nin kaldığını kaydetti. Bunu gören iç ve dış çıkar/sömürü odakları, faşist çevreler ve derin devlet/devletin kurumları bileşkesinin telaşa kapıldığını vurgulayan Kalkan, "30 Mart seçiminde HDP öne çıkacak, Türkiye’nin geleceği HDP siyasetine göre belirlenecek kaygısıyla HDP’nin önünü kesmek üzere saldırı başlattılar” dedi.
MHP/BBP’li çevreleri HDP üzerine, HÜDA-PAR’lıları da BDP üzerine saldıklarını; bu partilerin kullanıldığını ifade eden Kalkan, "Fethullahçılarla AKP’yi çatıştıran güçler bu saldırıları da yaptırıyorlar” diye kaydetti.
Türkiye’de hukuk devletinin tamamen ortadan kalktığını; hukuki ve siyasi anarşinin yaşandığını belirten Duran Kalkan, bir geçiş sürecinden olunduğunu söyledi. Kalkan, Ergenekon tahliyelerinin de bununula bağlantısını kurarak, "Bırakılmalarda hem ABD’nin kısmen yeşil ışık yakması var hem de AKP'nin bir çıkış yolu arayışı var. Şimdi bir Ergenekon partisi var ve İlker Başbuğ çıkıp parti lideri gibi konuştu. Diğerleri de birer parti yöneticisi gibi konuşuyor. Son derece politize olmuş bir durum var. Bu bakımdan karşımızda bir parti var. AKP de bunlarla ittifak istiyor olabilir” diye konuştu.
Kalkan, bu siyasallaşmanın önümüzdeki süreçte hem siyaset kurumu hem de ordu üzerinde etkisinin olacağını savundu.

Kürtlerin onurlu tavrı

Kürt siyasi tutsakların tahliye taleplerini geri çekmelerini onurlu bir tutum olarak gördüğünü söyleyen Kalkan, şunları söyledi: “Türkiye’de çıkan yasalar Kürdistan’a uygulanmıyor. Türkiye ve Kürdistan aynı hukukla yönetilmiyor. Aynı kanunlar geçerli değildir. KCK tutuklanmaları da farklı hukukla bağlantılıdır. Devlet hasta tutsakları dağa çıkabilirler gerekçesiyle bırakmıyor. Dersim soykırımında da ilerde Kürtçülük davası güdebilirler diye sınırsız yöneldiler. Mantık aynı.”

PKK üzerinden suçlama

Bütün iktidar bloklarının birbirilerine karşı temel suçlamasının, PKK karşısında neden başarısız kaldın suçlaması olduğuna işaret eden Duran Kalkan, "Hepsi de Kürt inkâr ve imha sistemini esas alıyor ve başarıya götürmek istiyorlar. Bu temelde mücadele etmiş durumdalar ve başarısız kalanı suçluyorlar. Başarısız olan iktidardan düşüyor, suçlu hale geliyor, mahpusa konuluyor. Devlet bunun üzerine kurulmuş. Bu devlet Kürt karşıtıdır, Kürt düşmanıdır. Bu devlet kökünden değişmedikçe Kürt sorunun çözülmez. Dolayısıyla işte 'Kürt sorununu çözdüm çözüyorum' diyenlere aldanmamak lazım. Herkes ciddi olmalı. Kürt sorununu çözemeyenler kendileri çözülürler. Hem de idama gidecek kadar” dedi.
 
AKP çözemediği için çözüldü

AKP’nin Kürt sorununu çözemediği için çözüldüğünü kaydeden Duran Kalkan, şöyle devam etti: “PKK karşısındaki başarısızlığı nedeniyle bu günkü duruma düştü, sonu geldi artık. AKP dönemi bitti. Ne zaman gideceğinin zamanlaması belirlenecek. AKP’yi çok uyardık ama dinlemediler.”

Zihniyet devrimi lazım

Türkiye’de büyük bir zihniyet devrimine/değişimine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Kalkan, "Çünkü faşist şoven milliyetçi zihniyet, o kadar çok şırınga edilmiş ki Türkiye’de bütün beyinler zehirlenmiş. Okullarda, sokakta hakim kılınmış, partileşmiş, devlete dönüşmüş" diye konuştu.

Çözüm ya da kopuş

AKP’nin iktidarı boyunca bütün gücünu kullanarak ve her yönteme başvurarak Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkını yenmeye çalıştığını ama başaramadığını kaydeden Kalkan, şöyle devam etti: "Çünkü Kürtler o kadar zayıf değil. Kimse o biçimde Kürtleri bastıracağını, ezeceğini sanmamalı. Bastırıp ezemeyeceğine göre de ya çözüm üretecek ya da Kürdistan’ı Türkiye’den kopartacak.”

HDP'ye saldırılar

İşte bu noktadan alternatif olan ve kapsamlı çözüm sunan HDP'nin hedef alındığını hatırlatan Duran Kalkan, şöyle devam etti: "HDP’ye dönük saldırılar tam anlamıyla haince, alçakça, zalimce, faşistçedir. Bunun başka bir izahı da yoktur. Barış, demokrasi ve özgürlük düşmanlığıdır. Halk/insanlık düşmanlığıdır. Kürtler ve demokratik güçler, kendini koruyabilmeli, doğru örgütleyebilmeli, öz savunmasını yapmalı. Öz savunmasız halklar kendilerini yaşatamaz, örgütlü hale getiremezler. Karşıdan saldırı gelecekse savunma yapacaksın. Savunma yaparsan var olursun.”

Gün mücadele günüdür

Türkiye ve Kürdistan’da demokratik toplumu örgütleyene, Demokratik Özerkliği inşa edene kadar mücadelenin süreceğini tekrarlayan Duran Kalkan, şu çağrıyı yaptı: "Gün böyle bir mücadele günüdür. Bunu sokakta gösterme, 30 Mart'ta seçim sandıklarında gösterme günüdür. Gerçekten de dürüst, tutarlı ve vicdanlı olan herkesin HDP ve BDP’nin yürüttüğü demokrasi programı etrafında birleşerek Türkiye’nin demokratikleşmesi ve bu temelde Kürt sorunu ve diğer sorunların çözümünü öngören bir politik program temelinde mücadeleyi yürütmesi gerekiyor.”

HABER MERKEZİ