Tecrit uygulamasının kabul edilemez ve cezaevindeki ölümlerin önlenebilir olduğu belirten TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, “Açlık grevlerinin çözümü o kadar karmaşık değil. Tecrit olmayacak, bitti” dedi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, devam eden açlık grevlerine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de açlık grevleriyle ilgili acı deneyimlerin yaşandığını hatırlatan Bakkalcı, “Ancak ve ancak kendi bedenlerine zarar vererek kendilerini ifade edebilecekleri duygusuna girmiş oluyorlar. Kendilerini başka şekilde ifade edemedikleri duygusuna sahip olan insanlar tarafından bu açlık grevi sürdürülüyor. Bu bakımdan mesele bunu anlayabilme meselesidir” dedi.

Tecrit bir kişiye değil

Bakkalcı, açlık grevi eylemlerinin talebi olan tecridin kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal bütünlüğüne dönük olduğunu belirtti. Tecridin kim olursa olsun uygulanmasının kabul edilemez olduğunun altını çizen Bakkalcı, “İnsanı dış uyaranlardan kestiğiniz zaman insanı insansızlaştırıyorsunuz. İnsanın kendisini yeniden geliştirebilme olanaklarını kapatıyorsunuz. Dolayısıyla tecridin Türkçedeki tek tanımı dış uyaranlardan yoksunluktur. Dış uyaranlardan yoksunluk da insana zarar verici bir hadisedir. Bu bakımdan bütün uluslararası belgelerde de tanımlandığı gibi bu işkence ve kötü muamele düzeyine ulaşan bir hadisedir. Türkiye’deki tecrit meselesi bir kişiye ait bir mesele değil. Bugün cezaevlerinin büyük bir bölümünde tecrit uygulaması söz konusudur” şeklinde konuştu.

Tecrit olmayacak, bitti 

Açlık grevlerinin insanı esas alan bir yaklaşımla çözümünün mümkün olacağını belirten Bakkalcı, “Açlık grevlerinin çözümü o kadar karmaşık değil. Tecrit olmayacak, bitti” dedi. Bakkalcı, açlık grevi eylemcilerinin talebi olan Öcalan üzerindeki tecride değinerek, şöyle devam etti: “Türkiye’deki hiçbir hukuksal mevzuatta da yer almıyor ve bu 8 yıl boyunca görüşmenin olmaması açıklanamaz. İki ay önce aile yakınlarıyla bir görüşme olanağı yakalandı. Aileyle görüşmeyi siz engelleyemezsiniz. Siz görüşmenin ortamını düzenleyebilirsiniz ancak. Avukatlarıyla görüşme son derece mümkün. Olayı bir takım spekülatif tartışmalara dökmeye gerek yok. Burada temel değerler önemli. O temel değerleri tahrip ettiğiniz zaman bugün için kendi varlığınızı sürdürüyor gibi hissedebilirsiniz ama yarın o değerler yok olduğu için üzerinde yürüyebileceğiniz zemin kalmaz. Toplum olarak bir arada yaşamanın zemini de kalmaz. Dolayısıyla bu gelinen noktada 1 Mart itibarıyla 5 binin üzerinde insanın da bu gerekçelerle açlık grevine katıldığı kamuoyu tarafında da biliniyor.”

Hukuk, sağlık, insan hakları kurumlarıyla birlikte oluşturulan koordinasyonun içinde olduklarını hatırlatan Bakkalcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Kamu otoriteleriyle sistematik bir görüşme olanağı henüz yakalayamadık. Kimi rastlantı ya da planlanmış bazı görüşmeler olabiliyor. Bizler ve ilgili bir takım kurumların bir takım taleplerine rağmen sağlıkçıların, hekimlerin cezaevindeki insanlarla görüşme olanakları da yaratılamamış durumdadır. Görüşmeler açlık grevi sürecinin daha ortak akla yakın, insanı esas alan bir yaklaşımla çözümüne de kolaylık sağlayacaktır. Derhal bir saat içerisinde çözümlenebilecek bu mesele konusunda kamu otoritelerinin, bizler insan hakları ortamlarının bütün toplumun bir telaş yürütmesinde gereklilik var.”

 
 

TOHAV’dan CPT ve BM’ye acil çağrı

 

TOHAV, BM İşkence Özel Raportörü’ne ve CPT’ye açlık grevlerine ilişkin acil çağrı yaparak, “Sizi işkence ve diğer kötü muamele biçimlerini önlemek amacıyla acil bir şekilde ülke ziyareti programlamaya davet ediyoruz” dedi.

Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Birleşmiş Milletler (BM) İşkence Özel Raportörü’ne ve CPT’ye acil çağrı yaptı. TOHAV’ın her iki kuruma yaptığı çağrıda, “Görevinizle ilgili olarak, sizleri, tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Sözleşmelerinde ve Avrupa İşkenceyi Önleme Sözleşmesinde öngörülen temel insan haklarıyla mutlak bir çelişki içinde bulunan Türk makamlarının rutin idari uygulamalarına karşı yetkilerinizi kullanmaya davet etmek için yazıyoruz. Sizi işkence ve diğer kötü muamele biçimlerini önlemek amacıyla acil bir ülke ziyareti programlamaya davet ediyoruz” denildi.

Cezaevlerindeki durum aktarıldı 

Leyla Güven ile cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine dikkat çekilen çağrıda, kritik bir aşamaya geldiği ve cezaevlerinde açlık grevi eylemi sonrası işkence ya da insanlık dışı onur kırıcı kötü muamele biçimlerine maruz kaldıkları belirtildi. Açlık grevinde olan tutsakların yaşadıkları sorunların anlatıldığı metinde, kimi cezaevlerinde B vitamini ve karbonat ihtiyacı konusunda hala sorunlar yaşandığına ve sağlık kontrollerinin hukuka uygun yapılmadığına, tekli oda ve hücrelere alınarak tecrit edildiklerine dikkat çekildi. Yine açlık grevinde olan tutsaklara disiplin soruşturması açıldığına da vurgu yapılan metinde, “Verilen disiplin cezaları Anayasa ve AİHS’e aykırı olarak insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza boyutuna varmıştır” denildi.

Açlık grevinde olan tutsakların yakınlarının da işkence ya da insanlık dışı ve onur kırıcı muamele uygulandığı vurgulanan çağrıda, tutukluların zorla müdahale edileceği tehdidinde bulunulduğu belirtildi. Çağrıda, grevcilerin vücudunda önlenmeyen tahribatların oluştuğu ve daha kritik etkilerle karşı karşıya kalabilecekleri ifade edildi. Metinde, cezaevinde tecridi protesto etmek için fedai eylem yapan Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam ve Medya Çınar’ın durumuna dikkat çekildi.

Bu oldukça acil bir konu 

Öcalan’ın avukatlarının yaptığı 801 başvurunun reddedildiği ve telefon hakkının 20 yıldır kullandırılmadığı hatırlatılan çağrıda, şu ifadelere yer verildi: “Temel insan haklarının, özellikle de yaşam hakkının ve açlık grevindeki mahpusların sağlık haklarının ihlaline ilişkin ciddi kaygılarımız bulunmaktadır. İşkencenin ve diğer kötü muamele biçimlerinin mutlak olarak yasaklanması, esasen ihlal riski altındadır. Bağımsız komitelerin ve delegasyonların, İmralı Hapishanesini ve Türkiye’deki diğer hapishaneleri ziyaret etmesini sağlamak, tüm mahpusların temel insan haklarına saygı duyulduğundan ve insan hakları hukukunun gerektiği gibi uygulandığından emin olunması için harekete geçmenizi ve Adalet Bakanlığı ile diğer kamu makamlarıyla iletişime geçmenizi rica ediyoruz. Bu oldukça acil bir konu olduğundan, derhal ve olumlu bir yanıt vermenizi rica ederiz.”