
Hafta sonu Amed'de yapılan "Demokratik Özerklikte Ekonomi" sempozyumunu Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) ve Kadın Destek Merkezi birlikte organize etti. DESOB Toplantı Salonu'nda düzenlenen sempozyuma DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, GÜNSİAD Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, ekonomistler, sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda dinleyici katıldı.
Açılış konuşmasını yapan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, bölgenin ve belki de dünyanın en önemli sorunun Kürt sorunu olduğuna dikkat çekerek, Kürt sorununun temelinde, Kürt kimliğinin inkar edilmesi ve Kürt halkının statüsüz bırakılmasının yattığını söyledi. Çözüm projelerinin Demokratik Özerklik Projesi olduğunu söyleyen Tuğluk, "Buradan kamuoyuna net bir biçimde söylemek istiyorum bu proje ülkeyi bölme projesi değildir. Bilakis Kürt sorununun demokratik bir biçimde çözüme kavuşmasını sağlayacak, birlikte yaşamı esas alan bir çözüm modelidir" dedi.
Toplumu dönüştürme projesi
Aysel Tuğluk, tüm ülke için özerklik istediklerini belirterek "Biz sadece Kürtler için değil, ülkemizdeki herkes için Demokratik Özerklik istiyoruz. Çünkü bu projenin Kürt sorununun çözümünü de içeren bir toplumsal, demokratik dönüşüm projesi olduğunu düşünüyoruz. Bütün ezilen grupların kolektif varlığını güvenceye alacak, demokratik bir çoğulluk kurmak gereklidir" diye konuştu. Tuğluk Kürt sorununun çözümü için radikal demokrasi istediklerini anlattığı konuşmasında şöyle dedi: "Bütünsel bir devrimci projesi olarak Demokratik Özerklik komünalizmi esas alan, her çözümü demokratik olarak yeniden inşa sürecine dahil eden bir programdır. Çünkü biz Kürt sorununu bir demokratik sorun olarak tanımlıyor, çözümümüzü de radikal bir demokrasi projesi olan Demokratik Özerklik olarak ortaya koyuyoruz. Ne eksik ne fazla, Kürt sorununun çözümünde radikal demokrasi istiyoruz."
Kapitalist bencil ahlaka karşı, dayanışmacı ahlakın gündeme alınması gerektiğini belirten Tuğluk, "Bunun için Demokratik Özerklikte ekonomi, kamusal hizmetlerde demokratik özyönetim, fabrika konseyleri, kolektif tarımsal üretim kooperatifleri ve tüketici birlikleri gibi kurumsallaşmaları da gündemine alarak tartışmaya açmalı, toplumu sermaye tekelleri ve piyasanın kıskacından kurtarmanın yollarını aramalıdır" dedi.
4 oturum yapıldı
Sempozyumda "İktisat: Matematik versus Politika", "Kavramın yeniden üretimi: İktisat, Özerklik, Yönetim, Devlet", "Özerklik: Maliye Politikası değil, Yeni Bir Toplum İnşası" ve "Hayaletin Aynasında Emek: Ruh Çağırma ya da Yeniden" adlı 4 oturum yapıldı. Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Metin Özuğurlu, Prof. Dr. Fuat Ercan, Prof. Dr. Mesut Yeğen, Dr. Mustafa Sönmez, Arzu Çerkezoğlu, Çetin Gürer, Demir Küçükaydın, Ali Ergin Demirhan, Ömer Kamil Kartal ve Dr. İbrahim Okçuoğlu da bulunuyordu.
Dünkü bölümde "Özerklik: Maliye Politikası değil, Yeni bir Toplum İnşası" tartışıldı. "Benim Kürt kardeşim: siyasetin ölümü, yasanın cinayeti" başlığı altında sunum yapan Çetin Gürer, Abdullah Öcalan'sız bir özerklik tartışmasının yürütülemeyeceğini belirterek, bu kavramı ortaya atan ve biçimi belirleyen kişinin Öcalan olduğunu söyledi.
AKP hükümeti ile birlikte bir "Kürt kardeş" tanımının ortaya atıldığını ve Kürt kimliğinin tanındığını ifade eden Gürer, kimliğin tanınmasına karşın Kürt ulusunun haklarının daha fazla dışlanarak, kabul edilmediğini ifade etti. Gürer, "Demokratik Özerklik her şeyden önce yeniden bir ulusu inşa etme projesidir. Böyle bir inşa projesini dil ve kimlik ile sınırlı tutmak bu talebi boşa çıkartmak anlamına gelir" dedi.
Ardından sunum yapan Demir Küçükaydın, konuşmasına Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anarak başladı. Dünyada demokrasi kavramının gelişmişlik ile orantılı tutulmaya çalışıldığını dile getiren Küçükaydın, bu kavramın tersten işletilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa'da demokrasi kavramının geçmişte o topraklarda gelişen devrimler sayesinde yerleştiğini söyleyen Küçükaydın, bu nedenden dolayı Avrupa'daki kralların haklarının bile buradaki bir komiserin haklarından daha sınırlıdır. Bu durum demokrasi bilinci gelişmiş işçi sınıfının ayağa kalkışları ile sağlanıyor" diye konuştu.
"Neoliberalizm kültürel özgürlük sağlar mı?" başlığı ile sunum yapan Ali Ergin Demirhan da, Arap baharına değinerek, bu ülkelerin iktidarlarının emperyalist güçlerin en büyük dostları iken isyanlar sırasında emperyalist güçlerin sanki halktan yanaymış gibi davrandığını belirtti.
Haber hazırlandığı sırada sempozyum devam ediyordu.
DİHA/AMED