BDP Grup toplantısında konuşan HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Seçimlerden yeni çıktıklarını hatırlatan Kürkçü, "Yerel seçimler, BDP ve partimizin gelecekte yeni planlar yapacağımız kimi sonuçları ortaya çıktı. Hiçbir hazırlığı yokken, sadece 4 ay içerisinde HDP iç hayatımız ve içinde yaşadığımız evren koşullarında bir ölüm perendesi atmaya zorlanmış ama ayakları üzerine oturmuştur. Bu koşulları görmeksizin öne sürülen bütün mülahazalar, boş laftan ibarettir" dedi.

Başta BDP olmak üzere bütün politik güç kaynaklarına güvendiklerini dile getiren Kürkçü, şunun altını çizdi: "Yerel seçimler sosyal ittifaklar içerisinde doğan, bir kirli iktidar mücadelesinin yol açtığı kutupsallık içinde heder edildi."


'Gerçekler öğreticidir'
Her şeye karşın gerçeklerin öğretici olduğunu dile getiren Kürkçü, ilk işlerinin kendilerine çeki düzen vermek olduğunu ifade etti. Kürkçü, şöyle devam etti: "Kısa bir seçim molasının ardından yeniden örgütlenme, parlamento ve parlamento dışında halklarımızın özgürlük ve demokrasi umudunu yeniden parlatmaktır. Bunu çok büyük ihtiyacımız var. Çünkü geçtiğimiz yıl Sayın Öcalan'ın açtığı, barış ve demokratik siyaset yolunun doğurduğu umutlar, hükümetin barışı maddi dayanaklara kavuşturmak için elle tutulur hiçbir adım atmaması yüzünden, barışın can suyu olan özgürlük ve siyasi katılım alanlarını genişletmek yerine siyasi İslamcı rakipleriyle tutuştuğu iç savaş ile beslediği koyu bir baskıcılığa yönelmesi, Kürdistan'da giderek yaygın bir bıkkınlık ve umutsuzluk, Türkiye'de ise bir aldırmasızlık ve umursamazlık havasının doğmasına yol açıyor."


Havada asılı olan soru
Yerel seçimler ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri arasındaki süreçte havada asılı olan sorunun, 30 Mart öncesindeki soru ile aynı olduğunu kaydeden Kürkçü, şu açıklamalarda bulundu: "Türkiye demokrasi yolunda mı ilerleyecek, yoksa artan baskı ve yasakların ima ettiği gibi otoriterleşen, diktatoryal, gitgide faşizme açılan bir yönetim altına mı girecek? Bu sorununun yanıtı Kürt sorununun çözümü için açılmış olan sürecin nereye evrileceğine sıkı sıkıya bağlıdır. Seçim sonuçlarının gösterdiği, AKP'nin ve Erdoğan'ın tutturduğu yolun bir çıkmaz sokağa yöneldiğidir. Yuvarlamalı, toparlamalı hesaplamalar kimseyi yanıltmasın, başta AKP olmak üzere kimseyi aldatmasın, sonuçlar iktidar partisinin siyasal konumunu korusa da, toplusal desteğinin daralttığını göstermektedir." 


30 yılın deneyimi
Son 30 yılın siyasi tablosuna göz attıldığında Kürt sorununa çözüm getirmeyen bütün hükümetlerin, birer birer siyasi kadavraya dönüştüğünü, iktidar partilerinin birer birer yok olduğunu hatırlatan Kürkçü, bu gidişle AKP'nin tabelalarının da ineceği günlerin çok uzak olmadığını ifade etti. Kürkçü, şunları belirtti: "Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü, bir başka bahara ertelenecek noktayı çoktan aşmıştır. Cumhurbaşkanlığı tartışmalarıyla, paralel devlet kavgalarıyla, yapay gündemlerle Kürt sorunu artık idare edilemez. Bu ülkenin temel sorunu, Ağustos'ta Çankaya koltuğuna kimin oturacağı meselesi değildir. Asıl mesele, çözüm süreci nasıl ve hangi adımlarla ilerletilecek, esas üzerinde durmamız gereken budur."
Çözüm isteyen bunları yapmaz
Türkiye'nin Çankaya yolunda koltuk sevdası için terleyen Cumhurbaşkanı adaylarına ihtiyacı olmadığının altını çizen Kürkçü, şunları vurguladı: "Bu ülkenin, çözüm ve barış yolunda gerçekten terleyen, çaba gösteren, emek sarfeden liderlere ve yöneticilere ihtiyacı var. Oysa hükümetin son aylardaki icraatlarına baktığımızda gördüğümüz tablo şu; Kürdistan'ı dörde bölün Irak ve Suriye hattında gerginlik var. Çatışma riski giderek artıyor ve büyüyor. Özellikle kalekol inşaatlarının hızlanması, askeri birliklerin sınır hattında yoğunlaşması ve kalekol inşaatlarını protesto eden halka karşı sert müdahalelerde bulunulması gerginliği arttırıyor. Bunlar çözüm hedefi ve niyeti olan bir hükümetin, uygulamaları olamaz. Çözüm isteyen bir hükümet kalekol yapmaz, sınıra asker yığmaz. Çözümü hedefleyen hükümet sınırda değil, Ankara'da parlamentoda demokratik yasal adımlarla halkın karşısına çıkar."


ANKARA




Erdoğan'dan tehdit

Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Adana'da tutuklamaları yaptıran savcıyı "vatansever" ilan ederken, tutuklananları serbest bırakanları ise eleştirdi. Erdoğan, "Adliye koridorlarından o çeteleri ve şebekeyi kesinlikle temizleyeceğiz. 35 yıllık bir sürecin temizliğini yapacağız. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz" diyerek tehditler savurdu.


Bahçeli: Şaibelidir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, "Başbakan samimiyette çoktan sınıfta kalmıştır. 17 ve 25 Aralık tarihlerinde yapılan yolsuzluk operasyonunu darbeyle ilişkilendirmek samimiyetsizlik değil midir? Bize göre başbakan samimiyetsiz ve şaibeli bir kişiliktir" dedi.


'Gestapo modeli geliyor'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, "Türkiye süratle bir istihbarat devletine dönüşüyor. Almanya'da Gestapo'yu kurdular. Yasal mıydı? Yasaldı. Ama devlete değil partiye istihbarat veriyordu. Aynı olay yaşanıyor. Yeni bir Gestapo modeli geliyor. Tüm yurttaşlarım dikkatli olsun" dedi.