
BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile Amed Milletvekili Altan Tan, çözüm sürecinde gelinen aşama ve sürecin bundan sonraki seyriyle ilgili gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Öcalan, KCK ve BDP olarak Türkiye’nin demokrasi güçleriyle birlikte içeride ve dışarıda yaşanan tüm provokasyonlara rağmen bu süreci büyük bir kararlılıkla sürdürdüklerini, tıkanma noktalarını aşmak için demokratik çözüm siyasetinde ısrar ettiklerini hatırlatan Buldan, “Hükümet bir yıldan bu yana tek bir adım atmadı. En acil ve hassas konu olan hasta tutsaklar konusunda bile -ki bu sürecin koşulu değildir, insani bir durumdur- tek bir adım atmadı” dedi.
‘Süreç ciddi risk altında’
Gelinen noktada sürecin çok ciddi risklerle karşı karşıya olduğunun altını çizen Buldan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Herkesin, en başta da hükümetin bu tehlikeyi görmesi gerekir. 8 Şubat’ta Sayın Öcalan’la gerçekleştirdiğimiz 16’ıncı görüşme diğer 15 görüşmeden çok farklıydı. Görüşmemizde Sayın Öcalan, anlamlı derin müzakerelere geçilmemesi durumunda sürece katkı sunma koşullarının ortadan kalkacağına dair çok ciddi tespit, değerlendirme ve uyarılar yapmıştır. Biz sürecin kritik bir noktada olduğunun herkes tarafından görülmesi için son görüşmedeki tespit ve uyarıları, yine süreci bu noktaya getiren gelişmeleri değerli halkımızla, demokratik kamuoyu ve Türkiye toplumuyla paylaşmak istiyoruz:
* Süreç tek yanlı olarak bizim çabalarımızla ilerliyor. Herhangi bir anlaşma yoktur.
* Bu sürecin bundan sonra gidebilmesi için proje ortaya konulmalıdır.
* Yasal demokratik reformları gerçekleştirmesi için önünde hiçbir engel bulunmayan hükümet, bu bir yıllık süreci açıkça tüketmiş, bir fırsat olarak değerlendirmemiştir.
* Biz büyük bir demokratik çözüme ve barışa hazırız. Hükümete baktığımızda ise bırakalım hazır olmaya, böyle bir kararı var mıdır? Net değil. AKP’de Kürt sorunu devam etsin hükümetimiz kalsın anlayışı var. Bu durum sorunu ağırlaştırıyor.
* Hükümetin, İmralı’daki devlet heyeti görüşmelerini bir zaman kazanma taktiği olarak kullanması iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemez.
Yasal statüye kavuşmalı
Buldan, çözüm sürecinde Kürt Halk Önderi Öcalan’ın atılmasını istediği adımlara ilişkin şunları aktardı: “Çözüm sürecinde Sayın Öcalan’ın atılmasını istediği adımlarla ilgili başlıklar şöyledir: Sürecin yasal statüye kavuşturulması, İzleme kurullarının oluşturulması, 8 komisyonla ilgili başlıkların müzakereye açılması. Ancak bugüne değin bu adımların hiç birisi atılmamıştır. İmralı’da yürüyen görüşmelerin bir çerçeve sözleşmeye kavuşturulması gerekirdi. Karşılıklı sözleşme yapmamız.”
Cevap bekleyen sorular
Buldan, Öcalan’ın son görüşmede şu soruları dile getirdiğini ifade etti:
* Yasal çerçeve olmadan Mexmûr’dan insanlar nasıl gelecek?
* Orada çocukların anadilde eğitimi var, geldiklerinde anadilde eğitim görebilecekler mi?
* Kendilerine saldırılara karşı güvenliklerini sağlayabilecekler mi?
* Hukuki sorunları nasıl çözülecek?
* Hasta tutsaklar konusunda bile adım atılmazken dışarıdaki insanlar hükümete niye güvensin?
Parlamento en ilgisiz kurum
Parlamento’nun da bu süreçte çok geri bir noktada durduğunu ifade eden Buldan, Öcalan’ın da ‘En ilgisiz kurum’ sözleriyle eleştirdiğini aktardı. Buldan, “Meclis tutanaklarından Kürt ve Kürdistan ifadelerinin çıkarılmasını ‘inkarın’, ‘tanımamanın’ bir devamı olarak gördüğünü belirtmiş, bunu ‘başa dönme’ olarak değerlendirmiştir” dedi.
CHP çözüm karşıtı pozisyonda
CHP’nin de bu süreçte çözümün bir parçası olmak yerine neredeyse çözümün karşısında duran bir pozisyon aldığını kaydeden Buldan, “Nitekim Sayın Öcalan, CHP’nin tutumunu ‘inkar politikasına su taşıma’ olarak nitelendirmiş ve eleştirmiştir” diye konuştu.
Hakikatları Araştırma Komisyonu
“Bir diğer önemli nokta da; paralel devlet örgütlenmesidir. Biz her defasında bunun altını çizdik, çiziyoruz. Kürt sorunu çözülmeden paralel örgütlenmeler tasfiye olmaz. Son yaşanan gelişmeler de bunu teyit etmektedir. Kürt sorunu çözülmediği için paralel örgütlenme bugün hükümeti de kuşatır hale gelmiştir” diyen Buldan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama hükümet nedense paralel yapıyla hesaplaşma noktasında ciddi bir adım ortaya koymuş değildir. Sayın Öcalan hükümetin duyarsızlığını ‘Halen paralel devletin neler yapabileceğinin farkında bile değiller’ sözüyle dile getirmiş ve uyarmıştır. Bugüne değin tüm çabalarımıza ve çağrılarımıza rağmen hakikatleri araştırma komisyonu kurulmadı.”
Rojava ve süreç bütündür
Rojava’daki gelişmeleri tüm kamuoyunun yakından takip ettiğini belirten Buldan, “Bizim için Rojava’daki gelişmeler ve çözüm süreci bir bütündür. Gerek Sayın Öcalan devlet heyetiyle gerekse de biz hükümetle yürüttüğümüz görüşmelerde bu konunun altını çizdik. Hükümeti Rojava’da izlediği yanlış politikalar konusunda uyardık. Sayın Öcalan defalarca çıkış yolunu gösterdi, izlenen yanlış dış politikanın Türkiye’yi bataklığa sürüklediğini söyledi. Rojava’dan çıkışın Kürtlerle tarihsel bir ittifak ilişkisi kurarak mümkün olabileceğini devlet heyetine açıkça belirtti. Ama hükümet yanlışta ısrar etmeye devam ediyor, çetelere desteğini sürdürüyor. En son Başbakan Berlin ziyaretinde PYD’ye karşı mücadele içerisinde olduklarını söyledi. TIR’larda yakalanan malzemelerin çetelere gittiği sabittir. Peki Rojava’da Kürtlerin statüsünü engellemeye çalışan bir AKP Hükümeti içeride çözümü nasıl gerçekleştirecek? İşte bütün bunlar hükümetin yarattığı çok ciddi güven bunalımlarıdır. Bu politika Türkiye’ye kaybettirmektedir” diye konuştu.
Çözmeyen tasfiye olur
“Ne yazık ki yaşanan tüm bu olumsuz gelişmeler sürecin güvenliğini ciddi bir biçimde tehlikeye sokmaktadır. Kendisini yasal açıdan güvence altına alabilmek için bir gecede istediği her yasayı çıkartan bu hükümet, çözüm ve barış sürecinin güvenliğini garanti altına alacak bir yasal adımı ise gündemine almamaktadır” diyen Buldan, şunları söyledi: “Sayın Öcalan’ın bu konuda çok ciddi uyarıları olmuştur. Seçime kadar adım atılmazsa bu sürecin çok ciddi boyutlarda, her yönüyle gözden geçirileceğini, önemli kararlaşmaların yaşanabileceğini devletin, hükümetin görmesi, kamuoyunun bu durumu bilmesi gerekir. Sayın Öcalan aynen şöyle demiştir: ‘Eğer AKP adım atmazsa bunun siyasi faturası kendisi açısından çok ağır olacaktır. Geçmişte Kürt sorununu çözmeyen tasfiye olmuştur.’ Sayın Öcalan’ın şu uyarısını buradan paylaşmak istiyoruz: ‘Bugüne kadar 50 bin kişi öldü. Bir 500 bin kişi daha mı ölsün?’ demiştir. Bu tehlikeyi herkesin görmesi gerekir.”
Öcalan’ın 3 önerisi
Sürecin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi ve çözüme evrilebilmesi için demokratik çıkış yollarının her zamankinden daha fazla olduğunu belirteren Buldan, şunları söyledi:
* Sayın Öcalan, zaman kaybetmeden müzakere aşamasına geçilmesini istemektedir. Sürecin devamı için hükümeti temsilen müzakere heyetlerinin ana başlıkları görüşmek üzere bir an önce Ada’ya gitmesi gerekmektedir.
* Sayın Öcalan’ın dikkat çektiği üzere sürecin yasal statüsü ve hukuksal çerçeve sözleşmesi ile 8 başlıklı komisyon konularında yasal adımların hızla parlamentodan geçmesi gerekir. Sayın Öcalan eğer bu başlıklarda adım atılırsa pek çok konuda çağrı yapabileceğini söylemektedir. Hükümet, bu çağrıyı ciddi bir biçimde gündemine alarak, zaman kaybetmeden gerekli adımları atmalıdır.
* Heyet görüşmelerine dairdir. Kendisi, bu sürecin tek yanlı devlet heyetiyle gidecek bir süreç olmadığını açıkça belirtmektedir. Bu konuda müzakere heyetlerinin olması gerektiğini söylemiştir. Sayın Öcalan ayrıca ayda bir ziyareti yeterli görmemektedir. Haftalık, hatta gerekirse günlük heyetlerin gelmesini talep etmektedir.”
‘Sorumluluk hükümettedir’
Söz konusu adımların sürecin devamı açısından elzem olduğunu ifade eden Buldan, “Biz bu noktada hem sürecin önünü açmak, ilerletmek hem de İmralı sürecini yasal bir mekanizmaya kavuşturmak amacıyla, daha önce sunduğumuz demokratikleşme paketlerinin ardından şimdi de müzakere yasa teklifini hazırladık ve hem hükümete hem Meclis Başkanlığı’na sunacağız. Bu noktadan sonra artık sorumluluk hükümettedir.” diye konuştu.