* Bir yandan övdükleri Öcalan’ın açıklamalarını paylaştıklarını duyuran Türk tarafı, diğer yandan psikolojik savaş eşliğinde Kürt siyasetçilerini aşağılmaya, tehdit etmeye; halka saldırıyı meşrulaştırmaya girişti.

* Başbakan’ın komutu üzerine Türk devlet güçleri de iki haftadır adım atılmasını isteyip karakol ve kalekolllara itiraz eden Lice halkını taradı. Ramazan Baran (26) ve Hacı Baki Akdemir (50) katledildi.


Lice’de karakol ve kalekol karşıtı gösterilere destek eylemine kurşun sıkan Türk askeri, iki yurttaşı katletti, bir kişi de ağır yaralandı. Devlet yetkileri katliamın üstünü ‘silahlı saldırıya karşılık verildi’ diyerek örtmeye çalışırken, görgü tanıklarının ve ulaşılan görüntüler sivil yurttaşların askerler tarafından açıkça infaz edildiğini ortaya koydu.
Çözüm sürecine rağmen yapımına devam edilen karakol ve kalekolların yanı sıra AKP Hükümeti’nin çözümsüzlük politikalarına karşı Amed’in Lice İlçesi’nde direniş halinde olan sivil yurttaşlara 7 Haziran (Cumartesi) akşamı yeniden saldırıldı. Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın uzun süredir dilinden düşmeyen ‘B ve C planını uygularız’ tehdidi, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın Amed’de Cuma günü gerçekleşen ‘Çözüm Çalıştayı’nda ‘Lice’de devlet güçleri devreye girecek’ sözleri ardından, Lice’deki direnişi “bertaraf etme” operasyonu düzenlendi. Lice’ye bağlı Biryas (Yukarı Çalıbükü) köyünde askerler tarafından açılan çapraz ateş sonucu Ramazan Baran (26) ve Hacı Baki Akdemir (50) adlı yurttaşlar yaşamlarını yitirdi. Abdullah Akkulu (19) isimli genç ise ağır yaralandı. Baran ve Akkulu, Amed’e Dicle Tip Fakültesi Hastanesi’ne götürülürken, Akdemir’in cenazesi Lice Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Ateşli silahla vuruldular

Ramazan Baran sırt ve bel bölgesinden arkadan iki kurşunla vuruldu. Ön otopsi raporunda, “Kişinin sırt ve bel bölgesine 2 adet ateşli silah mermi çekirdiği isabet etmiş olup, mermi çekirdeklerinin oluşturduğu yaralanmaların ayrı ayrı öldürücü nitelikte olduğu” belirtildi. Mermi çekirdeğine ulaşılamazken, ölüm nedeninin ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması ve iç kanama olduğu kaydedildi.
Akdemir’in vücuduna ise 2 kurşun isabet ettiği, kurşunlardan birinin sağ sırt bölgesinden girip, sağ memesinin alt kısmını parçalayarak çıktığı; diğerinin de yine sağ baldırından girip, kasık bölgesini parçalayarak çıktığı görüldü.
Sağ şah damarı ve sol akciğerinde ateşli silah ile yaralanma tespit edilen Akkulu, ameliyat edilirken, hayati tehlikesinin devam ettiği belirtildi.

Çapraz ateşe tuttular

Görgü tanıkları, yolun her iki yakasında günlerdir kazdıkları mevzide konumlanmış durumda bulunan askerlerin yol kapatma eylemi yapan yaklaşık 20 kişilik grubu çapraz ateşe tuttuğunu belirtti. Ateşin yaklaşık 15-20 dakika boyunca devam ettiği kaydedildi. DİHA’nın görüntülediği asker mevzilerinde yüzlerce boş kovanın yanı sıra kullanılmamış MG-3 ve M-16 marka silahlara ait mermiler görüldü. Akdemir’in vurulduğu noktanın birkaç metre ilerisinde ise “bubi tuzağı” bulundu.

Hastane önünde saldırı

Devlet güçlerinin saldırısı hastane önüne de taştı. Olayın duyulması üzerine Dicle Üniversitesi Hastanesi önüne akın eden yurttaşlara polis gaz bombası ve tazyikli suyla saldırırken, kitle ise taşlarla karşılık verdi. Halk, hastane önündeki bekleyişini sürdürürken otopsinin tamamlanması ardından Baran’ın cenazesi kitlesel bir yürüyüşle defin töreni öncesinde bekletileceği Fiskaya Mahallesi’ndeki Kalekapı Kurşunlu Camisi’ne götürüldü. Yürüyüş boyunca “HPG cepheye misillemeye”, “Şer şer şer em aşîtî naxazin” ve “Şehîd namirin” sloganı atıldı.

Cenazeyi kaçırmak istediler

Hacı Baki Akdemir’in cenazesi ise Lice’deki hastane otopsi işlemleri için yeterli donanıma sahip olmadığı gerekçesiyle Malatya’ya götürülmek istendi. Amed’e götürülse de kentte gerginlik çıkacağı ileri sürdü. Cenazenin Malatya’ya kaçırılma girişimine ailesi ve yurttaşların tepki gösterince savcılık geri adım attı. Hastane önündeki zırhlı araçlar ve TOMA’lar da geri çekilmek zorunda kaldı. Lice’de otopsisi yapılan Akdemir’in ölüm nedeninin savcı tarafından rapora “arbede” olarak yazdırılmak istenmesi ise tartışmaya neden oldu. Halkın tepkisi üzerine savcı bu tutumundan vazgeçti. Aile avukatının katılmadığı otopsinin ön raporu da aileye verilmedi.
 
Eşgüdümlü saldırı

Biryas köyünde yurttaşlara yönelik silahlı saldırının gerçekleştiği saatlerde günlerdir süren direnişin merkezi konumunda bulunan Cellik bölgesindeki yurttaşlara da saldırı gerçekleştirildi. Buradaki çatışmalarda da 4 yurttaş yaralandı. Bölgede askerlerin halkın üzerine rastgele ateş ettiği ve askeri helikopterlerin alçak uçuşlar yaptığı bildirildi. Yine askerler tarafından sık sık aydınlatma mermilerinin kullanıldığı ve şimdiye kadar kullanılan gazdan farklı bir gaz türün kullanıldığı aktarıldı.

Vali meşrulaştırdı

Diyarbakır Valiliği, yaptığı açıklamada yurttaşlara yönelik açık infazı meşrulaştırmaya çalıştı. Sivil yurttaşlara yönelik saldırının “güvenlik güçlerine yapılan silahlı saldırı sonucu” olduğu ileri sürüldü. Açıklamada, “07.06.2014 günü saat 18.00 sıralarında Diyarbakır - Bingöl karayolunun güvenliğini sağlayan güvenlik güçlerine yapılan silahlı saldırı sonucu, çıkan çatışmada 2 saldırgan yaralanmıştır. Askeri helikopter ile Dicle Üniversitesi Hastanesine kaldırılan saldırganlardan 1’i yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Diğer saldırgan ve yaralanan 1 askerin tedavisi sürmektedir” denildi.

Genelkurmay ‘terörist’ dedi

Genelkurmay ise yaptığı açıklamada katlettiği Ramazan Baran’ı “terörist” ilan etti kullandı. Genelkurmay açıklamasında bölgedeki jandarmaya el yapımı patlayıcı ve molotofkokteyli ile saldırı düzenlendiğini, “3 örgüt mensubu kitlenin içinden askerlere ateş açtı”ğı ileri sürüldü. Yapılan saldırıya askerlerin karşılık verdiğini savunularak, “Açılan karşı ateş sırasında, bölücü terör örgütünün şehir yapılanmasında faaliyet gösteren bir terörist mevzilere sızma girişimi esnasında yaralandı. Yaralı personel ve terörist, saat 19.00’da helikopterle Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine sevk edilirken, yaralı terörist hastanede vefat etti” denildi. Dicle’ye sevk edilen ağır yaralı Abdullah Akkulu’dan ismi verilmeden “ateşli silahla yaralan şahıs” diye bahseden Genelkurmay, katledilen Hacı Baki Akdemir’i ise görmezden geldi.

Bakanlık soruşturacakmış

Katliama yönelik tepkiler üzerine ise İçişleri Bakanlığı soruşturma başlatmak zorunda kaldı. Bakanlıktan yapılan açıklamada olaylarda iki kişinin hayatını kaybettiği kaydedilerek, bir askerin de yaralandığı ifade edildi. Açıklamada, “Konunun kapsamlı bir şekilde soruşturulması için Bakanlığımızca Mülkiye müfettişleri görevlendirilmiştir” denildi.

DİHA görüntülere ulaştı Çapraz ateşe tutuldular

Devlet yetkililerinin ‘çatışma çıktı’ diyerek gizlemeye çalıştığı katliamın görüntülerine Dicle Haber Ajansı ulaştı.
Olay sırasında amatör bir kameraman tarafından kaydedilen yaklaşık yedi dakikalık görüntü, katliamın nasıl gerçekleştiğini gözler önüne seriyor. Olay anına ait görüntülerde askerin dört bir yandan grubu yaylım çapraz ateşe tutuğu görülüyor. Görüntülerde 15-20 kişilik aralarında kadınların da bulunduğu gruba askerler iki tepedeki mevziden rastgele ateş açıyor. Kimi askerlerin zırhlı araçları kendilerine siper ettiği, karayolu üzerindeki zırhlı araçlardan da yurttaşlar üzerine ateş açıldığı görülüyor. Tarama sırasında askerlerin oldukça rahat hareket ettiği ve dakikalarca ateş ettiği kayıttan anlaşılıyor. Kayıt boyunca askerlerin silah seslerinin hiç susmaması dikkat çekiyor. Görüntülerde askerlerin ilk yaylım ateşinden sonra, ölü ve yaralıların bulunduğu bölgeye doğru ilerleyerek taramaya devam ettiği görülüyor. Bölgede bulunan yurttaşların savunmasız olduğu ve yandaş medyanın iddia ettiği gibi silahlı olmadıkları da açıkça görülüyor. Yine askerlerin olay sırasında mevzilenme ihtiyacı duymaması ve rahatça etrafa ateş açması da, karşı bir ateşin olmadığını gösteriyor. Askerler ilk ateş sonrası ölü ve yaralıların olduğu bölgeye doğru ateş ederek yürümesi ve hiçbir askeri tedbir alma ihtiyacı duymaması da, yandaş medyanın, “Askerlere ateş açıldı” yalanının gözler önüne seriyor. 



Görgü tanığı anlattı
DİHA’ya konuşan görgü tanığı Bayram Erdem ise “Akşam saat 6 civarında evde kitap okurken birden silah sesleri duymaya başladım. Hem tepenin üst kısmında bulunan askerlerin, hem yolun alt tarafında bulunan askerlerin hem de yol üzerindeki zırhlı araçlardan ateş açılıyordu. Yaklaşık 20 kişi vardı eylem yapan” dedi. Her taraftan rastgele ateş edildiğine dikkat çeken Erdem, şunları söyledi: “Yaklaşık 20-30 dakikanın ardından yolun alt kısmında bir gencin boğazından vurulduğunu gördüm. Tepenin üstünde de iki kişinin vurulduğunu gördüm. Askerlerin bir kişiyi yerde sürüklediğini de gördüm.”
Daha sonra iki helikopterin olay yeri üzerinden uçuş yaptığını belirten Erdem, yaralıları almadan olay yerinden ayrıldığını ifade etti. Hemen ambulansı aradığını söyleyen Erdem, şöyle konuştu: “Ancak Lice beni Diyarbakır’a yönlendirdi. Diyarbakır’ı da arayınca bana orası mahrumiyet bölgesi gönderemeyiz yanıtını verdiler. Bir kişinin cenazelerini asker olay yerinden götürdü. Daha sonra köylüler araziyi tararken tarlanın içinde Baki Akdemir’in cenazesini buldular.”

AMED