DAİŞ, YPG güçlerinin etkili savaşı sonucu Rojava'da gerilerken, Suriye'nin diğer bölgeleri ile Irak'ta ise ilerleyişini sürdürüyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ile Katar'ın tehlikeli ittifakı da bölgede süren savaşı ciddi düzeyde etkileyecek türden. Ortadoğu'daki gelişmeleri yakından takip eden Ortadoğu Barış Araştırmaları Merkezi (IMPR) Başkanı Doç. Dr. Veysel Ayhan, Dicle Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede, beş yıldır kanlı bir savaşla büyük bir yıkıma uğrayan ve DAİŞ'in güçlenmesiyle insani felakete sürüklenen Suriye'de çözümün Kürtlerin ortaya koyduğu demokratik birlikte yaşam paradigmasında olduğuna dikkat çekti. 


Kobanê zaferi Kürtlerin elini güçlendirdi

Kürtlerin Kobanê zaferiyle birlikte uluslarası güçler tarafından dikkate alındığının görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Veysel Ayhan, şunları söyledi: "Kobanê ile birlikte Rojava Kürtleri uluslar arası güçler tarafından bölgesel bir aktör olarak görülmeye başlandı. Kürtlerle işbirliğine daha stratejik bir önem atfetmeye başlandı. Kürtler ittifaka dönük ciddi işbirlikleri geliştirmeye başladılar. Bu Suriye'nin ve Rojava'nın yeniden şekillenmesinde tarihi bir noktadır. Kürtler kendi topraklarını koruyabilecek inanca ve güce sahip olduklarını gösterdiler. Uluslar arası toplum da burada demokratik zeminde siyaset üreten, saldırgan bir pozisyon almayan bir Kürt toplumu olduğunu gördü. Ancak Kürtler ile uluslar arası güçler arasında uzun yıllara dayanan bir güvensizlik var ve bu tam anlamıyla aşılmış değil. Ama uluslar arası güçler artık şunu görüyor, çıkış paradigmasını ve felsefesini sadece Kürt hareketi sunuyor. Suriye'de kanlı mübadeleden çıkışın tek yolu Kürtlerin sunduğu demokratik birlikte yaşam ve buna dayanan paradigmadır. Diğerlerinin pratiği ve felsefesi bölgede ayrıştırıyor, kapsayıcı değil. Bununla bölgede istikrar sağlanamayacağı da görüldü."


Müdahale savaşı şiddetlendirir

İran, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi bölge güçlerinin dayattığı hegamonik politikaların ve müdahalelerin bölgedeki çatışmayı şiddetlendirdiğini belirten Ayhan, "Demokratik çözüm dışındaki bütün çözümler; Irak, Suriye, Yemen gibi modeller ortaya çıkarır. Bu ülkelerde askeri yöntemlerle sorunlar çözülmeye çalışıldı ama bu politikanın yarattığı büyük yıkımlar ortada" dedi


Türkiye Suriye'ye girer mi?

Ayhan, Türkiye'nin Suudi Arabistan ile birlikte Suriye'ye müdahale etme ihtimali konusunda ise şunları söyledi: "Bölgede devlet olmayan aktörlerin savaşları var. Devletin müdahale etmesi için bütün bu aktörlerin devreden çıkması gerekir. Bunlar varken siz onları desteklersiniz, silah verirsiniz, istihbarat paylaşırsınız. Devletler diğer aktörler başarısız kaldığı zaman devreye girer. O aktörler zaten onun yapacağı işi yapıyorken, neden kendisi devreye girsin ki?"


Birlik olmamak yenilgi getirdi

DAİŞ'in Rojava'da gerilemesine rağmen Suriye'nin diğer bölgeleri ile Irak'ta ilerlemesini de değerlendiren Ayhan, Ramadi'de DAİŞ'in daha önce de güçlü olduğunu belirterek, "Bölgedeki çatışmalar bir mezhep çatışmasına dönüştü. Irak ordudan yoksun bir şekilde çatışmayı paramiliter gruplar üzerinden götürdü. Irak'ta bizim gördüğümüz şey şu; herkes kesim kendi paramiliter örgütlerini ve birimlerini oluşturarak, gücüne göre pozisyonunu belirledi. Ortak hareket edilemediği için de DAİŞ'e karşı başarı sağlanamıyor" tespitini yaptı. 


DAİŞ birlikte yaşam imkanını yıktı

Akademisyen Ayhan, savaşlarla yıkıma uğrayan, istikrarsızlık ve güvensizliğin hakim olduğu bölgenin geleceği konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı: "Ortadoğu'da geçmişte halklar birlikte yaşayabiliyordu. Ancak kimi büyük Sünni aşiretler de DAİŞ'in zulmüne ve katliamlarına ortak olduğu için artık halklar arasında güven kalmadı ve bölgede eskiye dönüş mümkün gözükmüyor."


 HABER MERKEZİ