Belçika’nın başkenti Brüksel’de önceki gün başlayan 8. Kürt Konferansı’na dün de devam edildi. Yabancı konukların yanı sıra Güney Kürdistan’dan bu yıl katılımların fazla olması dikkat çekti.
Avrupa Parlamentosu (AP), bu yıl 8’incisi düzenlenen Kürt Konferansı’na evsahipliği yapıyor. „AB, Türkiye ve Kürtler’’ konferansı, AB Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) ile Avrupa Parlamentosu (AP) Avrupa Sol Grubu GUE/ENG tarafından organize ediliyor. İki günlük konferansın son gününde sabah başlayan ilk panelde İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan konuştu. Türkdoğan, yeni anayasa çalışmasında Türkiye’nin farklı kesimlerinin gözönünde bulundurulmasını istedi. Türkdoğan, „Farklı dillerin konumu çok önemlidir. Savaş suçları, inkar suçları, soykırıma suçları gibi çok önemli suçlar bu yeni anayasada yer bulmalıdır“ dedi. Türkdoğan, son olarak Türkiye’de çatışmasızlık ortamının oluşması için silahların susmasını, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın muhatap alınması ve müzakerelerin sürmesini istedi.
„Yeni Bir Anayasa için Anahtar Kriterler: Azınlık ve Dil Hakları“ üzerine konuşan insan hakları aktivisti ve gazeteci-yazar Ayhan Bilgen, „Anadille savunma yapmak, soruşturma gerekçesidir. Çatışmanın halen devam etmesinin nedeni temel hakların halen tanınmamış olmasındandır. Türk varlığı dışında her şey bölücülükle suçlanıyor. Anayasada farklı statüler güvence altına alınmalıdır. Kürtler kendilerini Türklerle eşit seviyede görmek istiyorlar. Silah bırakmanın müzakere şartı olarak ileri sürülmesi barış sürecine engel oluyor. Yine özgür bir tartışma ortamı yok edilmek isteniyor“ dedi.
Gazeteci-yazar aktivist Ayşegül Devecioğlu da, mutlaka seçim barajının indirilmesi, fikir ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, „Eğer bugün insanlar ‘yeni bir anayasaya ihtiyacımız vardır’ diyorlarsa, bu artık bardağın taşırdığını gösteriyor“ şeklinde konuştu.
Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Kemal Bülbül de „Etnik kimliğimin Kürt, ikinci olarak dini kimliğimin Alevi olmasından kaynaklı olarak iki temel baskı altındayım. Osmanlıdan bu yana 5 kere anayasa yapılmıştır. Bu anayasaları tamamı askerler tarafından devletin ihtiyacı doğrultusunda yapılmışlardır“ dedi.
Prof. İhsan Dağı, halen Türkiye’nın Kürt sorunu gibi ciddi bir sorunu olduğunu belirtti. Türkiye’nin şu anda 12 Eylül Türkiyesi ile benzer yanlarının olmadığını belirten Dağı, dünyanın gördüğü Türkiye ile konuşmacıların anlattığı Türkiye’nin örtüşmediğini iddia etti. Dağı, „Kürt sorununun çözümünü anayasaya yansıtamazsak bile Kürt kimliği üzeinde haklar temelinde yeni bir düzenleme mümkündür“ dedi.
İngiltere’de İnsan Hakları Komisyonu üyesi Michaael Ivers ise yapılacak bir anayasada evrensel olarak kabul görmüş hakların yer alması gerektiğini belitti.

Kürtçeye anayasal güvence

Güney Afrikalı yargıç ve AB Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) Yönetim Kurulu Üyesi Essa Moosa, konferansta, Güney Afrika deneyimi ve Apartheid rejimine karşı verilen özgürlük mücadelesini anlattı.
„Halkların hakları ve anayasal mücadeleler ve tartışmalar“ konusunda Hindistan Jawaharlal Nehru Üniversitesi’nden (New Delhi) Prof. Dr. Kemal Mitra Chenoy konuştu. Hindistan’da 24 dilin anayasal resmiyeti olduğunu belirten Chenoy, Kürtçenin de Türkiye anayasasında kabul edilmesi gerektiğini söyledi. „Eğer insanlar silaha sarılıyorsa, bu devletin yaptıkları ve yapmadıklarından kaynaklı“ diyen Chenoy, Türkiye’de demokratik ve eşit bir anayasanın şart olduğunu, bunun için Güney Afrika deneyiminden öğrenilmesi gerektiğini dile getirdi.
„Güç/Federalizm ve Konfederalizm devri, Avrupa deneyleri „ konusunda ise İngiltere Milletvekili MP Hywel Williams konuştu. Williams, Gal halkının verdiği mücadeleyi anlattı: „Hükümetlerin bu konudaki çıkarları ve baskıları olsa da Gal Bölgesi savaştı ve haklarını elde etti. Bu Kürt ve diğer halklara örnek olmalı.“
 
Türker: Memleket koca bir cezaevi

„Türk Parlamentosu ve yeni anayasa: anayasal ve siyasi değişim için gerekli şartları nelerdir?“ konusunda BDP Milletvekili Ayla Akat Ata konuştu. Türkiye ve Kürdistan’da yaşananları ele alan Ata, şunları söyledi: „AKP’nin sorunları çözmek değil, hükmetme derdi var. Bu haliyle Türkiye’de toplumsal ve demokratik bir açılımın hazırlanması mümkün değildir. Anayasa tartışmalarının özgürlükler temelinde yapılmalı, toplumsal muhalefetin de katılması gerekiyor.“
Oturumda son olarak konuşan Yıldırım Türker, İhsan Dağı’nın askeri cunta dönemi ile bugünü karşılaştırmasını eleştirerek, „Aynı zamanda bizi iyimserliğe ve sabretmeye çağıran dil çok sıkıcı oldu“ dedi. Leyla Zana üzerine yapılan konuşmalara değinen Türker, şunları söyledi: „Kürtler için memleketin koskoca bir cezaevi olduğunu görmüyor musuz? Benim için Zana’nın bu konuda dışarıda olması mutluluk getiriyor. Fakat bu memleket herkes için cezaevidir.“


NİHAL BAYRAM - BRÜKSEL