Rojava'da kanton yönetimleri şeklinde uygulanan Demokratik Özerklik modeli bir çok kesim tarafından kabul görüyor. Suriyeli muhalif siyasetçi ve akademisyen Arif Dalila da iç savaşın sona ermesi için Şam'da rejim ile Kürtlerin de dahil olduğu tüm muhaliflerin davet edildiği bir konferansın düzenlenmesi gerektiğini ifade ederken, "Çözüm Rojava modelinin tüm ülkede uygulanmasında" dedi.

Suriye'de dördüncü yılına giren iç savaş, ülkeyi yerle bir ederken, 100 bini aşkın insanın ölümüne, milyonlarcasının ise ülkeyi terk etmesine sebep oldu. Ortadoğu'nun merkezi konumunda olan Suriye'deki iç savaş, sadece bölge halkı için değil tüm insanlık açısından içler acısı bir durum ortaya çıkardı. Ülkenin böylesi bir kaosa sürüklenmesinde, rejim ile kimi dış destekli muhaliflerin tekçi, otoriter ve mezhepsel politikalarının yanısıra ülkeyi yıkıma uğratan bu zihniyeti el üstünde tutan küresel ve bölgesel güçlerin de rolü var. ABD ile Rusya'nın himayesinde, BM'nin arabulucuğunda Kürtler dahil sahadaki gerçek muhalefet dışlanarak toplanan Cenevre 2 Konferansı, bu zihniyetin iflasıdır. Peki bölgesel ve küresel güçlerin müdahalesiyle iç savaşın kızıştığı Suriye'de barışçıl çözüm halen mümkün mü? Cenevre 2'ye alternatif çözümler var mı? Savaşın sona ermesi için kime ne tür görevler düşüyor. Tüm bunları Suriye'deki Reform Hareketi'nin önde gelen isimlerinden olan Şam Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin eski Dekanı Arif Dalila'ya sorduk.

İç savaşın cehenneme dönüştürdüğü Suriye'nin kurtarılması halen mümkün mü?

Suriye'deki tekçi zihniyet, iç savaşı devam ettirdiği taktirde Suriye'nin kurtarılması ancak bir hayal olur. Demem o ki Suriye iç savaşının sonlandırılması konusunda ne rejimin kendi başına kararlar alma yetkisi var ne de Cenevre görüşmelerinde yer alan ve muhalefetin sadece bir kısmını temsil eden güçlerin. Cenevre 2'de bulunan bu her iki taraf, sadece ve sadece kendilerini bağlayan kararlar alabilirler. Zira ne Araplar, ne Kürtler ne Sünniler ne de diğer farklı azınlıklar, iki tarafa bundan fazlasını yapma hakkını tanımıyor.

Cenevre 2'ye alternatif bir çözüm nasıl olmalı?

Bu süreçte bizlere yani muhaliflere önemli roller düşmekte. Birincisi barışçıl, siyasi bir çözüm için diyalog ortamını oluşturmamız gerekiyor. Hem rejime hem de muhalefete sağlıklı kararlar almaları için olanak sağlamamız gerekiyor. Çözüm için hem rejimin hem de iç muhalefetin soruna askeri değil siyasi yaklaşımı şarttır. Ülkedeki tüm muhalif güçlerin de siyasi zeminde ortak talepler çerçevesinde tek güç olması gerekiyor. Ortak bir hedef belirlenerek ve o hedefe odaklı hareket edilmeli. Muhaliflerin talepleri toplumun tüm kesimini kapsamalı.

Söz ettiğiniz muhalif girişim, BM'den bağımsız mı olmalı?

Evet siyaseten bağımsız olmalı fakat organizasyonun içinde Birleşmiş Milletler olabilir. Ki ben zaten Cenevre 2'de arabulucuk yapan BM'nin Suriye Özel Temsilcisi Lahkdar Brahimi'ye tüm muhaliflerin içinde yer alacağı bir konferans önerisi yaptım. Bu konferansa bütün muhaliflerin yanısıra Suriye'deki sivil toplum kuruluşlarının da temsilcileri katılmalı. Ayrıca konferans bir-iki günle sınırlandırılmamalı. Böyle bir konferans uzun vadeli olmalı ve sorunun çözümüne kadar devam etmeli. Basına kapalı olmalı. Yine bu konferansta tekçi zihniyetten vazgeçilerek, toplumun tümünü kapsayan kararlar alınmalı. Sorunlar ele alınırken de bölgesel olmalı. Bunun için bölgesel gruplar, örgütler, partiler, sivil toplum kuruluşları muhatap alınmalı. BM de taraflara eşit yaklaşmalı ve tarafsız gözlemci statüsünde konferansa katılmalı.

Peki bu konferans nerede yapılmalı?

Bu konferansı Suriyeli sivil toplum kuruluşları Suriye'de organize etmeli. Eğer dışarıda yapılırsa, müdahalelerle karşı karşıya kalırız ki bu da çözümsüzlüğe sürekler konferansı. Birleşmiş Milletler sadece konferansın güvenliğini sağlamalı. Böyle bir konferansla BM'nin eski Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu 6 maddelik planı hayata geçebilir. (2012 tarihli plana göre, öncelikle ateşkes ilan edilecek, silahlar susacak ardından siyasi süreç başlayacak. Planda ülkede geçiş süreci sağlanması amacıyla muhalefetin de dahil olduğu bir 'Ulusal Birlik Hükümeti' kurulması öneriliyor.)

Konferansta öncelikler ne olmalı?

Öncelikle hem rejim hem de muhalifler 'savaşı biz kazandık, biz kazanacağız' fikrinden vazgeçmeli. Suriye'deki savaş sadece muhalifler ile rejim arasında değil. Bu arenada bölgesel ve küresel güçler de var. Böylesi bir durumda silahla sorun çözülmeyecek. Bugün silahla kazanan yarın yenilgiye mahkumdur. Dahası bu savaş, Suriye'ye ve halka daha fazla acı verecek, daha fazla kayıplara yol açacaktır. Konferansta ele alınması gereken ikinci konu ise ekonomik kalkınmanın tekrardan hayata geçirilmesi olmalıdır.
Rojava'da Kürtler Demokratik Özerklik temelinde kanton modelini uyguluyor. Siz, bu model hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bugün Rojava'nın içinde bulunduğu durum bütün Suriyelileri yakından ilgilendirmektedir. Kürtlerin sorunu Suriye'nin sorunudur. Talepleri de demokratik bir haktır. Kürtlerin demokratik talepleri sadece Rojava ile sınırlandırılmamalı. Kürtlerin talepleri aynı zamanda Suriyelilerin de talebidir. Dolasıyla Kürtlerin sorunlarının çözülmesi ve desteklenmesi gerekiyor.

Kürtler de önerdiğiniz konferansa davet edilmeli mi?

Kesinlikle. Zira böylesi bir konferansta Kürtlerin rolü çok önemli. Suriye'deki sorun Kürtsüz çözülemez. Yapılmasını önerdiğim konferansta Rojava'daki model bütün Suriye için ele alınmalıdır. Çünkü Rojava modeli kimi bölgesel soruların çözümünde alternatif olabilir.

Arif Dalila Kimdir?
1949 Lazkiye doğumlu Arif Dalila, Suriyeli bir ekonomist ve düşünürdür. Moskova Üniversitesi'nde doktora yaptıktan sonra Kuveyt'te çalışan Dalila, Şam Üniversitesi'nde İktisat Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı. Ancak dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad'ın ekonomi politikalarını eleştirmesiyle görevinden alındı. 2001 yılında ise demokratik ve çoğulcu bir anayasa yapılması yönünde çağrı yapmasından dolayı rejim tarafından 'silahlı isyana teşvik' suçlamasıyla tutuklandı. 2008 yılındaki bir afla cezaevinden çıkan Dalila, Suriye'de olayların başlamasından sonra fikirlerini Beşar Esad'la paylaşmıştı.


MUSTAFA İLHAN