
KJB Koordinasyonu üyesi Ronahi Serhad, ANF’nin güncel gelişmeler ve Kürt Ulusal Kadın Konferansı hakkındaki sorularını yanıtladı. Serhad, “Kürt kadınları, siyasi gidişatın yön tayininde ciddi toplumsal bir güçtür. Bu gücünü en etkili bir biçimde kadınların ve halkların özgürlüğü temelinde hayata geçirmenin rolünü üstlenmiştir. Bunun gereklerini yerine getirmenin tartışmalarını Hewlêr Konferansı’nda yapacak, çözüm stratejilerini ortaya koyup politikalarını belirleyecektir” dedi.
Şimdiki siyasi tabloyu değerlendirdiğinizde Türkiye’nin rolünü nasıl görüyorsunuz?
AKP hükümeti, Kürtlere karşı savaş ve imha stratejisi izlemektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türk devleti bu siyaseti sürmektedir. Bir kez daha bu kararını Ortadoğu’daki gelişmelere paralel vermiştir. Tercihini emperyalist uluslararası hegamonik güçlerden yana koymuştur. Bu durumda kendi hesabına göre ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Ortadoğu’yu yeniden işgal harekâtında kazanacak olan güç ABD olacak. Türkiye’yi ilgilendiren esas konu Kürtlerin geleceğidir. Yaşanan alt üst oluş süreci Kürt halkının da özgür geleceğini hür iradesiyle belirlemenin fırsatını sunmaktadır.
Türkiye Kürtlerin hiçbir hak elde etmemesi, süregeldiği gibi köle kalması, statü elde etmemesi üzerinden iç ve dış politikasını belirlemiştir. Kürt halkının mücadelesinin tasfiyesi karşılığında ABD’ye her türlü desteği vermeyi hatta emir eri olmayı kabul etmiştir. Bu anlaşmayı Ortadoğu’daki statükocu, diktatör rejimler sarsılmaya başlamadan önce anti-Kürt ittifakı temelinde çok sıkı bir ilişki içinde olduğu Iran-Suriye-Irak-ABD’yle yapmıştı.
Cezaevleri ve Strasburg’da açlık grevleri sürüyor. Bu durum karşısında Türk devletinin ve Avrupa’nın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu durumdan AKP hükümeti, ABD ve Avrupa devletleri sorumludur. Kürt halkı Önderliğimizin yaşamını, özgürlüğünü ve sağlığını kendine yaklaşım olarak ortaya koymuştur. AKP, Kürt halkının dört parçadaki varlığına ve kazanımlarına karşı düşmanlık yapmaktadır. Bu nedenle Kadın Hareketi olarak ‘Önder Apo’yu özgürleştirelim, Soykırıma Son Verelim’ şiarıyla ulusal direniş mücadelesini başlattık ve bu mücadele ‘Edî Bese, An Azadî An Azadî’ hamlesiyle sürdürülmektedir. Zindanda, Strasburg’da da tecride, siyasi-askeri operasyonlara son verilmesi talebiyle bu direniş sürecine katılım sağlanmıştır. Gelinen aşama kritik, şehadetlere yol açabilir. Avrupa Konseyi’ni, CPT’yi, Türkiye’deki ilerici kamuoyunu derhal harekete geçmeye çağırıyorum.
Ulusal Kürt Kadın Konferansı planlanıyor. Bu çalışmanın nasıl bir sonuç yaratacağını düşünüyorsunuz?
Kürt halkının bunu kendi kimliğiyle kurumsallaştırması, ortak politikalar belirlemesi, tehdit altında ve tehlikede olduğundan ortak savunma gücünü oluşturması, siyasi sınırları engel görmeden her türlü dayanışma içinde olması, geleceğine dönük ortak adımlar atması açısından son derece önemlidir. Kürt kadınları, siyasi gidişatın yön tayininde ciddi toplumsal bir güçtür. Bunun gereklerini yerine getirmenin tartışmalarını Hewlêr konferansında yapacak, çözüm stratejilerini ortaya koyup politikalarını belirleyecektir. Ulusumuzun, toplumumuzun, yaşamımızın, kaderimizin ve Ortadoğu’nun geleceğini erkeğin insafına, egemen siyasete, egemen erkek kültürünün kararlarına bırakamayız. Karar verecek, aldığımız kararları hayata geçirebilecek, yanlışa dur diyebileceğiz.
Bu konferansın Amed Konferansı’ndan farkı sizce ne olabilir?
Kürt kadınları ulusal birlik konferansının ilkini Amed’de 2010 yılında yaptı. Amed Konferansı’nın aldığı karar gereğince, düşünülen ulusal konferansın Hewlêr’de yapılması kararı alındı. İlk Amed buluşmasının Hewler konferansıyla daha köklü, kalıcı gelişmelere yol açacağını düşünüyoruz.
Hewlêr’deki 2. Konferans Kürdistan kadınların durumunu değerlendirerek sosyal, kültürel, ekonomik ve eğitim alanında çözüm politikaları oluşturmak zorundadır. Hem geleneksel kültürden, gericilikten kaynaklı hem bizzat egemen sistem politikalarından, ayırımcı yasalarından kaynaklı sorunları tartışacaktır.
Konferans Kürt kadın iradesinin kurumlaşmasında nasıl bir gelişme ortaya çıkaracak?
Her şeyden önce ulusal nitelikte olabilmesi için dört parça ve yurtdışında yaşayan Kürt kadınlarının dengeli katılımı önem taşıyor. Kendimize göre belirleyemeyiz. Bazı temel kriterler vardır, bunların mutlaka gözetilmesi gerekmektedir. Kürdistan parçalarının nüfus yoğunluğu ve kadınların mücadele düzeyi göz önünde bulundurulmak durumundadır. Elbette hem bağımsız kadın hareketleri, örgütleri var hem siyasi partilerde faaliyet yürüten, mücadele eden kadınlar var, hem kadın alanında önemli çalışmalar yürüten şahsiyetler ya da kadın olarak toplumsal duyarlılığı yüksek kadın şahsiyetler var. Tüm bu çevrelerin, kesimlerin dışında tutulmadan, hiçbir gerekçe ya da engel ileri sürmeden katılmalarına imkan sağlamak bir demokrasi kriteridir. Aksi halde demokratik ve ulusal yönü zayıf kalır.
Takip ettiğimiz kadarıyla Kadın Hareketi olarak konferanslara erkek katılımcı davet etmediniz. Bunun nedenini açıklar mısınız?
Kadın özgürlük sorunu güncel siyasi söylemlerle ele alınabilecek bir-iki pratik ekonomik paketle, sığınma evleriyle ya da anayasa da kadın-aile bölümünün yeniden düzenlenmesi yapılmasını çok aşan ideolojik bir sorundur. Sümer rahiplerinden bu yana süre gelen erkek devlet, tanrı, kral, koca olarak günümüze kadar gelen zihniyet ideolojik bir tasarımdır. Bunun dili, kültürü, ahlakı, siyaseti, devleti, ordusu, toplumu oluşturuldu. Erkek egemen ideolojiye karşı kadın kurtuluş ideolojisiyle yaklaşılması esastır. Kadın özgürlük mücadelesi radikal demokrasi mücadelesini, erkek egemen zihniyet formlarına, diline, politikasına karşı güçlü bir savaşı her alanda vermeyi gerektirir. Bu nedenle mesele sadece fiziki olarak erkeğin katılıp katılmaması meselesi değildir. İlkeseldir. Bir erkek şahsiyetin konferansa katılım talebinde, girişiminde bulunması kuşkusuz kadın iradesine müdahale, hakaret ve saygısızlık olur. Bunu Kürt kadınları asla kabul etmez. Erkek gölgesi düşmüş olur ve bu kadınlar açısından ve demokrasi, özgürlük mücadelesi veren Kürt toplumu açısından çok olumsuz sonuçlar doğurur.
Son olarak; tarihi, kritik bir süreçte gerçekleşecek olan konferansın başarılı geçeceğine inanıyor ve tüm Kürt kadınlarının, Ortadoğulu kadınlara ve halklarımıza özgür yaşamı gerçekleştirme temelinde üzerine düşen görevleri başarıyla yerine getireceğine dair umutlarımı yineliyorum.
ÖZGÜR SERHAT - ANF/BEHDÎNAN