Çözüm süreci, yaklaşan genel seçimler ve AKP Hükümeti'nin halka karşı sürdürdüğü kanlı saldırılar karışık bir politik ortam yaratıyor. Bölgedeki çatışmalar ve gelişmeler de, Türkiye'deki ortamı doğrudan etkiliyor.
Kürdistan halkı, Rojava'da uğradığı kanlı soykırım saldırılarına karşı dişiyle, tırnağıyla direndi ve saldırganları püskürttü. Özellikle Kobanê direnişi bütün dünyada ezilenlerin sempatisini, desteğini kazandı. Bugün Şengal işgali kırılıyor ve Êzîdî Kürt halkın, Süryani-Asurilerin kadim vatanı yeniden özgürleşiyor.
Bu gelişmeler, Kürdistan halkının ve tüm ezilenlerin özgürlüğüne dayanan yeni bir dünyayı zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk kavranıp kabullenilmedikçe çözüm yolunda ilerlemek de zor görünüyor.
Ne var ki AKP Hükümeti'nin bunu anlaması-kabullenmesi için daha çok zaman gerekiyor. Belki bunu anlayamadan defteri dürülecek ve yıkılıp gidecek.
Çözüm demek demokratikleşme, herkese-bütün farklılıklara özgürlük, eşitlik ve adalet demektir.
Katliamcıların, katillerin, hırsızların, soyguncuların yargılanması demektir.
AKP ise bu konuda adım atmayı bırakın, bunları inkara devam ediyor. Yanlışlarda ısrar ve inat ediyor. DAİŞ, Hüda-Par ve diğer işbirlikçileriyle halkın özgürlük mücadelesini saptırmaya, bastırmaya çalışıyor.
Yeni bir "Demokratik Cumhuriyet" olacaksa, eski cumhuriyetin muhasebesi yapılmalıdır. Bu da Mustafa Suphilerden bu yana bütün faili meçhul denilen devlet katliamlarının açığa çıkarılması demektir. AKP ise demagojik olarak bazen Dersim'i diline dolasa da, hiçbir devlet katliamını ortaya çıkarmıyor. Tersine üstünü örtüyor. Eskileri bırakalım, AKP iktidarında işlenen hangi devlet cinayeti ya da katliamı açıklığa kavuşturuldu, hangisinin failleri yargılandı?
Uğur'un, Ceylan'ın, en son Cizre'de katledilen 14 yaşındaki Ümit Kurt'un ve yüzlerce çocuğun katilleri nerede?
Hrant Dink'in katilleri nerede?
Roboskî Katliamı'nın failleri niçin yargılanamıyor?
Gezi direnişinde katledilen gençlerin failleri niye meçhul bırakıldı?
Sakine-Fidan ve Leyla'nın Paris'te katledilmesi niye açıklığa kavuşturulmuyor?
6-8 Ekim serhildanlarında ve Kobanê-Pirsus arasında katledilen onlarca insanın katilleri kim?
Zindanlarda tedavisi yapılmadığı için birer birer can veren devrimcilerin katili AKP diktası değil mi?
Süregelen kadın kıyımının gerçek sorumluları kimdir?
Bunlar açığa kavuşmadan demokratik çözüm, barış ve huzur olabilir mi?
Bu kargaşa ve çatışmalar içinde seçim günü yaklaşıyor.
Seçimlerin sağlıklı-demokratik bir ortamda yapılamayacağı çok açık. Buna rağmen seçimler ve sonuçları önemlidir. Çünkü, AKP kendi meşruiyetini seçimlere ve sandıklara dayandırmaktadır. Bu tek sahte dayanak da yıkılmalıdır.
Bu seçimlerde HDP'nin rolü ne olabilir, Alevilerin-sol ve demokratik güçlerin, diğer ezilenlerin tavrı ne olmalı?
Bu konuları tartışmaya devam edeceğiz.