
Başkaya: Nasıl siyaset yapacak?
Operasyonlarla legal siyaset alanının kurutulmaya çalışıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Fikret Başkaya ise bu gidişle legal alanda siyaset yapmak isteyen kimsenin dışarıda kalmayacağını söyledi. Bunun kabul edilebilir olmadığını kaydeden Başkaya, "Bir taraftan da 'Meclise buyurun' diyor bir yandan da siyaset yapan kadrolarını hapse atıyorsun. Sen partinin alt tarafını budarsan nasıl siyaset yapacak?" diye sordu. Operasyonların hukukun bu ülkede bir karşılığı olmadığını gösterdiğini belirten Başkaya, "Hukuksuzluk yaşanıyor. Bu Terörle Mücadele Kanunu oldukça, bu zihniyet oldukça Türkiye'de demokrasi var olamaz" dedi.
Katırcıoğlu: Yanlış yoldalar
Akademisyen Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ise tepkisini söyle dile getirdi: "Başbakan Erdoğan'ın bu meseleyi kendi yöntemlerine göre bir an önce çözmek istediği anlaşılıyor. Başbakan Kürt siyasetini tasfiye ederek bu yola devam etmeyi planlıyor. Pazarlık masasında gücü elinde bulundurmak isteyen Hükümet, Kürtlerin üzerine gidersem taleplerinden vazgeçerler diye düşünüyor. Ama Kürt sorunu bu yolla çözülebilecek bir sorun değil. Çünkü PKK de KCK de bugün yaşanılan problemin nedeni, değil sonucudur. Bu operasyonlar Kürt sorununu çözümsüzlüğe iten bir yol. "
Aydın: Uzun vadeli hesap
"Israrla sürdürülen bu operasyonlar ne yazık ki Türkiye'nin demokratikleşme projesinden uzaklaştığını gösteriyor" diyen Yazar Erdoğan Aydın da AKP'nin uzun vadeli hesaplarının kısa dönem yansımasının KCK adı altında yürütülen operasyonlar olduğunu söyledi. "Öyle görünüyor ki Hükümet önümüzdeki yerel seçimler ve onu takip edecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine Türk-İslam sentezinin ve otoriter devlet geleneğinin bütün olanaklarını kullanarak gitmek kararlılığında" diyen Aydın şöyle devam etti:"Bu ise sadece Kürt halkının acılarını arttırmakla yetinmeyip aynı zamanda bir bütün olarak Türkiye'nin sadece çok cılız olan demokratikleşme olanaklarını ortadan kaldıracaktır. Bunun ise haklarımız yanı sıra ekmeğimize de çok olumsuz yansıması olacaktır. Ekmeğimizi etimizi çok daha pahalı yiyeceğimiz yeşil karta olan muhtaçlığımızın artacağı sosyal devletin kurumsal tasfiyesinin daha da derinleşeceği bir Türkiye KCK operasyonlarında ısrar eden AKP'nin bize yazdığı kader olacaktır."
"Başbakan savcı gibi davranıyor" diyerek tepkisini dile getiren Aydın, 88 yıllık tarihinde yargının hep politik merkeze bağımlı olarak çalıştığını söyledi. Aydın, "Bu cumhuriyetin tek parti döneminde de Dersim'deki süreçle ilgili de böyle olmuştur sonraki adına demokrasi denilen çok partili dönemde de böyle olmuştur ne yazık ki askeri vesayetin tasfiye dildiği günümüzde de böyle olmaktadır. Muktedirlerin sözleri tepkileri yargı mekanizmasının kendisine vazifesi çıkarması için vesile oluyor" diye konuştu.
Mavioğlu: Operasyonların izahı yok
"İyice iktidarlaşan medya ve iktidar mensupları ne derse desin, KCK operasyonlarının Kürtlerin yasal siyaset alanından tasfiyesini hedeflediği, tümden yasadışı alana itilmek istendiği gerçeğini iyice su yüzüne çıkarmış durumda" değerlendirmesi yapan Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu da tepkisini şöyle diye getirdi: "Seçilmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleriyle başlayan operasyon dalgası, geçtiğimiz günlerde BDP'nin siyaset akademisiyle yolları şu ya da bu nedenle kesişmiş herkesin cezaevine gönderilmesiyle yeni bir aşamaya geldi. Son operasyon dalgasının ise içeri atılarak seslerinin kesilmesi hedeflenen Kürt siyasetçilerinin savunmasız bırakılmasına yönelik olduğu aşikârdır."
47 avukatın gözaltına alınması, bürolarında arama yapılmasının ne hukukla, ne demokrasiyle ne de insan haklarıyla bağdaştığına dikkat çeken Mavioğlu, "Avukat müvekkil mahremiyetinin avukat bürosu baskınlarıyla ağır biçimde çiğnenmiş olması karşısında iki lafın birinde 'hukukun üstünlüğü' söylemine sarılanların ne diyeceklerini açıkçası merak ediyorum. Üstelik son operasyon dalgası, hukuka ve hukukçulara saldırı ile de sınırlı kalmadı. Özgür Gündem gazetesi de basıldı. Kuruluş tarihi boyunca bombalanan, çalışanları öldürülen bu gazetenin hedef alınmasını, basın özgürlüğünün bu ülkede eksiksiz işlediği görüşünü hiç utanıp sıkılmadan dile getirenlere havale ediyorum" diyerek tepkisini dile getirdi.
Doğan: Devlet intikam alıyor
Avukat Erdal Doğan ise şunları söyledi: "47 avukatın doğrudan gözaltına alınması, bir hukukçu olarak beni kaygılandırıyor. Özellikle yapılan baskınlarda gözaltına alınan avukatların 'KCK' diye yürütülen soruşturmalarda yargılanan kişilerin avukatlığını yapması, müvekkil-avukat ilişkisini, avukatlık meslek ilişkisinin korunması gerekirken, hukuki güvenceyi ortadan kaldırıcı işler yapılıyor. Yapılan baskınların bu noktaya gelmesi toplumsal savunmayı çökertmeye yöneliktir. Artık net bir şekilde görülüyor ki 'KCK operasyonları' siyasi bir linç, intikam alma noktasına gelmiştir."