- Mehmet Ağar’ın Cumhur İttifakı’nın ortağı olduğunu söyleyen İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, “AKP, MHP, ulusalcılar, devlet içi devlet legal-illegal bütün yapılar ittifak halindedir" dedi.
Şimdi birisinin ifşaatlarda bulunduğunu kaydeden Türkdoğan, şunların altını çizdi: "Kürt meselesi çözülmeden olmaz. Kürt sorunun çözümsüzlüğü üzerine kurulmuş bir koalisyon var.”
Mehmet Ağar hakkında acilen tutuklama kararı çıkarılması gerektiğini söyleyen İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Ağar ve ekibinin yurt dışına kaçabileceği uyarısında bulundu.
Türk devleti içindeki iktidar çatışması ve yeni döneme uygun çete istihdamından dolayı dışlanan elemanlardan biri olan Sedat Peker, son videosunda iktidar kadrolarının uyuşturucu ticaretinin yanı sıra siyasi infazlarla ilgili bilgiler verdi. Peker’in itiraflarında şu noktalar dikkat çekti:
* Kolombiya’dan başlayıp Venezuela, Panama ve Türkiye’ye uzan yeni kokain ticareti yolu, AKP Genel Başkan Vekili ve son başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun gemilerine bırakıldı. Kokainin, Türkiye’deki ilk adres ise eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın gasp ettiği Bodrum’daki marina. Bu işin ortaklarından biri de Kıbrıs’taki Halil Falyalı.
* İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ailesinden Sadık Soylu, Çevre Bakanlığı’na ait Ankara’daki NEXT Level İşmerkezi’nde ihale paylaşımı yapıyor.
* 1996’da Kıbrıs’ta katledilen gazeteci Kutlu Adalı’nın failleri Mehmet Ağar ve Korkut Eken’dir. Tetikçi olarak önce Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker belirlendi, sonra başka ekibe yaptırıldı.
* Uğur Mumcu’nun katledilmesi, Mehmet Ağar’ın operasyonuydu.
* Behçet Cantürk ve Savaş Buldan gibi Kürt işverenler, Mehmet Ağar’ın, dönemin başbakanı Tansu Çiller’i ikna etmesi sonucu MGK’ye yapılan sunumundan ardından alınan kararla birlikte katledildi. Bazıları ise yüksek meblağlar karşılığında öldürülmedi.
Buldan: Yıllardır söylüyoruz
Sedat Peker’in itiraflarından sonra açıklama yapan HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, iş insanı eşi Savaş Buldan’ın 3 Haziran 1994’te kaçırıldıktan sonra katledildiğini hatırlatarak, “Yıllardır hep söyledik şimdi yine söylüyoruz. Savaş Buldan ve arkadaşları devleti yönetenler tarafından öldürüldü. Cinayeti işleyenler göstermelik yargılandı ve beraat etti. Şimdi yeniden başa dönüyoruz ve yargılanmaları için girişimde bulunacağız” dedi.
Mumcu: Yıkılsın duvar
Peker’in itiraflarının ardından gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun çocukları Özge Mumcu Aybars ve Özgür Mumcu, şunu paylaştı: “Bir ülkede devletin güvenliği ile hukukun güvenliği eş anlamlıdır. Devlet güvenliği adına hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması, demokrasi ve hukuk devleti için ileride onarılmaz yaralar açar. Bu gibi dönemlerde daha soğukkanlı olunmasında sayısız yarar bulunmaktadır. Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmelidir."
Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu da Twitter hesabından, "Senelerdir Uğur Mumcu cinayetinin aydınlatılması için kim ne biliyorsa anlatsın, işin ucu kime dokunuyorsa dokunsun dedik. Bu görüşümüzü korumaya devam ediyoruz. Çekin tuğlaları yıkılsın duvar altında kim kalırsa kalsın" paylaşımı yaptı.
Cumartesi Anneleri’nden çağrı
Yıllardır Galatasaray Meydanı’nda 'faili meçhullerin' açığa çıkarılması için adalet mücadelesi yürüten Cumartesi Anneleri de yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere ter verildi:
“Çeyrek asırdır söylüyoruz: Mehmet Ağar, devletin bilgisi dahilinde, içinde devlet görevlilerinin de olduğu bir suç örgütü kurdu. Bu örgütün faaliyetleri kapsamında evlatlarımız kaybedildi, öldürüldü.
Devletin raporlarında ve mahkeme tutanaklarında da yer alan bu gerçek şimdiye kadar yok sayıldı. İktidarlar failleri ve suçun arkasındaki güçleri ortaya çıkarmak yerine yargı makamları eliyle suçun üstünü örttü.
Hakikatin taşıyıcısı olmaktan, bu suçları hatırlamaktan ve hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Sedat Peker’in açıklamaları karşısında savcıları hemen yasalardan kaynaklanan görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz.”
Ağar kaçmadan tutuklanmalı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan ise Mehmet Ağar’ın cinayetlerden dolayı yargının önünde hesap vermesi için uzun dönemdir hukuki mücadele verdiklerini, Ağar’ın JİTEM ile ilişkisinden dolayı ceza aldığını hatırlattı. Türkdoğan, “Mehmet Ağar, Susurluk’un ardından suç örgütü kurmak ve lideri olmaktan 5 yıl hapis cezası aldı. Mehmet Ağar şu anda tescilli ve hükümlü bir çete reisidir. Cezası da infaz edildi. Suç örgütlerinden bir tanesi de JİTEM’dir. Ağar JİTEM'in neresinde bilemiyoruz. Belki şimdi ortaya çıkacak ama müstakil bir suç örgütü kurduğu ortaya çıktı. Kendisine bağlı ekibinin olduğu gerçeğiyle karşılaştık. Oradan zaten hüküm giydi” şeklinde konuştu.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin aralarında Ağar’ın da bulunduğu Ankara JİTEM Davası’nda 19 kişinin, 'faili meçhul' cinayetlerden yeniden yargılanması kararına ilişkin konuşan Türkdoğan, “Bu çok önemli bir gelişme, çünkü biz yıllardır bunun mücadelesini veriyorduk. Şimdi Peker’in söyledikleri, yeniden açılan davada savunmalarımıza katkı sunacaktır” dedi.
Mehmet Ağar’ın Cumhur İttifakı’nın ortağı olduğunu söyleyen Türkdoğan, şöyle devam etti: “AKP, MHP, ulusalcılar, devlet içi devlet legal-illegal bütün yapılar ittifak halindedir. Bu ittifakın derhal dağılması lazım. AKP’nin hızla Cumhur İttifakı denen, ne olduğu belli olmayan ittifaktan kendini kurtarması lazım. Bunları AKP'lilerin yüzüne kaç defa söyledik. Mehmet Ağar, sizin için nasıl oy toplar, nasıl sizin için miting yapar?” diye sordu.
Türkdoğan, ”Bütün suç örgütleri devlet içerisinde her türlü suçu işliyor. Şimdi birisi ifşalarda bulunuyor. Peker, bugün bizim söylediğimizi söylüyor. Kürt meselesi çözülmeden olmaz. Bu işi dönüp dolaşıyoruz yine aynı noktaya geliyoruz. Kürt sorunun çözümsüzlüğü üzerine kurulmuş bir koalisyon var” diye konuştu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Peker'in Ağar hakkındaki iddialara ilişkin çağrıda bulunan Türkdoğan, Mehmet Ağar hakkında derhal soruşturma açılmasını istedi. Peker’in 'faili meçhul' cinayetlerle ilgili bazı konulara katkı da sunduğunu aktaran Türkdoğan, şunları söyledi: “Türkiye'nin artık Ağar mafyasından kurtulması lazım. Nasıl kurtulacak? Mahkeme Ağar’a, JİTEM davasında bozma kararı vermişti. Ankara JİTEM davasında çok hızlı bir şekilde tutuklama kararı vermesi lazım. Çünkü bu kadar iddiadan sonra Ağar ve ekibi muhtemelen Türkiye’den kaçacaklar. Bunların kaçmaması için bunlar hakkında tutuklama kararı çıkarılması lazım.”
Soylu hesap vermeli
Soylu'nun görevinden alınması gerektiğini söyleyen Türkdoğan, şunları ekledi: “Soylu’nun hesap verme zamanı gelmiştir ama onun hesap verebilmesi için önce o koltuğu terk etmesi lazım. Elbette ki Türkiye siyaset kurumu, Soylu’nun koltuktan alınmasını bir şekilde sağlayacaktır.”
Barolardan suç duyurusu
Amed Barosu, 'faili meçhul' cinayetlerin soruşturma dosyalarının yeniden açılması için ihbarda bulundu. İzmir Barosu da Sedat Peker, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Tolga Ağar ve Erkan Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu.
Amed Barosu, 'faili meçhul' soruşturma dosyalarının yeniden açılarak etkin bir soruşturma yürütülmesi için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulundu. Dilekçede, Peker’in yayınladığı videonun içeriği gözetilerek, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaşanan cinayetlere ilişkin şüphelilerin tespiti ile haklarında etkin bir soruşturma yürütülmesi talep edildi. Söz konusu suçların insanlığa karşı suçlar kategorisinde olduğu ve bu suçlarda zaman aşımının olmadığı kaydedildi.
Başvuruda, "Konuşma içeriğinde geçen şahısların şüpheli sıfatıyla ifadelerin alınması, bahse konu MGK kararının istenilmesi ve delillerin toplanması gerekmektedir. MGK kararıyla devlet içerisinde yapının oluşumunun mevcut olduğu ve faili belli cinayetlerin bu yapının kararı doğrultusunda işlendiği açık olup yeterli şüphe hususu gerçekleştiğinden soruşturmalar yeniden başlatılarak etkin bir şekilde yürütülmelidir” denildi.
İzmir Barosu ise Sedat Peker, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Tolga Ağar, Erkan Yıldırım ve videolar incelenip gerekli araştırmalar yapıldığında savcılıkça tespit edilecek diğer kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. İzmir Barosu tarafından yayınlanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Soruşturmanın selameti açısından, söz konusu iddiaların odağında bulunan Süleyman Soylu'nun derhal İçişleri Bakanlığı görevinden alınması, soruşturmanın hızla başlaması gerekmektedir. Yürütme ve yasamanın temsilcileri ile bunların yakınlarının organize suç örgütü liderleriyle geliştirdikleri hukuk dışı ilişkiler ağının açığa çıkması, iddia edilen uyuşturucu ticareti, cinayet, tecavüz, yağma ve diğer benzeri suçların ivedilikle soruşturulması için söz konusu başvuruyu yapmış bulunmaktadır.”
Ağar hakkında yeniden yargılama
Ankara JİTEM Davası kapsamında zaman aşımı nedeniyle verilen beraat kararı bozuldu. Mehmet Ağar ve diğer sanıklar hakkında yeniden yargılama kararı verildi.
Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında 19 kişinin zorla kaybedilip infaz edilmesine ilişkin açılan Ankara JİTEM Davası’nın Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Aralık 2019’da görülen karar duruşmasında verilen beraat kararı bozuldu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından bozulan kararda, Mehmet Ağar ve diğer sanıklar hakkında yeniden yargılama kararı verildi. Beraat kararını bozan istinaf mahkemesinin kararı ne zaman tebliğ ettiği tartışma konusu oldu. T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre; 5 Nisan’da verilen karar, UYAP’taki mevcut kayıtlara göre 27 Nisan’da sisteme yüklendi. Ancak davanın tarafı avukatların büyük bölümü, Mayıs ayındaki kontrollerinde bile kararı göremediklerini söyledi. Sisteme göre 27 Nisan’da verilen karar, bazı avukatlara birkaç gün önce tebliğ edilmesiyle ortaya çıktı. Kararın öncelikli olarak iletildiği üç avukattan ikisinin cezaevinde olduğu anlaşıldı. 5 Nisan tarihli kararın verilmesinden 12 gün önce, Adalet Bakanlığı’nın Ankara Başsavcılığı kanalıyla, davanın akıbetini sorduğu da ortaya çıktı.
Susurluk-JİTEM davasındaki kararın, Peker’in, 90’lı yıllarda işlenen cinayetlere yönelik itiraflarıyla çakışması, zamanlama konusunda tartışma yarattı. Karar, Peker’in açıklama yaptığı 23 Mayıs’ta verilmedi, ancak kararın varlığından avukatlar 23 Mayıs’ta haberdar olabildi.
Mağdur ailelerin avukatlarından, eski Amed Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar bianet’e yaptığı açıklamada, sanıkların devletin gücünü kullanarak suç işlediğini, üzerine de maddi menfaat elde ettiğini, bu şekilde aslında topluma karşı suç işlemiş olduklarını belirtti. İstinaf mahkemesinin kararını olumlu gördüğünü ifade eden Aktar, “Ancak beraat kararlarının hukuki olmadığını, mahkumiyet gerektiğini ifade edebilecekken sadece delillerin tartışılmasına, tahkikatın genişletilmesine dair bir hüküm verdi” dedi.
Mehmet Emin Aktar, genel konjonktür de değerlendirildiğinde davanın geleceğine iyimser bakamadığını da ekledi: “Cezasızlığın ortadan kalkması için siyasal irade gerekir. İki-üç hakimden kahramanlık bekleyemeyiz. Bu istinaf kararı üzerine bile, iktidara yakın medya kararı veren hakimleri hedef gösterdi. Böyle bir atmosferde umutvar olmak zor ama tabii hukuki mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz.”
Ne olmuştu?
1990'lı yıllarda katledilen iş insanı ve yazarların failleriyle ilgili 20 Aralık 2013'te iddianame düzenlendi. İddianameye göre sanıklar şu isimlerin katledilmesinden suçlandı: Abdülmecit Baskın, Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan.
Davanın sanıkları: Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman.
Sanıklar, "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek" suçundan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı.
Karar, 13 Aralık 2019'da verildi. "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım halen "firari" görüldüğünden dosyasının tefrik edilmesine hükmedildi.
Mehmet Ağar dahil tüm diğer sanıklar beraat etti. Dava süresince ölen Ahmet Demirel yönünden dosyanın düşmesine karar verildi.
Heyet, beraat kararını açıklarken "dosyada hiçbir delil yok" dedi ve müdahil avukatların bu yöndeki hiçbir itirazını dikkate almadı.