Cenevre-3 öncesi Suriye merkezli Ortadoğu’daki yangın daha da körükleniyor. Beş yılı geride bırakan kaosta mezhepçi, statükocu ve global güçlerin alan kapma ve iktidar mücadeleleri devam ederken, her sözde müzakere öncesi taraflar masaya daha güçlü oturmak için yeni hamleler geliştiriyor.
İran ve Suudi Arabistan arasında ile diğer Arap devletleri arasında yaşanan son kriz, aynı kapsamında ele alınabilir. Suudi ile Türkiye arasında Suriye üzerine İran karşıtı planlar herkesçe bilinen bir gerçek. Türkiye’nin Kürt ve Kürdistan karşıtı politika ve saldırıları da malum. Suriye’de oluşacak yeni sistemin dışında kalmak istemeyen İran da yerini sağlama almak istiyor.
Türkiye’nin son olarak Rojava sınırını geçerek işgal girişiminde bulunması, bunu yaparken de PDK’yi yanına alması fotoğrafın başka bir yönü olmakta. Görüşlerine başvurduğumuz ve bölgeyi yakınen takip eden siyasi analistler Türkiye’nin bu yolla provokasyon yaratarak kendisince müdahale gerekçesi oluşturmaya çalıştığına dikkat çekiyor.
Birbiriyle çelişkili ve birden çok etkenin bir arada olduğu, karmaşık bir vekalet savaşının yürütüldüğü mevcut ortamda tarafların geliştirecekleri herhangi bir projenin sonuç almayacağı, önceki denemelerden de zaten anlaşılıyor.
Burada esas üzerinde durulması gereken noktanın, bölgeye çözüm getirebilecek ve yeni sistemin rengini belirlemede belirleyici olacağı kesin olan Demokratik Suriye Meclisi (MSD) olduğunu gerçeğidir.
Neden mi?
1- MSD 8-9 Aralık 2015 tarihlerinde Rojava’nın Cizre Kantonu Derik kentinde yapılan kongre ile ilan edildi. Kongreye Kürt, Arap, Süryani, Türkmen, inanç grupları ve çeşitli bölgelerin ileri gelenleri katılım gösterdi. Böylece 5 yıllık Suriye krizi boyunca ilk defa sorunun esas muhatapları herhangi bir dış güce dayanmadan ülke toprakları üzerinde bir araya geldi. Kongrede meclis ilanının yanı sıra QSD askeri güç olarak kabul edilerek, MSD siyasi temsilci olarak ilan edildi.
2- Aynı tarihlerde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da da kendilerini muhalif olarak tanımlayan ve aralarında Ehrar El-Şam gibi çete gruplarının da bulunduğu güçler bir araya geldi. Ancak toplantıdan öncekilerde olduğu gibi, yine sonuç alamadılar. Tersine MSD’nin etkisi daha fazla oldu. Nitekim, Riyad’taki toplantıya katılan Heyet El-Tensîq (Demokratik Dönüşüm Güçleri) temsilcileri, daha sonra Rojava Özerk bölgesini ziyaret ederek, Rojava’daki siyasi iradeden bağımsız hareket etmelerinin yanlış olduğunu ve Suriye için bir şey yapılacaksa da birlikte yapılması gerektiğini beyan ettiler.
3- MSD’nin eşbaşkanlarının verdiği bilgilere göre, meclisin ilanından hemen sonra Suriye’deki birçok çevre, kurum ve örgüt MSD çatısı altında mücadelelerini sürdürmek istediklerine dair başvuru gerçekleştirdi. MSD yetkilileri de bu kapsamda çalışmalarını sürdürmekte.
4- QSD güçlerinin Hol bölgesindeki başarılarının ardından MSD’yi siyasi temsilcileri olarak kabul etmeleriyle birlikte, özellikle Rakka, Minbic, Cerablus ve Ezaz bölgelerinde halklar ve temsilcileri destek çağrılarında bulunarak, DAİŞ çetelerinden kurtulmak için QSD’den yardım talebinde bulundu.
5- MSD Eşbaşkanı Heysem Mena, Birleşmiş Milletler’e (BM) mektup yazarak, şimdiye kadar Suriye üzerine yapılan plan ve görüşmelerin dış güçlere bağlı yapıldığına ve esas muhataplarının dışta bırakıldığına, dolayısıyla sonuç alınmadığına vurgu yaparak, esas muhatap olan kendilerinin kabul edilmesini talep etti.
Gelişmeler gösteriyor ki, MSD Rojava’nın yanı sıra, Suriye’nin geneli üzerinde de giderek etkili olmaya başladı ve halkın desteğini arkasına alıyor. Yine askeri alanda kendisini kanıtlamış ve halka dayanan bir savunma gücü ile bölgenin güvenliğini sağlayabileceğini gösteriyor. Mevcut durumda resmi olarak henüz kabul görmemiş olsa da, diplomatik alanda etkili olacağa benziyor.
Cenevre öncesi yine hiçbir gücün herhangi bir projesi görünmezken, MSD güçlü seçenek olacağa benziyor. MSD yetkilileri Cenevre -3 konferansına resmi olarak davet edilmediklerini, ancak davet edilmeleri durumunda katılacaklarını ve çözüm projelerini sunacaklarını kaydetti.
Gelişmeler nasıl bir seyir gösterir, önümüzdeki günlerde daha da belirginlik kazanacak.