‘Cumhuriyet tarihi Kürt meselesinin salt güvenlik eksenli politikalarla çözülemeyeceğinin kanıtlarıyla doludur.(…) başka seçeneklerin hayata geçirilmesi, ertelenemeyecek bir ihtiyaç olarak önümüzde durmaktadır. Bu bağlamda siyasi alanın toplumsal barışı sağlayacak demokratik bir çözüm için yeniden düzenlenmesi ve araçların devreye sokulması gerekmektedir.”
Bu tespit ne sosyalistlere, ne de Kürt siyasi çevrelerine ait değildir. Belki şaşıracaksınız ama tespitin sahibi CHP’dir.
O CHP ki Kürt sorunun hem nedeni hem mümessili. O CHP ki, Kürt inkarının ve katliamının baş aktörü. Kürtleri kabul etmeyenlerin, inkar edenlerin ve katledenlerin çözüm yöntemi önerecek duruma gelmeleri kuşku yok ki çok önemlidir.
İnkarın, katliamın sona ermesi; özgürlüğün ve kalıcı barışın gelmesi bakımından umut vericidir.
CHP önerisini şöyle formüle ediyor: “Önerimiz, TBMM bünyesinde bir ‘Toplumsal Mutabakat Komisyonu’ ile sivil alanda, TBMM ile bağlantılı ve koordineli şekilde faaliyet gösterecek bir ‘Akil İnsanlar Grubu’ oluşturulmasını öngörmektedir. Toplumsal Mutabakat Komisyonu, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin eşit katılımıyla toplam 8 üyeden oluşacaktır. Bu komisyonun çalışmalarında yardımcı olacak Akil İnsanlar Grubu ise, yine siyasi partilerin eşit sayıda önerecekleri toplam 13 üyeden oluşacaktır.”
CHP’nin 10 maddelik öneri paketi bir çözüm yolu ve haritası değildir. Çözüm ve yol haritası için bir yöntem sunuyor. CHP diyaloğu ve masayı göstermektedir.
Erdoğan: “CHP’nin attığı adım olumlu bir yaklaşımdır. (…) MHP’nin tavrı ile toplumsal mutabakat olmaz” dedi. Ardından ilgili komisyonun TBMM’de grubu olan partilerin tümünün bir araya gelmemesi durumunda AK Parti ve CHP’nin içinde olduğu ikili bir çalışma önerdi. CHP Başbakan Erdoğan’ın bu önerisini reddetmedi, edemedi.
MHP daha başında projeyi reddetti ve ilgili çalışmayı “şer üçgeni” olarak ifade etti. MHP Toplumsal Mutabakat Komisyonu içinde olmayacağını açık ve yüksek sesle ilan etti. BDP daha ilk günden CHP’nin ilgili önerisine sahip çıktı. TBMM’de grubu bulunan tek Kürt partisi olan BDP daha öncesinde benzer öneriler sunmuştu. Dolayısıyla bu öneriyi reddetmeyecektir. Bunu iktidar partisi ve Başbakan’da biliyor. Başbakan’ın ikili çalışma önerisini BDP’yi sürecin dışında tutma çabası olarak görüyorum.
CHP’nin önerdiği Toplumsal Mutabakat Komisyonu ile Akil İnsanlar grubunun görevinin hükümete ve TBMM’ye sadece öneri üretmek olması projenin en zayıf yanıdır.
AK Parti’nin, MHP’nin olmadığı bir komisyonda BDP’yi istemeyeceği anlaşılıyor.
Erdoğan bununla olası milliyetçi oy kaybının önüne geçmek istiyor. Bu ise projenin bir diğer zayıf yanıdır.
BDP ve Öcalan’ın devre dışı bırakıldığı bir yöntem başarısız olacaktır.
Yerel ve Genel milletvekili seçimlerinin yakın olması ve partilerin şimdiden seçimlere hazırlanıyor olması risk çıtasını aşağılara çeken bir başka faktördür.
AKP iktidarının üslubu üstten ve buyurgan bir tonda.
Başbakan üst perdeden konuşuyor ve tekçi. Bu üslup ve tarz ile yapılacak bir çalışma daha başında kaybetmeye mahkum olur. AK Parti İktidarı ve ana muhalefet partisi buyurgan ve tekçi dilini terk etmedikçe çözüme daha çok uzak olacağız. CHP’nin önerisi buyurgan ve tekçi dilin aşılması için bir şans!
CHP’den gelen ‘Toplumsal Mutabakat Komisyonu’ ve ‘Akil İnsanlar Grubu’ önerisi Çarşamba günü yapılan Kılıçdaroğlu ve Erdoğan görüşmesi ile daha olumlu bir noktaya evrildi.
Siyaset gergin, laubali ve sekter dili uzlaşmacı, yumuşak, çözümleyici ve olumluluğa evrilmenin işaretlerini mi veriyor?
İktidarın dilini aştığımızda ve dile adaleti kattığımızda çözüm gerçekleşmiş olacaktır!
Biraz çaba ve dikkat ile barışta olur, özgürlükte!
Bu ise çözümün yarısıdır!
Çözümün dili!