
33 yılllık destan -7-
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Kürtlerin devlet dışı sistemi olan KCK’nin yanı sıra 2006 yılında devletle demokratik alanın ilkeli uzlaşması olarak belirlediği Demokratik Özerklik kavramını ortaya koydu. KCK, Kürt sorunun demokratik çözüm modeli olarak Demokratik Özerklik’i esas aldığını ilan etti. 2010 yılına kadarda Demokratik Özerklik çözümü devletle diyalog ve müzakere yoluyla geliştirilmesi esas alındı.
Kürt Halk Önderi 2009 yılında demokratik barışçıl çözüm için hazırladığı yol haritasında Demokratik Özerklik’in demokratik ulusun siyasi ayağı olduğunu belirtti ve çözümünü daha da netleştirdi. Fakat tüm barışçıl çabalar karşısında devletin inkar ve imha yaklaşımında diretmesi üzerine Kürt Özgürlük Hareketi yeni bir mücadele dönemine girdi. 4. Mücadele dönemi olarak adlandırılan bu dönemde devletle diyalog yollarının kapalı olmadığı ama Kürt halkının bundan sonra devlet tanısın ya da tanımasın Demokratik Özerklik sistemini kendisinin geliştireceği bunun için devrimci halk savaşı dahil tüm mücadele yöntemlerinin gündemde olduğu deklere edildi.Hedef Demokratik Ulus
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan AKP döneminde geliştirilen tecrit içinde tecrit koşullarında bile yoğunlaşmalarını sürdürdü. Kalemsiz ve kağıtsız bırakıldığı koşullarda bile yeni savunmaların hazırlıklarına başladı. 2009-2011 yılları arasında birbiri ardına 5 ciltlik savunmalarını hazırladı. Bu savunmalarda en fazla üzerinde durulan konular iktidar ve devlet olgularıyla kapitalist moderniteydi. Tarihsel ve sosyolojik olarak düşüncesini daha da rafineleştiren Öcalan kapitalist modernitenin saç ayaklarını çözümledi ve bunun karşısında demokratik modernite kuramını ve dayanması gereken temel ayakları açığa çıkardı. Kapitalist modernitenin üçlü saç ayağı olan ulus devlet-endüstriyalizm ve kapitalizm karşısında demokratik modernitenin demokratik ulus-eko-endüstri-sosyalist pazar olgularını geliştirdi.
Kürt Halk Önderi son değerlendirmelerinde ulus devlet düşüncesinden koparak nasıl demokratik ulus ve bunun sistemi KCK ulaştığını şöyle değerlendiriyor: “Savunmamın önemli bir kısmında uygarlık tarihi boyunca iktidar ve devlet olgusunu çözümlemeye çalıştım. En önemli yoğunlaşmayı ise, günümüzün hakim uygarlığı olan kapitalist modernite bağlamında devlet ve iktidar olgusundaki dönüşümde sergiledim. Özellikle iktidarın ulus-devlete dönüşümünün kapitalizmin temeli olduğunu ortaya koydum. Bu önemli bir tezdi. Kapitalizmin ve iktidarın ulus-devlet modeli biçiminde örgütlenmesi olmadan hegemon sistem haline gelemeyeceğini çözümlemeye çalıştım. Ulus-devlet kapitalist hegemonyayı mümkün kılan en temel araç konumundaydı. Dolayısıyla anti-kapitalizm olarak, kendini tarihsel-toplum şeklinde sunan sosyalizmin, aynı devlet modeline dayanarak, yani reel sosyalist ulus-devlet olarak kendisini inşa edemeyeceğini kanıtlamaya çalıştım. Marks ve Engels’ten kaynaklanan sosyalizmin, ancak merkezî ulus-devletler temelinde inşa edilebileceğine ilişkin görüşlerinin bilimsel sosyalizmin sistemik hatası olduğunu sergilemeye çalıştım. Sosyalizmin genelde devlete, özelde ulus-devlete dayanılarak inşa edilemeyeceğini, bunda ısrarın başta Rus ve Çin reel sosyalizmleri olmak üzere birçok örnekte yaşandığı gibi kapitalizmin en yoz biçimiyle sonuçlanacağı tezini ileri sürdüm. Tarih boyunca yaşanan merkezî uygarlık sistemini, iktidar kavramını ve çağımıza özgü hakim biçim olan kapitalist modernitenin iktidar ve devlet biçimini bu tezin gereği olarak yoğun çözümlemelere tabi tutmak için çaba harcadım. Çıkardığım temel sonuç, sosyalistlerin ulus-devlet ilkesinin olamayacağı, ulusal soruna ilişkin temel çözüm ilkesinin demokratik ulus olması gerektiğidir. Bunun somuttaki ifadesi ise KCK deneyimidir.”
Özgürlük ve dayanışma zihniyeti...
PKK’nin 33. Kuruluş yıldönümünde Kürt Halk Önderinin değerlendirmelerini ve gelişen olaylarla PKK gerçeği anlatmaya çalıştık. Yazımı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın son savunmasındaki Demokratik Ulus ve Demokratik Özerklik arasındaki ilişkiye dair sözlerle noktalayalım: “Ulusu esasta bir zihniyet durumu olarak tanımlamak dinamik bir karakter taşır. Devlet ulusunda ortak zihniyete damgasını vuran milliyetçilik iken, demokratik ulusta özgürlük ve dayanışma bilincidir. Fakat uluslar sadece zihniyet durumlarıyla tanımlanırsa, bu eksik bir tanım olur. Nasıl zihniyetler bedensiz olmazsa, uluslar da bedensiz olamaz. Milliyetçi zihniyetli ulusların bedeni devlet kurumudur. Zaten bu beden nedeniyle bu tür uluslara devlet-ulus denir. Hukuk ve ekonomi kurumları ağır bastığında, bu tür ulusları ayırt etmek için pazar veya hukuk-ulus demek mümkündür. Özgürlük ve dayanışma zihniyetli ulusların bedeni Demokratik Özerkliktir. Demokratik Özerklik esas olarak benzer zihniyeti paylaşan bireyler ve toplulukların kendilerini öz iradeleriyle yönetmeleri anlamına gelir. Buna demokratik yönetim veya otorite demek de mümkündür. Evrenselliğe açık bir tanımdır.
Ulusa ilişkin bu genel tanımların ışığında KCK, Kürt ulusal sorununun çözümünde devlet-ulusçu yaklaşımları reddederek demokratik ulusçu modeli, Kürtlerin ulus olma hakkını veya ulusal toplum olgusuna dönüşümünü Demokratik Özerklikle gerçekleştirmeyi esas alır.” BİTTİ
XEYRÎ BARAN