Çözüm süreci beklenen yol ayrımına gelip dayandı. "Lafla peynir gemisi yürümez" deyimini doğrular nitelikte olan bu gerçeklik, Türk siyasetinde soğuk duş etkisi yaptı. "Bundan sonra ne olacak" sorusunu sormayan neredeyse hiç kimse kalmadı. Gerilim bilinçli, planlı bir şekilde yürütüyor. Toplum, siyasetin ve özellikle Kürt Özgürlük Hareketi’nin sinir uçlarıyla oynama anlamına gelen bu gerilim siyasetinden hükümet belki önceden fayda sağlamış olabilir ama bugünün şartları değişmiştir. Bu kaotik dönemde, Ortadoğu’nun konjonktürü hızla değişiyor. Denklem değiştiği gibi, denklemin kurucuları da yeni hamlelerle proaktif olmaktalar.
Yapay gündem olarak tartıştırılanların peşinden sürüklenen bir muhalefet olsa da, Kürt Özgürlük Hareketi’nin gündemi dört parça Kürdistan’da demokratik çözümdür. PKK Önderi ile yapılan görüşmeleri, bir şantaj aracı olarak kullanmaya kalkmak, şimdiye kadar sökmedi; bundan sonra da sökmeyecek. Sayın Öcalan’ın çözüm sürecindeki rolü biliniyor. Barış gerçekten isteniyorsa, ondan daha iyi bir muhatap bulunamaz.
Bahara kadar bu gerilimi ve kendi yaptığını Kürt Özgürlük Hareketi'ne mal etme siyasetiyle suçlayıcı, şantajcı yaklaşımla süreci oyalamaya devam etmeye kalkan bir hükümet tarihi bir yanılgı yaşar. Kış iklimine güvenip, bütün hesabını buna göre yapacak gibi görünen hükümetin polis ve emniyete verdiği yetkiyle öldürmeyi meşrulaştıran güvenlikçi siyaseti önceki tüm hükümetler uyguladı ve hezimete uğradılar. Demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayan her türlü yasal düzenleme halk ve toplum nezdinde kadük olmaya mahkûmdur.
Ortadoğu yangınından Türkiye’nin kendini korumasının yolu, Kürtleri bir yüzyıl daha statüsüz bırakmaktan geçmiyor. Tam tersine bu yangının Türkiye’ye de sıçramasının sebebi, bu inceltilmiş inkârcı, asimilasyonist siyasettir. Çözümsüzlüğü bir çözüm olarak dayatan hükümet, yenilmeye mahkumdur. Tarih bunun örmekleriyle doludur. Saraylar, köşkler inşa etmekle zaman kaybedileceğine akılcı ve halkçı çözümlere açık olunmalıdır.
AKP, Rojava devrimini yıkmak için IŞİD çetelerine oynadı. Bu destekten bir türlü vazgeçemediler ve bölge denkleminin dışına itildiler. Ortadoğu’daki alt emperyalist emelleri, kursaklarında kaldı. Aynı dönemde Kürt Özgürlük Hareketi’nin siyasal gücü ve etkisi Türkiye ile sınırlı kalmayıp, tüm bölgede açık bir biçimde hissedilir hale geldi. Şengal, Musul, Kerkük ve Rojava’da direnerek Kürt mücadelesinin yönünü belirliyor. Domino etkisiyle bölgesel ve küresel siyasetin bile dikkate aldığı Kürt Özgürlük Hareketi’ne günlük politikalarla yaklaşım kaybettirmeye mahkumdur.
Gümüşhane E Tipi Cezaevi