Asrın Hukuk Bürosu, CPT’nin yetkilerini kullanmamasının İmralı Tecrit Sistemi’ne katkı sunduğunu açıkladı.
Asrın Hukuk Bürosu, İmralı Cezaevi’nde 2018’de yaşanan hak ihlalleri, gelişmeler ve mevcut durumu içeren raporunu paylaştı.
OHAL ve sonrasında kalıcı haline getirilen KHK’ların en sert uygulamasının, 20 yıllık İmralı Tecrit Sistemi tarihinde sıkça karşılaşıldığı gibi İmralı Cezaevi’nde yaşandığı belirtilen raporda, 15 Temmuz 2016’ya kadar sürdürülen keyfi ve hukuksuz tecrit halinin, yasa kılıfı altında devam ettiği kaydedildi. Ancak bu uygulamaların yasa kılıfı altında sürdürülmesinin, hukukilik vasfı kazandırmayacağı gibi bunların evrensel insan hakları ölçülerine göre mahkum edilip mülga edilmesinin önüne geçemeyeceği vurgulandı.
Haklar istisnasız askıya alındı
Raporda, müvekkilleri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’ın da avukat ile görüşme hakkı, aile bireyleriyle görüşme hakkı, telefon ile görüşme hakkı ile mektup, faks ve her türlü iletişim aracılığı ile haberleşme hakkı gibi bir dizi haklarının istisnasız bir şekilde ortadan kaldırıldığı hatırlatıldı. Bu durumun aynı zamanda bir veya birden fazla hakkın ihlalinden öte sistematik işkence anlamına gelen “Mutlak Tecrit” olduğu belirtilen raporda, “Bu açıdan ‘İşkence Yasağı’nın en yoğun ve en derinlikli ihlal edildiği alan olarak İmralı Ada Hapishanesi, müvekkillerin maddi ve manevi bütünlüklerinin korunup korunmadığına yönelik şüphelerin her geçen gün daha da arttığı bir alan haline getirilmiştir” denildi.
Görüşmeler yasaklandı
Son avukat görüşmesinin yapıldığı 27 Temmuz 2011’den sonra 20 Temmuz 2016’ya kadar “müvekkil-avukat” görüşmelerinin tamamının “gemi arızası” ve “hava muhalefeti” gerekçeleriyle hukuksuz ve keyfi bir şekilde engellendiğine yer verilen raporda, şöyle anlatıldı: “Bu tarihten sonra ise görüşme başvuruları Bursa 1. İnfaz Hakimliği’nin kararı gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Söz konusu karar, müvekkillerin dördünün de hükümlü olmasına rağmen kanunun, hükümlü niteliğindeki mahpuslara uygulanması mümkün olmayan maddelerine dayandırıldı. İtiraz sonrası suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olarak sonradan yayınlanan 667 ve 676 sayılı KHK’ların ilgili maddeleri otomatik dayanak haline getirildi. Bu karara göre müvekkiller OHAL süresince yazılı haberleşme, dışarıyla iletişim kurmaktan ve ziyaretçi kabulünden yasaklanmışlardır. 28 Şubat 2018’e kadar görüşme başvuruları bu gerekçeyle engellendi.
Bursa 1. İnfaz Hâkimliği, 2 Mart 2018’de başka bir engelleme kararı aldı. Bu karar KHK ile getirilen ilgili düzenlemelerin 5237 sayılı İnfaz Yasası’na eklenmesi sonucu tesis edildi. İnfaz hakimliği bu kararında müvekkillerimiz ile ilgili olarak ziyaretçi kabulünün yasaklanmasına, yazılı haberleşmeleri ile telefon görüşmelerinin kısıtlanmasına, avukatları ile görüşmelerinin yasaklanmasına ve avukatlarının vereceği belgelerin kısıtlanmasına karar verdi.Karara yapılan itiraz üzerine Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Nisan 2018’de kesin olarak itirazları ayrı ayrı reddederken; yasaklara süre belirleyen düzeltme yapmakla yetindi.
Bursa 1. İnfaz Hakimliği tarafından 2 Mart 2018’de verilen 6 aylık avukat ve aile görüş yasağı uygulaması, 2 Eylül 2018’de son bulması gerekirken yapılan görüş başvurularına karşı 6 Eylül 2018’de yeniden 6 aylık avukat görüş yasağı getirildi, üstelik dayanağı da değişmedi.”
Hukuk tanımaz keyfiyet
Aile görüş başvuruları ile ilgili olarak Bursa 1. İnfaz Hakimliği tarafından 2 Mart 2018’de hukuki bir dayanak olmaksızın kısıtlama kararı verildiği kaydedilen raporda, gerekçe gösterilen yasa maddelerinin hiçbirinde aile ziyaretinin yasaklanması hususunun düzenlenmediği belirtildi. “Buna rağmen aile ziyaretlerinin yasaklanmış olması hukuk tanımaz keyfiyetin çok önemli bir örneğini oluşturmaktadır” denildi. 6 Eylül 2018’de yenilen kararda aile görüş yasağının yer almadığına yer verilen raporda, 10 Eylül 2018’de yapılan aile görüş başvurusuna yine uzun bir süre keyfi olarak “gemi bozuk” cevabı verildiği kaydedildi. Raporda, bir sonraki görüşme başvurusu olan 17 Eylül 2018’de ise İmralı Cezaevi Disiplin Kurulu’nun kararlarıyla 3 aylık aile görüş kısıtlaması olduğu gerekçe yapılıp reddedildiği ifade edildi.
Tüm girişimler sonuçsuz bırakıldı
Disiplin kurulu kararları ile ilgili avukatlar tarafından yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz bırakıldığı, dosyaların adeta kaçırılarak işleme konulduğu ve kesinleştirildiğinin altı çizilen raporda, şöyle devam edildi: “Bursa 1. İnfaz Hakimliği’nde oluşturulan dosyalar Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onaylanarak kesinleştirildi. Ancak ilgili dosyaların içeriği hiçbir şekilde avukatlarla paylaşılmadı. Bildirilir bildirilmez, infaz hakimliğindeki dosyaya vekaletnameli itiraz dilekçesi sunulduğu halde dosyanın hiçbir aşamasına avukatların dahil olmasına izin verilmedi. Disiplin Kurulu ve İnfaz Hakimliği kararı hiçbir şekilde tebliğ edilmedi. Sadece sonuç bölümünün yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesi kararı ancak belirli bir zaman sonra tebliğ edildi.
Talep yazıları mahkeme kararı yerine hukuk dışı ‘tutanak’ yazısıyla reddedildi. Dosyaya bakan 3 ayrı hakim ya sağlık nedeniyle izne ayrıldı ya da görev yeri değiştirildi. Mevcut durumda hala dosyanın içeriğiyle ilgili bir bilgi paylaşılmış değildir. Gerekli itirazlar zamanında yapıldı; sorumluluğu olan yargı görevlileri hakkında şikayet ve suç duyurusunda bulunuldu. 14 Aralık 2018’de üç aylık kısıtlama süresi dolduğu halde yılın sonraki zaman dilimindeki aile başvuruları da hukuksuz bir şekilde süresi dolmuş 14 Eylül 2018 tarihli disiplin kurulu gerekçesiyle engellendi.”
3 tutsak hiç görüşemediler
Raporda, 2018’de yapılan 102 avukat, 46 aile ve vasi ziyareti talebinin tamamının reddedildiği hatırlatılarak, “Bu duruma bağlı olarak İmralı Ada Hapishanesi’ne nakledilen Sayın Öcalan dışındaki diğer 3 mahpusun, İmralı Ada Hapishanesi’nde oldukları günden bugüne kadar aile ve avukatları ile görüşememe durumları da davam etmektedir” denildi.
5 mektubun akıbeti bilinmiyor
Öcalan ile son iletişimin, 12 Ocak’taki 15 dakikalık görüşme hariç 11 Eylül 2016’da yapıldığı ve o görüşmeden sonra Öcalan ve diğer 3 müvekkillerinden mektup, telgraf ya da faks dahil hiçbir şekilde haber alınamadığı, aynı şekilde dışardan kendilerine posta yoluyla da ulaşmanın mümkün olmadığı kaydedildi. Bursa 1. İnfaz Hakimliği’nin görüşme kısıtlamalarına ek olarak yazılı haberleşme, telefon ve bilgi belge paylaşımının kısıtlanması kararını alarak müvekkillerinin dış dünya ile bağını tamamen kestiği kaydedilen raporda, şunları belirtildi: “Müvekkillerden haber alma durumunu da neredeyse imkansız hale dönüştürmüştür. Bu çerçevede 2018 yılında avukatlar olarak hukuksal gelişmeler ve başvurularla ilgili gönderdiğimiz 5 mektubun akıbeti bilinmiyor.”
CPT tam bilgilendirildi
Tecrit süreci boyunca Avrupa Konseyi’nin bir organı olan İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ile gerekli görüşme ve bilgilendirmelerin sürekli yapıldığı hatırlatılan raporda, şunlar paylaşıldı: “2018 yılı içerisinde de CPT’ye, İmralı Ada Hapishanesi ve Sayın Öcalan nezdinde gelişen her türlü hukuki ve siyasi olaylar ve durumlar, dönem tespit raporları şeklinde sunuldu. Yüz yüze yapılan görüşmelerde aktarıldı.”
CPT’nin İmralı’ya son olarak 28-29 Nisan 2016’da ziyaret gerçekleştirdiği ve bu ziyaretin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra açıkladığı rapora değinilerek, raporda bir kısım önemli ihlalleri paylaşmış olsa da sonraki süreçte Türkiye’de yaşanan siyasal ve hukuki gelişmeleri yok sayması ve tecridin kurumsallaşmasına neden olacak ihlalleri görmezden gelmesinin çok temel bir eksiklik olduğu vurgulandı. “CPT’nin son ziyaretinden sonra 11 Eylül 2016’dan itibaren sayın Öcalan ile hiçbir haber alma durumunun gerçekleşmediği gibi, Türkiye hukuk sistemi antidemokratik zeminde önemli ölçüde olumsuz yönde değişip geriledi. Temel uygulama merkezi de İmralı Cezaevi oldu” ifadelerinin yer aldığı raporda, İmralı tecridinde CPT’nin rolü “Tüm bu gelişmelere rağmen CPT’nin bu süreçte bu yetkilerini kullanmaması İmralı Tecrit Sistemi’nin gelişmesinde katkısını olumsuz olarak ortaya koymaktadır” sözleri ile ifade edildi.
Tecridi daha da ağırlaştırdı
Raporun sonuç bölümünde de şu ifadelere yer verildi:
- Mahkeme kararlarıyla uygulanan her türlü iletişim kanalı ile görüşme ve haberleşme yasağı, tecridi daha da ağırlaştırmıştır.
- AİHM, geri çevirmiş olduğu fiziki müdahale başvurusu ve gündemine almakta ısrarla geciktiği tecrit dosyasındaki tutumu ile İmralı tecridinin ağırlaşmasında katkı sunmaktadır.
- İmralı Cezaevine bir ziyaret gerçekleştirmemiş olması CPT’yi İmralı’dan uzun bir süre haber alınamama halinin sorumlularından biri haline getirmektedir.
- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, durum tespiti yapmamakta, Türkiye’ye AİHM kararlarını uygulamaması konusunda cesaret vermektedir.
- Ulusal ve uluslararası hukuk kurumlarının sessiz kalmaları İmralı Tecrit Sistemi’nin derinleşmesine yol açıyor.
İSTANBUL
Ailelere yine izin verilmedi
Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer 3 tutsağın ailelerinin, görüşme için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuruya olumsuz yanıt verildi.
İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç, İmralı’ya gitmek için avukatları aracılığıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. İmralı’da bulunan diğer tutsaklar Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım, Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar ve Veysel Aktaş’ın ablası Sabiha Aslan da avukatları aracılığıyla savcılığa görüşme başvurusunda bulundu. Savcılık, başvuruları “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda” yer alan “Hükümlüler hakkında getirilen kısıtlamaları” gerekçe göstererek reddetti.
Mehmet Öcalan, 11 Eylül 2016’dan sonra ilk kez 12 Ocak'ta kısa bir görüşme gerçekleştirmişti.