"Teslim ol" çağrılarına direnişle cevap veren Rizgar'ın anısına...


Son kucaklaşmamızda fotoğraf çekme talebime gülümseyerek, "Merak etme, bu süreci atlatıp Nuri ile Dicle'nin kıyısında gidenlerin ardından birlikte şiir okuyacağız, fotoğrafı da o zaman çekeriz" deyip biraz yürüdükten sonra birden yüzünü çevirip, "Günlüklerim senin, kitaplarımı dağıtırsın" cümlesini çok hızlı söyleyerek kararlı adımlarla ilerledi, içini kitaplarla doldurduğu evinin önündeki barikata.

2012'de barış sürecinin başlaması için Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde girilen açlık grevlerine destek için Cizre'de açılan çözüm çadırına polis saldırınca, o kararlı ilerleyişine şahit olmuştum. Gaz bombaları arasında mahsur kalan onlarca insanı kurtarmak için hepimizin içinden fırlayıp tekmelerle bir evin kilitli kapısını açtıktan sonra, onları kurtarmanın başarısını bize dönüp kaldırdığı zafer işaretiyle ifade etmişti. Zafer işareti için kalkan ellerini dizlerine doğru indirip yüzündeki tebessüm kendini acı bir bakışa bırakınca anladık, atılan gaz fişeğinin ayağına değdiğini. Hastaneye gitmeyi kabul etmeyip aylarca yatakta kalmıştı.

O süre zarfında her hafta bir kırıkçıya götürürdü ailesi. Biz ne kadar eylem tarihlerini saklasak da mahalleye gelen biber gazı kokusundan anlardı eylem olduğunu ve ayağa kalkmaya çalışıp tekrar incitirdi ayağını. Çözüm için her gün mahalleden birkaç genç onun başında bekledi artık. "Başımda bekleyen bana kitap okumayacaksa gelmesin" inadı yüzünden mahalle gençlerinin diline düşmüştü, Bazarov, Raskolnikov, Jan Valjean, Jîr, Kevok gibi roman kahramanları... "Sende Jan Valjean fedakarlığı var heval", "Sen sorunlara Bazarov gibi yaklaşıyorsun" cümleleri alıp başını giderdi.

Gaz bombaları, gözaltılar, tutuklamalar, yerini gerçek mermilere, infazlara bırakınca o yine doğduğu sokağın başında politik voltalar atıyordu gençlerle. Barış'ın, Zeki'nin, Yasin'in, Ümit'in ölümünden sonra infazların önüne geçmek için açılan çukurlarda, elinden bırakmadı kazmasını ve küreğini. Sonra ağır saldırılarla değişen politik süreç, çukurları bırakıp hendeklere, barikatlara, brandalara, kum torbalarına taşımıştı. Artık gece gündüz yaşam barikatların ardı olunca evdeki tüm kitaplarını alıp getirmişti. Evinin önündeki barikatı diğer barikatlardan daha renkli kılan şey sadece kitapları değil, bir de yanık sesiyle toplar arasında okuduğu şiirlerdi.

Sokaklar arasında şiir okuyarak ilerleyip geleceğe dair romantik cümleler kuran mahallenin Rizgo'su, 37 gün boyunca ayrılmadı evinin önünden. 41'inci günde sokağında, hatta mahallesi olan Cudi'de sağlam ev kalmamıştı. Zorla ikna edilip gelmişti, Sur Mahallesi'ne. 

Rizgar'ın (Rüzgar Yıldızgörer) geldiği ilk gece, içinde çoğu sivil 20'ye yakın yaralının olduğu eve top atışı yapıldığı, acilen bir koridor açılması çağrısı olduğu bilgisini haberleştirmiştim.

Yaralıların durumu ağırlaşıyor ve ölümler başlıyordu, ancak kimseden ses çıkmadı. Kimse elini uzatmadı o yaralılara. Ama acilen kurtuluşa ihtiyaçları vardı.

Yaralılar için koridor açılabilecek tek yer, Dağkapı Mahallesi'ydi; oradan da silah sesleri yükseliyordu. O gece tüm kent, "Kim bu tehlikeyi göze alacak" diye merak ediyordu. Sabah sokak ortasında bulunan iki cansız bedenden birinin zorlukların üstüne kararlı adımlarla yürüyen Cudi'nin Rizgo'su olduğu, sonraki gün cebinden çıkan kimlikle anlaşılmıştı.

Barikat arkasında Ahmet Telli, Yılmaz Odabaşı, Ahmed Arif şiirleri haykıran, sosyal medya hesabında "Halkımız, sizleri seviyoruz" yazan ve adına sadık kalan Rizgar (Kurtuluş), "Teslim ol" çağrıları karşısında doğduğu kentin en eski mahallesine teslim etti cansız bedenini. Yaralılar için koridor açma yolunda... Tıpkı dört duvar arasında çıplak bedenleriyle cuntaya direnip 40 yıllık mücadeleye umut verenler gibi... Onların yolunda, hep kararlı adımlarla ilerlerken arkasında umut, direniş ve inanç bıraktı, o ve düşen arkadaşları.

Şimdi, bin yıllardır acılarımızı, direnişimizi, mutluluklarımızı kıyısına bıraktığımız Dicle'ye, kurtuluş anlarının Rizgar'ı anısına şiir okumak için ablukayı kırmak gerek. Sonra günlüklerini alıp kitaplarını dağıtmak gerek, ondan direniş bayrağını devralacak kara çocuklara.


* Dicle Haber Ajansı (DİHA) Cizre muhabiri