Bazı “analistler”, özellikle de Hükümet yanlısı kimi yazarlar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın Kürt oylarıyla birinci turda seçileceğini neredeyse mutlak bir sonuç gibi gösteriyor. Hatta bunlardan birisi “BDP referandum günahını affettirmek için Erdoğan’a oy versin” diyor.

Bu olabilir mi? Tayyip Erdoğan BDP-HDP’ye verilen oyları alıp, birinci turda Cumhurbaşkanı seçilebilir mi?
Neden olmasın?
Haydi gelin düşünelim:
Bizim Başbakanımız maşallah sapasağlam bir adamdır. Yaşıtlarına taş çıkartır. Bana sorarsanız, onun en sağlam organı “aklıdır”. Aklı çok kuvvetlidir. Müthiş sağlıklıdır. Ondaki akıl sağlığı kimselerde yoktur.
Yoktur, ama, diyelim ki, Başbakan’ın “aklı karıştı”, bulanmaya başladı. Sonunda “tozuttu”.
Olamaz mı?
Neden olmasın?
Ve diyelim ki, ansızın şöyle konuşmaya başladı: “Ah benim canım ciğerim Kürt kardeşlerim ah! Siz bu Türkleri bilmezsiniz. Siz bilmezsiniz ama ben bilirim. Bunlar var ya, bunlar, hayatlarında tek bir Kürdün elini sıkmamış, hayır duasını almamıştır... Şimdi şu sizin kardeşinizin Cumhurbaşkanı olmaması için neler yapıyorlar bilemezsiniz…. Onlar ‘tek millet, tek dil, tek vatan, tek bayrak’ demekte. Ne demek ya...’tek’ ne demek? “Tek” olan bir tek Allah’tır; çok millet, çok dil, çok vatan, çok bayrak, çok din, çok dil... Benim bir rüyam var:
Kürt Halk Önderi Öcalan‘la Urfa’nın Halfeti İlçesinde, sevgili kardeşimin doğduğu köyde, karşılıklı bir mırra içmek... Kürt kardeşlerimin demokratik özerk Kürdistan’da saadet ve refah içinde olduklarını görmek...Ah benim Kürt kardeşlerim ah...Bir tek siz benim hayallerimi anlayabilirsiniz...Bu kardeşiniz sizden oy istemiyor, hayır dua istiyor, duanızı bu fakirden eksik etmezsiniz inşallah...”
Şimdi siz, böyle “delirmiş” bir adama oy vermez misiniz?
Ben şahsen oy veririm, ardından da “helal-i hoş olsun” derim...
Ne de olsa “deli delinin halinden anlar” demişler... Tam öyle....
Kürt halkı da delileri sever. Hemen her Kürt kentinin, her Kürt köyünün bir delisi vardır. Derik’in Hetosu, Cizre’nin Ramosu...Daha niceleri...
 Bu durumda, “şu Başbakan da bir delirse, biz de  oyumuzu onun Cumhurbaşkanlığı için kullansak” demez misiniz? Ben derim....
Elbette insanın “şu Başbakan bir cızlatsa, kafayı yese, delirse” diye hayal kurması iyidir de, hayal sonuç itibariyle hayaldir. Gerçek başkadır.
Tayyip Erdoğan, maşallah turp gibidir, sağlıksa sağlık, akılsa akıl... Hatta ben diyorum ki, hepimiz “kafayı yeriz”, “o kafayı yemez”... Ben hayatımda “delirmeye müsait olmayan” böyle bir adam ne gördüm ne işittim.
Böyledir ama, yine de “ olamaz mı?
Başbakanımız ansızın “hidayete erer gibi” deliremez mi?
Delirebilir.
Bazı yazarlar daha şimdiden “o zaten psikolojik hasta” diye palavra atıyorlar ama, onların dediği gibi “delilik” olmaz. Onların “delilik” dediği her şey “akıllılıktır”. “Başbakan’ın ağzından çıkanı kulağı duymuyormuş”...Bundan daha akıllıca bir duymama olabilir mi? Ansızın öfkeleniyor, kontrolü kaybediyormuş...Evet de, bunun “delilikle” ilgisi ne? Bu çağda öfkelenmekten, kontrolü kaybetmekten daha normal bir durum olabilir mi? Gerçek deliler Başbakan’dan tokat ya da müşavirinden tekme yeseler de, yüzer yüzer Madenlerde ölseler de, Cem Evi bahçesinde alnından kurşun yeseler de, Gezi’de suyla ıslanıp, gazla mayhoş hale gelseler de öfkelenmezler, kontrolü kaybetmezler.
O nedenle zaten bu toplumun tümü  delidir. Elektroşok yemiş gibi duvar diplerinde sessiz sakin oturmaktadır. Tek akıllımız, “Sayın Başbakanımızdır”. Çok akıllıdır.
O nedenle ben diyorum ki, eğer, olacak iş değil ama, Başbakan delirirse, ben deli bir Cumhurbaşkanı adayına kesinlikle oy veririm, Kürt kardeşlerimin de vermesini isterim.
Ama ah, benim kardeşlerim ah...Bu Başbakan var ya bu Başbakan...Siz onu bilmezsiniz...
Herkesi delirtir...
Bir o delirmez...