Kürt parti ve hareketleri, önümüzdeki yerel seçimlerde Kürdistani Seçim İttifakı’nı oluşturduklarını ve seçimlere HDP çatısı altında katılacaklarını deklare etti.

Yerel seçimlere ilişkin Kürt partilerinin kurduğu ittifakın ortak deklarasyonunda, yerel seçim ittifakı ile halkın arasında ulusal demokratik işbirliği kültürünün geliştirilmesine katkıda bulunmanın hedeflendiği belirtilerek, “Kürt parti ve hareketlerimiz olarak biz de ayrılıklarımızı geri çekip ortak paydalar üzerinde yerel seçimlerde ortaklaştığımızı ilan ediyoruz” denildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Kürt ulusal birliği hedefiyle aylardır yürüttüğü görüşmeler sonucunda somut bir adım attı. Bu kapsamda HDP, Azadî Hareketi, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Demokratik Kürt Derneği (DDKD), İnsan ve Özgürlük Partisi, Kürdistan Komünist Partisi, Platforma Demokratên Kurd (PDK) ve Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (PDK-T), yerel seçimler kapsamında sağladıkları ittifaka dair ortak deklarasyonu açıkladı. Amed’in Kayapınar ilçesinde bulunan Ayaz Elegance Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya, HDP Eşbaşkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eşbaşkanı Mehmet Arslan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Güllistan Kılıç Koçyiğit, PDK-T Genel Başkanı Mehmet Emin Kardaş, Azadî Hareketi Sözcüsü Ayetullah Aşiti, PDK-Bakur Genel Başkanı Sertaç Bucak, Partiya Komînîst a Kurdistan Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, DDKD Genel Sekreteri Nesrin Asgar, İnsan ve Özgürlük Partisi Genel Başkanı Mehmet Kamaç, Mazlum Doğan’ın kardeşi Serap Doğan, Roboskîli anneler, dilbilimciler, inanç grupları, Kürt aydın ve yazarlar, Barış Anneleri, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden oluşan yüzlerce kişi katıldı.

Saygı duruşuyla başladı

Kürt partileri hep birlikte alkışlar ve Mustafa Dadar’ın Niştîmanî Cîwan şarkısı eşliğinde deklarasyonun açıklanacağı salona giriş yaptı. Salona “DEST BIDIN HEV WELAT LI BENDA ME YE (El ele verin ülke sizi bekliyor)” yazılı pankart asıldı. Salonun dolup taştığı toplantı, saygı duruşuyla başladı. Kürt partilerinin ortak deklarasyonunun Kürtçesi PDK-Bakur Genel Başkanı Sertaç Bucak, Türkçesi ise HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan tarafından okundu.

Ulusal birliğe hizmet edecek

 Buldan, şunları söyledi: “Kürt halkının özgür ve demokratik geleceğini yakından ilgilendiren bir ittifakı kamuoyuna açıklamak üzere bir aradayız. Açıklayacağımız ittifakla Kürt halkının ulusal birliğine hizmet edecek tarihsel bir adım atmış olacağız. Bu oldukça önemli ve değerli bir aşamadır. Halkımızın bizden beklentisi de budur. Bu ittifakın seçimlerle sınırlı kalmaması Kürt halkının tüm siyasal bileşenlerinin ulusal birliği geliştirmesi çok önemlidir. Ulusal birlik halkımıza borcumuzdur. Qazi Mihemmed’den Mele Mustafa Barzani’ye Mazlum Doğanlar’a, Vedat Aydınlar’a; onların bizlere bırakmış olduğu değerli mirasa borcumuzdur. Bu mirasa sahip çıkmak bizim görev ve sorumluluğumuzdur. İşte bunun için bugün buradayız ve bir aradayız.”

Deklarasyonun tam metni

 Kürt partilerinin açıkladığı ve tarihi olarak değerlendirilen deklarasyonun tam metni şöyle:

Yerel seçimler, genel olarak yerel iktidar ve demokrasinin temel birimleri olmaları nedeniyle biz Kürtler için zaten önemliydi. 31 Mart 2019 özelinde ise yerel seçimler aşağıdaki belli başlı nedenlerle daha fazla önem kazandı;

  • Başkanlık sistemine geçişle birlikte Meclis’in işlevsizleştirilmesi nedeniyle yerel yönetimlerin öneminin daha artmış olmasından;
  • İktidarı ve muhalefetiyle tekçi sistem partilerinin, halkımıza yönelik geliştirdikleri planlı algı operasyonu ile zihinlerde ‘sandığa gitsem de gitmesem de fark etmiyor, nasıl olsa kayyum atanacak’ algısı yaratılarak halkı siyasetten ve sandıktan soğutmaya yönelik sürdürülen politikalarla Kürt siyasetinin ve halkımızın hedef alınıyor olmasından;
  • MHP ve lideri Bahçeli’nin, yerel seçimlerde Kürtlere yönelik; ‘eğer Kayyum yerlerini tekrar alırlarsa bazı talepleri derinleşecek. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya doğru götürür. Bunun önlenmesi için de aşiretleri devreye sokalım’ şeklinde dile getirdiği Kürt kaybetmesi üzerine kurulan politikada ısrar ediliyor olmasından;
  • Başkanlık sistemine geçişle giderek artan, tek adam rejimine dönüşmeye başlayan AKP iktidarının, demokratik meşru seçim sürecinde halkların iradesiyle aşılabilmesi için Kürdistani geniş yerel seçim ittifakının yaratılmasının kendini dayatıyor olmasından hareketle;

HDP çatısı altında

  • İmzası bulunan parti ve hareketlerimiz, yerel seçimlerde Kürdistani Seçim İttifakı’nı oluşturduğunu ve seçimlere HDP çatısı altında katılacaklarını ilan eder.

Halkımız kazansın

  • Halkımızın iradesini yeniden gasp etmede ısrar eden Cumhur İttifakı’nın, ‘Kürt’e kaybettir, kaybet’ formülüne karşı, ‘Kürdistani seçim ittifakı; halkımız kazansın, ittifakımız kazansın, biz Kürtler kazanalım’ formülüyle hareket eder, yerel seçimlerde daha etkin sonuçları almayı hedefler.

Saldırıları göğüsleyeceğiz

  • Kürdistani Seçim İttifakı’yla Kürdistan’daki sivil demokratik siyasetin yeniden canlanmasına katkı da bulunmak için daha fazla çaba harcayacağız. Ve önemlisi halkımızın ulusal değer ve kazanımlarına yönelik saldırıları, birlikte sivil demokratik zeminde göğüsleyeceğiz.

O anlayışı aşıyoruz

  • Yerel seçim ittifakı ile parti ve hareketlerimiz ve esas olarak da halkımız arasında ulusal demokratik işbirliği kültürünün geliştirilmesine katkıda bulunmak ve ‘Kürt partileri aralarında ittifak yaratamaz’ anlayışını, halkımızın özlemleri doğrultusunda şimdilik yerel seçimlerle sınırlı da olsa aşmak istiyoruz. Cumhur ittifakı (AKP-MHP), parti çıkarları adına, ‘küsme lüksümüz yok ittifak yapıyoruz’ diyor ve anlaşıyorsa; Kürt parti ve hareketlerimiz olarak biz de ayrılıklarımızı geri çekip ortak paydalar üzerinde Yerel Seçimlerde ortaklaştığımızı ilan ediyoruz.

Ulusal demokratik duruş

  • Önemlisi, en belirleyici paydamız, halkımızın yaşamsal acil ulusal talebi olan ana dilde eğitim-öğretim başta olmak üzere halkımızın demokratik talepleri ile ilgili olarak belediyelerde ulusal demokratik duruş kadar; yerelde halkımıza hizmet götürmek üzerinden hareket edeceğiz.

Diğer partilere de çağrı

  • Yerel seçimlere ayrı katılmak isteyen Kürdistani partilerimizin kararlarını demokratik bir hak olarak görüp iradelerine saygı duyduğumuzu, bununla birlikte yukarıda özetlediğimiz özgün koşullar nedeniyle tüm partilerimizin 31 Mart seçimlerinde tek bir seçim ittifakı altında seçimlere katılmalarının tarihi öneminden hareketle son ana kadar diğer partilerimizle de ittifak arayış ve çağrımızı sürdüreceğiz.

Demokrasi güçlerine saygı

  • Türkiye’de HDP’nin en geniş demokrasi güçleriyle yerel seçim ittifakı kurmasını çok önemsediğimizi ifade etmek istiyoruz.
    AMED  
 

Soykırım siyaseti yürütüyor

 

31 Mart yerel seçimleri, 24 Haziran genel seçimlerinden çok daha büyük bir önem kazanıyor. AKP-MHP soykırımcı faşist iktidarı, yerel seçimleri kazanarak faşist rejimi tüm ayaklarıyla kurumsallaştırmak ve yerele yaymak istiyor. Toplumun tüm direnç noktalarını parçalayarak, direniş üreten iç dinamiğini dumura uğratarak teslim almaya çalışıyor. Kürdistan’da ise soykırımı sonuca götürmeyi hedefliyor. Bunun için yerel seçimlere çok önem veriyor ve yükleniyor. Öte yandan demokratik muhalefet üzerinde baskıları yoğunlaştırıyor, her gün onlarca insanı tutukluyor, adeta seçim çalışması yapacak insan bırakmamaya çalışıyor. Bu durum, yerel seçimleri çok daha önemli bir hale getiriyor. Yerel seçimlerde HDP Kürdistan’da büyük bir başarıyla kayyum atanan tüm belediyeleri geri alıp üzerine yeni belediyeler kazanır ve Türkiye’de de AKP-MHP faşist iktidarına kaybettirirse soykırımcı faşist iktidar büyük bir darbe alarak baş aşağı gidişe geçecektir, faşist diktatörlüğü kurumsallaştıramayacaktır. AKP-MHP faşist ittifakı karşısında tüm anti-faşist güçler ve kesimler bir araya gelebilmeli, yerel seçimlerde HDP’nin başarısı için çalışabilmeliler. HDP’nin başarısı Türkiye’de demokrasinin önünü açacaktır.   

 
 

Faşizm güçlü değil mücadele yetersizdir

 

AKP-MHP faşizmi savaş, baskı ve saldırganlıkla kendisini ayakta tutuyor. Bu; çok zayıf düşmüş, gölgesinden dahi korkar hale gelmiş, hastalıklı zihniyete sahip iktidarların davranış biçimidir. Hakikat şu ki; faşistler her şeyden korkarlar ve korkularını bastırmak için daha fazla saldırırlar. O yüzden çok zalim olurlar, tarihleri hep katliamlar ve soykırımlarla anılır. Zulmettikleri halklar tarafından sürekli nefretle anılır ve asla unutulmazlar. AKP-MHP faşist iktidarı da böyledir. Zayıf ve korkaktır. Türkiye’de güçlü bir direniş gelişebilse ve ciddi bir muhalefet ortaya çıkabilse bu faşizm bir gün bile ayakta kalamaz, gerçekten o derece zayıf ve güçsüzdür. Ciddi demokratik bir muhalefet ve direniş gelişmediği için tüm meydan, AKP-MHP faşizmine kalmış. Faşizmin güçlü olmasından kaynaklanmıyor, demokratik muhalefetin güçsüzlüğünün yarattığı bir sonuçtur. Her gün haksız hukuksuz yere onlarca insanı tutukluyorlar, sokak ortasında insanları infaz ediyorlar. Toplumsal direnişin ve demokratik muhalefetin zayıf oluşu, AKP-MHP faşizminin en güçlü avantajıdır. Yaşanan mücadelesizlik, halkların/ezilen emekçilerin başına bela olmuş bu çürümüş faşist iktidarı ayakta tutuyor. Şu anda faşizme karşı mücadele eden tek güç Kürtler ve HDP’dir. Hakkını teslim etmek lazım; biraz da Türkiye köylüleri ve emekçileri direniyor.

 
 

Devrimci demokratik güç birliği olmalıdır

 

Türkiye demokratik kamuoyu, demokrasi güçleri daha doğrusu faşizm karşıtı tüm kesimler bir araya gelip ortak mücadele vermelidir. Devrimci demokratik güç birliği sağlanmadan faşizm yenilgiye uğratılamaz. Faşizm, antifaşist güçlerin birleşik devrimci demokratik mücadelesiyle yıkılır. Tüm dünyada faşizme karşı mücadele etmenin kanunu budur. Türkiye’de olmayan da maalesef budur. Tüm meydan faşizme bırakılmış durumdadır. Halbuki çok iyi biliyoruz ki, Türkiye toplumunun yarıdan fazlası faşizm karşıtıdır. Türkiye tarihinde hiçbir iktidar, toplumun yarıdan fazlasını bu düzeyde karşısına almamıştır.

Böyle bir topluma biraz öncülük yapılabilse yer yerinden oynar. Türkiye’nin devrimci ve demokratik güçleri artık bu ataletten kurtulmalıdır. Derhal kendine gelmeli ve mücadele sahasına inmelidir. Gerçekten bu duruş kabul edilemez, topluma yazıktır, ayıptır ve günahtır. Kendine demokratım, halkçıyım, devrimciyim, özgürlükçüyüm, eşitlikçiyim, çevreciyim, aydınım ve öncüyüm diyorsun ama güçlü bir mücadeleye de girişmiyorsun. Bu nasıl bir demokratlık, halkçılık ve özgürlükçülüktür? Türkiye toplumu bunu hak etmiyor. Öncüye korkaklık yakışmaz; insanca yaşamak istiyorsak meydanlara çıkacağız, birlik olacağız ve faşizme karşı mücadele edeceğiz. Faşizmi yıkacak, Türkiye’yi demokratikleştirecek ve Kürt sorununu demokratik çözüme götürecek topyekûn mücadele ve direniştir. Bunun başka bir yolu da yoktur.