• Türk hükümeti dün geceden itibaren tecavüzcüleri cezaevlerinden salmaya başladı ama 15 yaşında ‘siyasi suç’tan tutuklanıp 60 yıl ceza verilen Kürt çocuğu Ramazan Yılmaz, Diyarbakır Cezaevi’nde tutulmaya devam ediliyor.

AKP-MHP hükümetinin siyasi tutsakları kapsam dışı bırakan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un dün gece onaylanmasıyla birlikte tecavüzcülerden katil devlet görevlilerine, Türkçü mafyadan kara para aklayanlara kadar 90 bin kişi salınmaya başlandı ama bir protesto gösterisine katıldığı veya sosyal medya hesabında hükümeti eleştirdiği için tutuklanananlar cezaevinde kalmaya devam ediyor. 15 yaşında tutuklanan ve 7 yıldır cezaevinde olan Ramazan da onlardan biri.

Saygın tehdidine rağmen tutuklu siyasetçi, akademisyen, hukukçu ve gazetecilerin kapsam dışı bırakılmasına yönelik tutuklu yakınlarından tepkiler devam ediyor. Sebrize Yılmaz, hükümetin siyasi tutukluları kapsam dışı bırakarak sağır, dilsiz bir tutum sergilediğini söyledi. 15 yaşında “Örgüt üyeliğinden” tutuklanan ve halen Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutulan oğlu Ramazan Yılmaz’ın hapis cezası 60 yıl. 7 yıldır cezaevinde olan Yılmaz, üç kere anjiyo oldu ve aynı zamanda astım hastası. “15 yaşındaki bir çocuk ne suç işleye bilir ki” diye soran anne Sebrize Yılmaz, hükümetin tutsakların ölüm fermanını yazdığını söyledi. Oğlunun virüsten kaynaklı tedavisinin durduğunu ifade eden anne Yılmaz, MA’ya şunları söyledi: “Katiller, hırsızlar, tecavüzcüler dışarı çıkarken onlar salgınla karşı karşıya bırakılıyor. Hasta tutsaklar için durum daha da acil. Oğlum salgından dolayı hastanelere gidemiyor. Adalete Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığına sesleniyoruz. Benim oğlum 15 yaşında 60 yıl ceza alması için ne yapmış olabilir? Sadece Kürt olduklarını ve öyle yaşamak istediklerini söyledikleri için bu zulüm yapılıyor. Herkese eşitlik istedik. Sabahtan akşama kadar aklımızdan çıkmıyorlar. Sesimizi duyun artık. Kulaklarınızı tıkamayın.”

Bizim çocuklarımız suçsuz

Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Hasan Topuz’un annesi Halime Topuz, çocuğunun 10 yıl İran’da cezaevinde kaldığını, Türkiye’de ise 45 yıl ceza verildiğini hatırlattı. Devletin siyasi tutsakları kapsam dışı bırakarak sagının da önüne attığını kaydeden anne Topuz, “Bu virüs cezaevlerine bulaşmış durumda. Yaşamını yitiren oldu. Yetkililer çocuklarımızı bırakmayarak nasıl bir önlem alacaklar? Yasa hırsız ve tecavüzcüleri kapsadı. Neden bizim çocuklarımızın bir suçu yokken kapsam dışı bırakıldı?” diye sordu.

Kötü bir şey yapmadılar

İki tutsak annesi Zübeyde Tamir ise hasta tutsakların durumuna dikkat çekerek, bu düzenlemenin bir komplo olduğunu ve Kürtlerin ölüme sürüklendiğini söyledi. Bir oğlu Şakran Aliağa Cezaevi’nde, diğer oğlu ise Kayseri Bünyan Cezaevi’nde tutulan Tamir, hasta tutsaklar listesinde bulunan oğlu Ahmet Tamir’in durumuna dikkat çekti. Ahmet'in hasta olduğunu ve yıllardır zor koşullar altında cezaevinde bulunduğunu dile getiren Tamir, Jinnews’e şunları ifade etti: “Ahmet 26 yıldır cezaevinde. Müebbet hapis cezası verilen Ahmet’in dört çocuğu var. Hiçbirinin büyüdüğünü göremedi. 26 yıldır gezmediği cezaevi kalmadı. Onlar için çok endişe duyuyoruz. Gözümüze uyku girmiyor. Yaşı ilerledi, risk grubunda. Onlar bu kez de bırakmıyorlar. Halbuki yalnızca namus ve şeref yolundan ilerlediler, kötü bir şey yapmadılar." ifadelerini kullandı.

Diğer oğlu Erkan Tamir’in ise 6 yıldır tutsak olduğunu kaydeden Tamir, Şakran Aliağa Kapalı Cezaevi’nde kötü koşullar altında tutulduklarını söyledi. Tamir, ayırımcı yasayı kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, cinsel saldırı faillerinin, hırsızların, katillerin bırakılıp siyasi tutsakların içeride tutulduğunu kaydetti. Bu durumun bir komplo olduğunu söyleyen Tamir, göz göre göre Kürtlerin ölüme sürüklendiğini ifade etti.

Yaşlı ve hasta değiller mi?

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen, cezaevlerinde önlemlerin yetersizliğine işaret ederek, Adalet Bakanlığı ve Cezaevi Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne görüşme başvurusuna yanıt alamadıklarını söyledi.  Çevirmen, “Koğuşlarda 25-30 kişi dip dibe yaşıyor. Hijyen kesinlikle yeterli değil. Daracık bir alanda banyo ve tuvalet ihtiyaçları karşılanıyor. Havalandırma da yetersiz. Yayılan salgınla birlikte cezaevlerinde çok büyük sorunlar ortaya çıkacak. Çok sayıda insanın yaşamını yitirmesine neden olabilir. Cezaevleri göz ardı edilecek yerler değildir” uyarısında bulundu.

Hasta tutukluların “virüs önlemi” gerekçesiyle hastanelere gidiş geliş sırasında sorunlar yaşadığını söyleyen Çevirmen, MA’dan Berivan Altan’a şunları söyledi: “Bizim verilerimize göre 590’ı ağır ve bin 564 hasta tutuklu bulunuyor. Cezaevlerinde kalamayacak durumda, kanser hastası, kronik akciğer hastalıkları olanlar var. Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından cezaevinde kalamaz raporu olan kişiler var. Nerede olduğunu bilmediğimiz çok daha fazla hasta tutuklu var. Yeni düzenlemede 65 yaş üzerindeki hasta mahpusların bırakılacağı söyleniyor ancak siyasi mahpuslar kapsam dışı bırakılıyor. Oysa yaşlı ve ağır hasta değiller mi? Bu vicdanları kanatıyor. Adalet Bakanlığı bizden çok daha fazla bilgilere ve verilere sahip. Acil bir şekilde hasta mahpuslarla ilgili bir çalışma yapılmalıdır.”

Çevirmen, Türkiye Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na bu konuda çalışma yürütmesi çağrısı yaptı. HABER MERKEZİ