Orhan Bursalı Cumhuriyet yazarı. Geçtiğimiz gün yazdığı makalenin başlığı şöyleydi:
"Başkanlık rejimi: RTE-HDP ittifakı olabilir mi?"
Bu soru, Selahattin Demirtaş’ın 7 Haziran seçimi öncesinde "Seni başkan yaptırmayacağız" dediği, ilk rauntta da Erdoğan’ın başkanlık yolunu tıkadığı, sonra ise Bursalı’nın desteklediği CHP ile MHP’nin 7 Haziran’a karşı yapılan "darbeye" direnmeyişleri sonucu Erdoğan’ın yeniden başkanlık rejimine, Kürdistan’da kanlı bir savaşla yürüdüğü bir Türkiye’de soruluyor.
Ayıp!
Bu ayıp, keşke sorudan ibaret olsa. Bursalı sorduğu soruyu şöyle yanıtlamış:
"Meclis’e gelecek başkanlık rejimli anayasa taslağına HDP destek verir mi? Verir. Her zaman ve her an verir."
Bursalı sebebini de yazmış:
"Ama hangi şartla: Ver özerkliği, federatif yapıyı, al başkanlığı; ikili için "kazan-kazan" ve Türkiye açısından da "kaybet-kaybet" formülü ile. Bu AKP (RTE)-HDP-Kandil-İmralı arasındaki eski göz ağrısı veya ilan edilmemiş anlaşmadır. Kürtler için tek meseledir özerklik vb."
Şu anda Cizre’de, Silopi’de ve Sur’da, Kürtler "özerklik ilan ettikleri" için öldürülürken bu satırları yazabilmek için insanın ar damarının çatlamış olması gerekir. Bursalı bu satırları yazarken Van’da AKP’nin polisi 12 genci, sözde çatışma yalanıyla, başlarından vurarak katletti. "Özerklik" isyanı böyle bastırılıyor.
Bursalı ne yapmak istiyor?
Amacı Erdoğan’ın başkanlık rejimini önlemek mi?
Yoksa başkanlık rejimiyle kurulacak faşist diktaya karşı biricik kararlı güç olan Kürdistan Özgürlük Hareketi'yle AKP karşıtı Türklerin ittifakını önlemek mi?
Yazar, HDP’yi aşağılamaya yeltenmiş. Şöyle yazmış:
"HDP liderleri başladı: İlke olarak başkanlığa karşı değiliz. Gelin görüşelim! HDP’lilerin bu çırpınışlarına RTE tamam, gelin anlaşalım der mi? Temel soru budur.
Yanıtım hayırdır. Ortadaki oyun planı buna evet demiyor. RTE’nin bu süreçte ve dönemde HDP/PKK ile bir "anayasal ortaklık" temelinde anlaşmaya yanaşmayacağı görülüyor."
Şu laflara bakınız: "HDP’liler çırpınıyor, Erdoğan yanaşmıyor…"
HDP’liler "çırpınıyor mu?"
Yoksa Erdoğan’ın dikta rejimi planlarına karşı hemen her gün tutuklanarak, polis saldırısına uğrayarak, bombalanarak, kurşunlanarak, gaz bombası kapsülleriyle darbelenerek mücadele mi ediyor?
Bursalı ne yapıyor?
Bursalı, Cumhuriyet Gazetesi çevresinde ve CHP tabanında giderek güçlenen "Türk-Kürt ittifakı" eğilimini zayıflatıyor. Eğer Bursalı ve onun eğilimindeki insanlar Kürt Özgürlük Hareketi'yle ortak bir mücadele cephesinde buluşmayacaksa, Bursalı "çok karşı" olduğu Başkanlık rejimini kimle önleyecek?
HDP 7 Haziran’da AKP’ye çok ağır bir darbe indirmişti. Ne oldu? Baykal gitti Erdoğan’la konuştu. Arkasından TBMM Başkan adayı yapıldı. MHP ise Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterdi. CHP neden Baykal’da ısrar etti de, daha önce kendi partisinin Cumhurbaşkanı adayı yaptığı İhsanoğlu’nu desteklemedi? Bunu yapsaydı, AKP Türkiye’yi 1 Kasım seçimine mecbur edebilir miydi? Ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, neden son ana kadar o gülünç "istikşafi" turlarla oyalandı? Eğer en baştan bu oyunu deşifre etseydi Erdoğan "koalisyonu denedik olmadı" diyebilir miydi?
Bunları şundan dolayı hatırlatıyorum: HDP başkanlık rejimini önlemek için her şeyi yaptı. Buna karşılık Bursalı’nın partisi CHP de MHP de Erdoğan’ın başkanlık rejimine yardım etmek için yapılmayacak her şeyi yaptı.
HDP’nin sicilinde "RTE-HDP ittifakı şüphesini" haklı çıkaracak tek bir pürüz bile yok.
Ama Bursalı ve benzerleriyle CHP’nin ve MHP’nin sicili bozuk.
Eğer 24 Temmuz’da AKP savaşı başlattığı zaman, CHP bütün gücüyle buna karşı çıksaydı, savaşı AKP’nin başlattığını, masayı onun devirdiğini ilan etseydi, AKP bu savaşı bugünkü aşamaya kadar tırmandıramazdı. Ama ne oldu?: "Savaşı PKK başlattı" yalanına katıldınız. Hükümetin savaş politikasını böylece desteklemiş oldunuz. Ve o da "savaş ortamında" oylarını yüzde on arttırdı ve şimdi CHP’yle görüşerek ama HDP’yle görüşmeyerek, Başkanlık rejimine yürüyor.
Nasıl önleyeceksiniz? Üstelik artık "cuntanız da" yok.
HDP "çırpınıyormuş". Biraz da siz "kıpraşsanıza" birader!