R.T. Erdoğan, son dönemlerde bir başbakan gibi değil; bir komutan edasıyla konuşuyor. Ama yenilmiş bir komutan!
Bu duruma tepkiler de gelişiyor. Ben bu tepkilere anlam veremiyorum doğrusu.
Neden mi?
Oramar-Bezelê eylemlerinden sonra, ‘kale-kol’ projesini ortaya atan TSK mıydı?
Kara kuvvetlerinin ve hava kuvvetlerinin modernizasyonu projesini TSK mı geliştirdi?
Zap hezimetinden sonra geliştirilen özel maaşlı ordu projesi, tasarımı TSK’ya ya da genel kurmaylığa mı ait?
Hayır!
Bütün bu projeleri tasarlayan, geliştiren, yürürlüğe koyan ve uygulanmasını denetleyen başbakan Erdoğan değil mi?
Sözüm ona Kale-kolların ihalesi OYAK inşaattan alınıp TOKİ’ye verilmedi mi? Peki Toplu Konut İdaresi, Erdoğan’ın emrinde değil mi?
Kürdistan’da gerillaya karşı yürütülen savaşa O zat komutanlık etmiyor mu?
Peki, neden O’nun bir komutan gibi konuşmasına şaşırayım ki?
Türk devletinin daha doğrusu Türk Başbakan R.T. Erdoğan’ın, PKK ile mücadelede üç temel argümanı vardı.
Birincisi özel orduya geçişti.
İkincisi sınır karakollarına yönelik kale-kol projesi.
Üçüncüsü ise kara kuvvetleri ve hava kuvvetlerinin modernizasyonu…
Savaşa yatırım yapan O, ordunun modernizasyonuyla ilgilenen O, özel ücretli paralı orduyu geliştiren O! Savaşın ihalesini alan O. Talimatları veren O.
Erdoğan, 2010’da profesyonel askerliğin ayrıntılarını şöyle sıralamamış mıydı?
* Sınır bölgelerinde sadece profesyonel askerler görevlendirilecek.
* Dağda yaşayacak olan bu askerler bölgede 5- 10 yıl arasında görev yapacak.
* Kurulacak özel ordu, PKK ile kendi yöntemleriyle savaşacak.
* Özel orduya bağlı askerlerin maaşı yüksek olacak, görev yaparken şehit düştüklerinde de ailelerine yüklü tazminat verilecek.
* Askerler, çalıştıkları her yıl için de yüklü miktarda tazminat alacaklar.
Maliye Bakanlığı’ı tarafından hazırlanan taslaktaki düzenleme şöyleydi: Sözleşmeli erler en az 3 en fazla 7 yıl görev yapacaklar. 2 yılda bir üst rütbeye yükselerek sırasıyla sözleşmeli onbaşı, sözleşmeli çavuş olacak. 1 yılını dolduran sözleşmeli ere 1500 TL, 7 yılını doldurana 1750 TL maaş ödenecek. Görev sürelerini tamamlayanlara her yıl için 5 bin TL ikramiye ödenecek.
Kaba bir hesapla özel ordunun, Türkiye bütçesine yapacağı ağırlık yılda yaklaşık 3 milyar YTL’yi buluyor. Bir yıl içerisinde askeri harcamaların dışında, sadece paralı askerlere ödenen ücret 2.7 milyar YTL.
… Bu uygulamanın üstünden tam iki yıl geçti…
Şimdi devrimci halk savaşı kapsamında HPG gerillaları, devrimci harekat olarak adlandırdıkları geniş çapta operasyonlarla Şemdinli, Gever-Çelê ve Bêşebab’ta denetimi sağladı.
2012 yılı baharıyla gerilla eylemlerinde yaşanan artış, (19 Haziran) Ştazîn eylemi ile bir ivme kazandı. Ardı sıra 23 Temmuz’da Şemdinli’de, 4 Ağustos’ta Çelê-Gever’de, 2 Eylül’de ise Bêşebab’ta devrimci harekatlar gelişti ve bu harekatlar genişleyerek devam ediyor.
Erdoğan’ın bir komutan gibi konuşmasında şaşılacak bir şey yok. Konuşsun konuşmasına da, bir gerçek var ki görmezden gelinmemesi gerekiyor.
O gerçek de şu:
Türk devletinin Kale-kolları bir bir yıkılıyor.(Son örneği Qereqola Rindîkê-Geçimli)
Modern teknoloji, her türlü silah gerillaya karşı etkisiz kalıyor.
Erdoğan’ın paralı askerleri daha ilk ciddi sınavında çuvallamış durumda. Üç aylık süre zarfında yüzlerce kayıp verdiler.
Sonuç olarak bu savaşta kaybeden sadece TOKİ, Türk Ordusu ve üstün(!) teknoloji olmuyor. Bu savaşta asıl kaybeden Erdoğan’dır.
Erdoğan’ın bütün projeleri, tasarımları çuvalladı. Kendisinin de çuvallama vakti geldi de geçiyor bile…
İşte Ankara’nın görmek istemediği, Şemzînan, Çelê-Gever, Bêşebab gerçeği bu…
Erdoğan çuvalladı, Ankara, Kürdistan’da çuvalladı.
Çuvallayan Erdoğan!