
MAHİR YILMAZKAYA / ANF / BEHDİNAN
Sonbaharın en güzel demlerini yaşadığımız bir süreçte gerilla kamplarını dolaşıyoruz. İlk durağımız, gerillanın kültür ve sanat kampı oluyor. Türk devletinin gerilla alanlarına yönelik saldırıları sonbahar ile birlikte yoğunlaştı. Ancak saldırılar gerillanın yaşamını, çalışmalarını durduramıyor.
Sonbaharın en güzel kareleri ve anları kadrajımıza takılıyor yol boyunca. Yedi saatlik yürüyüş ardından ilk durağımız gerillanın kültür ve sanat faaliyetlerinin yürütüldüğü TEV-ÇAND kampı oluyor. Sıcak bir karşılama ardından kamelyaya geçiyor ve sohbete başlıyoruz.
Dağda 40. yıl hazırlığı
Gerillalara bu zor şartlarda sanatsal çalışmalarını nasıl sürdürdüklerini soruyorum. Kültür sanat alanında çalışma yürüten gerillalar, Türk devletinin son dönemlerde yoğun keşif yaptığını belirtiyorlar. Ancak TEV-ÇAND çalışanlarının gündemi savaş uçakları, bombardıman ya da keşif uçaklarının yoğunluğu değil, onların gündemi PKK’nin 40. yılı.
Bir gerilla, “Kültür ve sanat alanında PKK’nin 40. yılını karşılamaya ve kutlamaya hazırlanıyoruz; yeni albüm ve şarkı çalışmalarımız var. Özellikle PKK’nin 40. yılına özel çalışmalarımız olacak” diyor.
Sonbaharın en güzel zamanlarındayız. Dağlarda sonbaharı karşılamak her zaman heyecan verici olmuştu.

Kirmanckî ezgiler
Bu sırada Baran Candemir ile tanışıyoruz. 1984 yılında Dersim’de doğan Baran, 92–94 yılları arasında Türk devletinin saldırıları ardından köyünden Dersim merkeze göç etmek zorunda kalmış. Uzun süre ekonomik sıkıntılarla yüz yüze kaldıklarını anlatıyor. Bir yandan ekonomik sorunlar bir yandan devletin artan baskılarından dolayı çareyi Avrupa’ya gitmekte bulmuş Baran. Sonra, “Avrupa’nın da çare olmadığını gördüm’’ diyor.
Baran, Avrupa’da ülke özlemi çektiği bir süreçte sanatsal çalışmalara başlamış.
Baran, özgürlük hareketi ve Öcalan ile tanıştıktan sonra kişisel olan müziğinin toplumsal bir çerçeveye büründüğünü ifade ediyor.
Baran bir süre sonra Avrupa’dan yönünü Kürdistan dağlarına çevirir ve gerillaya katılır.
Sohbetimize kısa bir ara verip, Baran’ın o güzel sesinden Kirmanckî şarkılar dinliyoruz.
İlk durağı Awazê Çiya
Baran, gerillaya ilk geldiği zaman müzisyen olduğunu söylemiş. Tabi durum böyle olunca TEV-ÇAND, Baran’ı bırakmaz; Awazê Çiya müzik grubuna dahil edilir. Awazê Çiya deneyimin farklı bir duygu olduğunu dile getiren Baran, “Bence sanat çalışmaları yürütmek isteyen her insan mutlaka gerilla’da bir Awazê Çiya tecrübesi yaşamalı” diyor.
Gerilla yaşamı ile sanatın ayrılmaz bir parça olduğunu ifade eden Baran, Şehid Sefkan Akademisinde Kültür ve Sanat eğitimlerinin verildiğini belirtiyor:
“Burada insanın dünyaya ve yaşama olan bakışı değişiyor. Bir tarz ve duruş sahibi oluyor. Buradaki sanatçı yoldaşlarım hiç sistemdeki sanatçı ve müzisyenlere benzemiyor. Burada, her şey ortak. Gerilla yaşamı beni çok etkiledi. Yoldaşlık bağları gerçekten çok güçlü. Bu nedenle her Kürt sanatçısı ve müzisyeni mutlaka Şehid Sefkan Akademisinde eğitim görmeli.”
Vengdano…
Baran, 2015 yılında Dersim merkezde şehit düşen HPG gerilları Brusk ve Rezzan ile Sur direnişinin efsane komutanı Çiyager’in anısına ‘Vengdano‘ adlı bir Zazakî eser hazırladığını söylüyor. Yakın zamanda yapılacak klip çekimi ardından yayınlanacağını belirtiyor.
Gerilla Baran, “Bu ezgi ile kendisini feda eden devrim şehitlerinin hiç unutulmaması amaçladım’’ diyor.
Baran’a Avrupa, Kürdistan ve Türkiye metropollerinde müzik yapan çok sayıda Kürt Alevi gencinin olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Neden burada değilsiniz? En güzel müzik ve sanat burada yapılır.’’