
Tarih yazımı hem nesnel, hemde öznel bir süreç olarak karşılıklı birbirini besleyen bir süreç olarak gelişirken, tarihin özneleri kendi idealleri, ütopyaları, güçleri ve donanımları doğrultusunda mücadelelerini yürüterek bugünün ve geleceğin kurulmasına hizmet ediyorlar. Kürt Özgürlük Hareketi, önderliğinin rehberliğinde yürüyen neferlerin yarattığı kazanımlarla bugünlere taşındı. Ancak yaratılan değerlerin oluşumuna bedenlerini siper ederek katılanların yazdığı tarih, geleceğe aktarılmayı bekliyor. Tarihin onu yapanların yazdığı aktarılacak belgelere, tanıklıklara ihtiyacı büyük. PKK’nin 30 yılı aşan mücadele tarihi her gün yeni tanıklıklar ve bu tanıklıkların yazdıklarıyla gün yüzüne çıkıyor. Bunlardan bir tanesi Mezopotamya Yayınları’nda çıkan Salih Keser’in (Serbest Kiçî) ‘Dağlar konuşsun’ kitabı. Kitap bir vasiyetin yerine getirilmesi olarak tanımlıyor.
Bir abidenin ardından
‘Dağlar konuşsun’ Serbest Kiçî kod adlı Salih Gezer’in ‘Garzan’da yaşanmış olanların kaybolmaması için tarihe not düşmek için kaleme alarak arkadaşlarına teslim ettiği ve “İleride eğer imkanlar olursa, bu kitabın redakte edilip yayınlamasını” önerdiği bir vasiyet, yani tarihe not düşme kitabı. Kitap Dr. Bahoz Erdal’ın yazdığı önsözle yayınlandı. ‘Dağlar konuşsun’a yazdığı önsöze Serbestê Kiçî’nin savaşçı kişiliğini anlatarak başlayan Dr. Bahoz Erdal onu, “15 Ağustos Hamlesi başladığında bütün Kürdistan’da olduğu gibi özellikle Botan’da da büyük bir etki yaratmıştı. 15 Ağustos Atılımı’ndan etkilenip gerillaya katılan ilk Botanlı gençlerdendi Serbestê Kiçî, yani Salih Gezer arkadaş. İsminden de anlaşılacağı gibi Kiçî’ydi ve Koçer’di. Koçerlik kavga kültürüyle yetişmenin adıdır. Buralarda herkes silahşördür. Bu toplumlarda elbette bireysel kahramanlar da olur ancak yaşamın kendisi herkesi bir kahraman ve dövüşçü olmaya zorlamaktadır. Japon samurayları gibi bir kez bu yaşama adım atmışlarsa, bunun içinde doğmuşlarsa hayatın sertliği, direniş ve savaşçılığı belirlenmiştir” sözleriyle anlatıyor.
Dr. Bahoz Erdal, Kiçî’yi tanıma sürecini “Onu tanımam 1993 yılında Cûdî’de gerçekleşti. Çok ilginç bir olay yaşanmıştı. Serbest arkadaş, Garzan’dan firar edip tek başına kendi imkanlarıyla Cûdî’ye kadar ulaşmıştı. Herkesin dilini yutacağı bir ‘iç firardı’ bu” diyerek aktarıyor.
Bir tarihi kesit
“Dağlar Konuşsun” da bir tarihi kesit başarılı pratik, büyük fedakarlık ve başarılı askeri hamleler ve tek tek eylemler aktarılırken, gerillaların öncülüğünün halkta yaratılan olumlu etkiyle Garzan’ın mücadeleye aktarılışına yer veriliyor. Dr. Bahoz Erdal kitabın yayınlanış sürecini aktarırken, “Serbest arkadaş Botan’a giderken, elinizdeki bu kitabı ham haliyle basınımıza teslim etmişti. İleride eğer imkanlar olursa, bu kitabın redakte edilip yayınlamasını önermişti. Garzan’da yaşanmış olanların kaybolmamasını istiyordu. Tarihe not düşmek gerekiyordu. Serbest’in Botan’a giderken son isteği, bu kitabın hazırlanıp yayınlanmasıydı. Çok sonraları el yazılarıyla hazırlanmış olan bu çalışmayı arkadaşlar bilgisayar ortamına aktarıp, üzerinde çalıştıktan sonra okuma imkanı bulmuştum. Bu anı çalışmasını bir nefeste okudum.” diyor.
Yine kitapta yer alan kişiliklere ve anlatım gücüne ilişkin, “Otomotik Mervan” diye bilinen ve herkesin yüreğine taht kurmuş olan Aydın Aksay, cengaverliğiyle nam salmış olan Kemal Spertî ve birde tabii ölümsüz sesimiz, yüreğimiz, müjdemiz Mizgîn, yani Gurbet Aydın’ı...Hafiften Xeyrî yoldaşa ve Dr. Kendal’a, bir de hem destanlar abidesi hem de şehitler babası olan Aforof Mahmut’a da dokunmuş. Tarihi bir kesiti bir kalem, bu kadar çıplak zor yazabilir. Hele doğa tasvirleri çok güzel. İnsanı doğayla bütünlüklü ele alması çok çarpıcı” değerlendirmesinde bulunuyor.
Dr. Bahoz Erdal, Serbest Kiçî’nin tarihe not düştüğü bu kitabıyla yaptığı katkıyı, “Serbest arkadaşın büyük yaşam ve mücadele pratiğini anlatmak zor. Ancak onun dile getirdiği, kaleme aldığı bu kitapla mücadelenin önemli bir kesitini, çarpıcı bir biçimde yansıttığı inancındayız. Bize düşen, şehitlerimizin büyük yaşam mücadelelerine, eylemlerine derinliğine anlam vermek, sahip çıkmak ve yaşatmaktır” sözleriyle aktarıyor.
KÜLTÜR SERVİSİ