Kürt ve Kürdistan siyasetinin yarısından fazlası “Dağ” hayatıyla ilgilidir.
Dağ siyaseti bittiğinde bile, Kürtler’in yüzde 60’ından fazlasının yaşamlarını da dağlara komşu yerlerde geçirdiğini tahmin edebiliyorum.
Önceleri, kriz dönemlerinde dağa çıkılırdı.
Kızlar, kadınlar, erkeklerin hükmüne karşı çoğunlukla “Dağ” seçeneğini kullandılar.
Kürdistan dağları kadınların kurtuluşa giden yolun “ilk okulu” oldu….
Kürtler neden dağlara sığınırlardı?
Benim de katılımcısı olduğum Bilirkişi Raporu, bu soruya cevap vermeyecek;
Bu rapor, hakkında rapor yazılacak kişinin, yaşadığı travmayı masaya yatıracak;
Travmanın etkilerini dökümanlaştıracak;
Post travmatik rahatsızlıklarla ilgili tesbitlerde bulunacaktı.
Oturumun o anını aktarıyorum:
Sağımda oturan adam, 41’inde.
Uzun yıllar dağları yurt seçmiş.
Karşısındaki Alman bayan, uzun yıllardır Kürt sorunuyla içiçe yaşamış.
Birçok hayat hikayesi dinlemiş.
Dinlediği her “işkence hikayesi”nin bir öncekinden daha “korkunç” olduğunu söylüyor.
Muş’un o kasabasından gelen, saçları kırlaşmış, yeşil gözlü adam anlatıyor.
Şerafeddin dağlarındaki arbedede, 5 kişi vuruldu.
Jandarmalar, öldürülenleri elbisesiz römorklara bindirmiş köy köy dolaştırıyorlardı.
Bizim köye de geldiler. Ben daha onyedisindeydim. Cesetleri gördüğüm andan itibaren başka bir dünyadaydım. Beni bunları görmeye mecbur edenlerle bağımın tamamen koptuğu o anı hiç unutamıyorum. Çaresizdim, ama hinç doldu yüreğim. Karşı koyamıyordum, ama belleğimde başka br dünya açılıyordu.
Sonra, bu manzarayı kabullenmeyen herkes kasabada biraraya geldi. O zamanlar biz buna “serhıldan” diyorduk.
Jandarmalar mitingde üç kişiyi vurdular.
Yaram daha da derinleşti. Öldürülenlerden biri bizim, ikisi de komşu köydendi.
Sonra onlarca askerler onlarca cemseyle bizim köye geldiler.
14’ün üzerindeki tüm “erkekleri” köy meydanına topladılar.
Ben abim ve babam da oradaydık.
Hepimiz soyunmak mecburiyetinde kaldık. Ben kimseyi görmemek için gözlerimi kapattım. Sonra sopalarla hepimizi dövmeye başladılar. Bir ara, hasta babamı merak ettim ve onu elleriyle önünü kapatma çabası içinde, askerler tarafından dövülürken gördüm. Ben de sopalarla dövülüyordum. Bedenim çekmiyordu acıyı; babamın görüntüsü, yüreğime saplanan bir bıçak gibi kazıldı hafızama.
Eve döndüm.
Kimseye bakamadım.
Babamla gözgöze gelemedik
Babamı son gördüğüm an, köy meydanındakı “o an”dı.
O gece evden ayrıldım…
Babam katı bir adamdı.
Ben gittim.
O da dağlara vurdu.
Beni aradı. Bulamadı. Ömürboyu ağlamayan adam, dağlarda, ovalarda beni arayıp durdu ve hep ağladı.
Dağa, taşa, askere karşı isyan etti.
Ve ben gittikten iki yıl sonra vurdular babamı.
Ben dağa çıkmıştım. Babamı dağda vurdular. Bizim evimiz dağ eteğindeydi. Dağa yakınız. Şimdi sorsanız, dağa çıkmak için bir adım bile atmak gerekmiyor. Biz dağda, dağ bizde.
İşte böyle bizim o dağa çıkış hikayemiz.
Dağları yurt seçen Adam’ın öyküsü