Dağların da sokakları var! Duydunuz mu? Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan bir kitap, bize Dêrsim dağlarının sokaklarında bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyat öğretmeni ve yazar Burhan Gündoğan, Dêrsim coğrafyasında yaptığı yolculuğu, edindiği izlenimleri ‘’Dağların Sokakları Var/Gezi Notları’’ adıyla yayımladı. Kitap, Medipres Yayıncılık tarafından basıldı.

‘’Dağların sokakları var’’ bilemezsin
Her dönüşünde bir ayaktır yerin
Dağların acıları gizli
Ondandır gözyaşlarının dökülüşü…


‘’Dağlara bakıyorum. Kim bilir kaç uygarlığa konukseverlik yapmışlar. Kim bilir daha kaç uygarlık onların göğsüne gidip yakaracak. Büyük ve küçük Silves (Sülbüs) dağı ardımızda kalıyor. Orada geçmiş uygarlıklar ayin yapıyorlar’’ diyor, Dağların Sokakları Var adlı kitabında Burhan Gündoğan.
‘’Buraları yıllarca yakınken uzak kaldı bize. Yılların korkulu yeri. Gözlerim dağlarda, gözlerim doruklarda’’ derken, kentinin görülmesi gereken nice yerlerinin olduğunu düşünüyor. En çok yaşanılan bir yerde, göremediklerine yanıyor yazar ve ekliyor: ‘’Bu benim suçum değil, zamanın bize kötü hatırasıydı.’’

Seher vaktinde dağlar
Dağ dağı selamlıyor, yazar da dağı selamlıyor daralan zaman aralığında bırakamadığı coğrafyasını adım adım gezerken... Her yola koyulduğunda düşlerini ve yüreğini saran o belirsiz sevinci ‘’Gezi Notları’’ yoluyla okurlarıyla paylaşırken, objektifine yansıyan kompozisyonları da serpiştirmiş, yolculuğun duraklarında. Dağı taşı betimlemiş ve seherin ilk vaktinde ovalarda ve yuvalarda yaşanılanları: ‘’Her yıl buralarda atlarla eğlenceler düzenlenirmiş, atların cesaretlerini ölçerlermiş. Daha çok kılıçların egemenliği varmış o zamanlar. Güç; kol ve cesarete dayanıyormuş. Silahtan çok kılıç kuşanılırmış Ware Gavan’da.’’
Yazar sırtındaki yükü, dağ yürüyüşlerinde boşaltmış. Adeta korku tünellerinden geçerek ulaşmış her anısına, dağına, taşına, zirvesine.
Kimi yerde yalnız başına düştü yollara: ‘’Benimle gelen var mı, dedim. Pek ilgilenen olmadı. Yavaş adımlarla çayırlığın içinden, kayalıkların göğsündeki eve doğru gidiyordum. Doğrusu korkuyordum. Hayvanlarını otlatmaya gelen, mantar toplama sırasında bir mayının infilak etmesiyle ayağını ya da yaşamını yitiren çok insan olmuştu. İçimdeki gitmek arzusuna yeniliyordum. Bir yer beni kendine çekiyordu. Korku dolu adımlarla belime kadar gelen otlar arasında yürüyordum. Her yürüyüşümün ardından dönüp gelen var mı, diye bakıyordum. Gelen yoktu ve ben yürüyordum.’’
Bir gezgin gibi
Dêrsim’i ve dağların sokaklarını, yasaklı köylerini karış karış Evliya Çelebi gibi gezerken başına gelebileceklere aldırmadan, bir ilke imza atmış yazar Burhan Gündoğan. Gezi Notları’nda damıtılmış, hayatlarımızda iz bırakan kavşaklardan görmediğimiz, gezmediğimiz, varamadığımız, özlemini çektiğimiz efsane yerlerin adeta halihazırda haritasını çiziyor. Bu eseriyle yol güzergahının ve yolculuklarının betimlemelerini görselleriyle zenginleştirerek, okurunun heyecanını sarmalayarak dolaştıran bir gezgin gibi, yakınlardaki tüm uzakları pastoralin ve lirizmin penceresinden aktarmış. Tarihe yazılan bir mektup gibi ben roman tadını da aldım. Anlatılabilecek daha çok şeye rağmen keyifle okunulacak bir kitap, Dağların Sokakları Var.


AHMET CEMİL