Almanya Gündemi
Günlerdir Kürdistan'da yanan, yok olan ormanların acı haberleri ile sarsıldık. Yanan yok olan canlıların fotoğrafları sosyal medyadan paylaşıldıkça içimiz biraz daha acıdı. Devletin eli Kürtler'e şevkatini işte böyle gösteriyordu: Can damarlarını yakarak. Bu acı hala taze iken Suruç'taki saldırı meydana geldi. Sosyal medyada bir sürü fotoğraf...
Dünyaya güzel gülüşleri ile selam veren gencecik bu insanlar diri diri yakıldılar. Liğme liğme olmuş bedenleri gazete parçalarının altında saklandı. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun çağrısı ile biraraya gelen 300 gencin tek derdi, direnişin sembolü olarak kabul edilen Kobanê'nin yeniden inşasına genç gönülleri ile destek olmaktı. Tek dertleri; ellerinde oyuncak kutuları ile dünyaları çalınan çocukları bir nebze olsun mutlu etmek, Rıfat amcaları gibi bir kütüphane inşa etmekti...
Türkiye ve Kürdistan'ın değişik kentlerinden gelen, kampanyaları için günlerce çalışan, çoğunluğu üniversite öğrencisi olan bu gençlerden 32'si artık aramızda değil. O oyuncaklar şimdi mezar taşı... Kelimeler bundan sonrası için yetmiyor... Çok değil bundan kısa bir süre önce Kürt halkına bu cehennem Diyarbakır mitingi sırasında yine yaşatılmıştı.
DAİŞ'in sınır kentlerinde cirit attığı, daha önce birçok kez basına yansıdı. Türkiye'nin desteği ise saklı olmayan bir gerçek. Bu saldırılar DAİŞ'in devletin bilgisi dahilinde elini kolunu sallayarak sınırlarda cirit attığını bir kez daha ıspatladı. DAİŞ'i koruyan kollayan, PYD'yi hedef gösteren devlet, bu saldırılardaki misyonunu da bir kez daha gösterdi.
***
Almanya'da bildiğiniz gibi PKK, hala 'terör örgütleri listesi'nde. PKK yasağına karşı geldikleri için binlerce kişi hakkında dava açıldı. Bu suçlama ile karşı karşıya kalan çoğu insan ya slogan attığı için ya da PKK'ye ait sembolleri taşıdığı için yargılandı. Yine yüzlerce kişi PKK üyeliğinden tutuklandı ve tutuklamalar devam ediyor. PKK'ye destek verdikleri hükmedilen kurumlar basılıyor, temsilcileri tutuklanıyor.
Son olarak ise NAV-DEM üyesi Ahmet Çelik 18 Temmuz'da gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi ise belli: Yurt dışı terör örgütüne üye olmak (129 b). Asıl ironi ise Şengal'de, Maxmur'da, Kobanê'de gösterdiği direnişle dünyada, emperyalist güçlerin yarattığı 'terörist' algısını yıkan PKK'nin, katliam yöntemleri ile hayal sınırımızı zorlayan DAİŞ ile aynı listede bulunması. Almanya DAİŞ'e karşı mücedelelerini genişletecekleri sözlerini verirken sınırlarını onlara açan Türkiye'ye karşı sessizliğini koruyor. Fakat söz konusu Kürtler olunca, onlara destek verenlere bile tahammül edemiyor, gözaltına alıp tutukluyor.
PKK yasağının kaldırılmasını katı bir dille reddeden Almanya'nın bu kararında DAİŞ'i destekleyen Türk devletinin baskılarının ne kadar etkili olduğu saklı bir gerçek değil. Hatırlarsak; PKK'nin üzerindeki yasağın kaldırılmasına yönelik talepler dile getirildiğinde, İçişleri Bakanı Thomas de Maizière yasağın kalkmasının söz konusu olmadığını belirtmişti. Bugüne kadar olan açıklamalarda bu durum değişmedi. Kaldıki Rojava modelini de tanımadığı için kanlı DAİŞ saldırılarına da hep sessiz kaldı. Türkiye'nin DAİŞ ile ilişkilerini bilip göz yuman Almanya, Kobanê'de yüzlerce sivili katleden DAİŞ saldırılarına karşı sessiz kaldığı gibi, Suruç'taki bu saldırılarada sessiz kalmayı sürdürecek mi?
Bu yaşananlara tepki gösterilmesi için daha kaç gencin bedeni parçalanacak. Daha kaç genç vücudunun eksik parçalarıyla yaşayacak. Bu yaşananlara müdahale edilmesi için daha kaç Kürt'ün ölmesi gerekiyor?