DAİŞ işgalindeki Girê Sipî’yi (Tel Ebyad) özgürleştirme operasyonu ile telaşa düşen Türk devleti, YPG/YPJ operasyonuna gölge düşürmek için sivilleri DAİŞ’in insafına terk etti. Akçakale sınırına dayanan ve sınırdan geçişine izin verilmeyen binlerce sivil çete üyeleri tarafından, kente geri götürüldü. 

YPG/YPJ’nin Girê Sipî’ye ilerleyişi ardından DAİŞ’e kalkan olmak istemeyen ve Akçakale sınırına akan binlerce sivilin sınırı geçmesine izin verilmeyerek ölüme terk edildi.  

4 gün boyunca 40 derece sıcaklık altında aç susuz bekleyen sivillere Türk devletinin zulmü, bununla da bitmedi. Can havliyle sınır tellerine dayanan sivilleri geriletmek için zırhlı araçların yönü sivillere çevrildi, gaz bombası atıldı, havaya ateş açıldı. Ardından da ‘serinletiyoruz’ diyerek TOMA’yla su sıkılarak ateş ortasındaki sivillerle alay edildi. 

Türk devletinin geçişlerine izin vermeyerek çetelere ‘emanet’ ettiği siviller ise DAİŞ‘in katliam tehdidiyle karşı karşıya. Önceki gün sınırın sıfır noktasında, Türk askerlerinin konumlandığı noktanın tam karşısına gelen çete üyeleri, sivilleri toplayıp ateş altındaki kente geri götürdü. 


Hükümet politikası

Türk devleti, sivillerin geçişine izin vermeyerek Girê Sipî’de olası bir sivil katliamının faturasını YPG/YPJ güçlerine çıkarmak istiyor. 4 gün önce Urfa’ya gelen Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, sığınmacıları almayacaklarını belirterek Akçakale’deki engellemenin hükümet politikası olduğunu ortaya koydu. 


Kapı DAİŞ’e açık

DAİŞ’in Türkiye’den her türlü desteği aldığı Akçakale sınırı çete için adeta “nefes borusu” özelliği taşımakta. DAİŞ hem silah transferini, hem de Girê Sipî üzerinden Rakka ve diğer bölgelere eleman takviyesini buradan gerçekleştirdiğine dair belge ve görüntüler geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştı. 


Çetebaşları Akçakale’ye mi kaydı?


Tüm gözler Akçakale sınırına dikilmişken, DAİŞ çetesinin Türkiye topraklarından, Akçakale tarafından YPG-YPJ güçlerinin operasyonuna karşı savaşı yönettiklerine dair ciddi bulgulara ulaşıldı. 
DİHA kameralarına takılan görüntülerde, Akçakale’nin doğudaki İlle (Öncül) Mahallesi’nin sınırın hemen dibinde olan ve sınır kapısı ile doğu cephesini tamamen gören bir noktada, 4-5 Suriye plakalı özel araçla bölgeye gelen uzun sakallı ve bıyıksız kişilerin buradaki bir barakaya konumlandıkları görülüyor. 
Türk askerlerinin, barakanın önüne gelerek, bir müddet söz konusu şahıslarla görüşmesi de objektiflere yansıdı. 



URFA




Türkmenleri kalkan yapacaklar


DAİŞ saldırılarından kaçarak Akçakale’ye yerleşen Girê Sipîli Evdoyê Xello ve eşi Şemsê Caso, YPG/YPJ güçleri karşısında tutunamayan DAİŞ çetesinin Türkmen köylerine konumlanarak, bu köyleri çatışma alanı haline getirdiğini ve “YPG Türkmenlere saldırıyor” propagandası yapmaya çalıştığını söyledi. 

DAİŞ çetesinin saldırıları nedeniyle yaşadıkları Girê Spî’ye bağlı Yapsê Köyü’nden göç ederek, Urfa’nın Kanîya Xezala (Akçakale) ilçesine yerleşen Evdoyê Xello ile Arap kökenli eşi Şemsê Caso, kentte yaşanan durumu DİHA’ya anlattı. DAİŞ saldırıları nedeniyle göç etmek zorunda kaldıklarını belirten 67 yaşındaki Evdoyê Xello, kentin içinde konumlanan çete üyelerinin özellikle Türkmenlerin yaşadığı köylere uçaksavarlar kurarak çatışmaları buralarda yoğunlaştırmaya çalıştıklarına dikkat çekti. Xello, olası çatışmaları da “YPG Türkmenlere saldırıyor” şeklinde yaymaya çalıştıklarını kaydetti. 


Evdoyê Xello, yaşadıkları bölgenin sonradan Araplaştırıldığını da hatırlatarak, BAAS rejimi Arap kemeriyle, yaşadığımız topraklara Arapları yerleştirirken biz 300 binden fazla Kürdü ise yıllarca vatandaş olarak bile kabul etmedi. Kimliğimiz, statümüz olmadığı gibi bize ait arazilerimize bile tapu verilmedi. Evlerini ve arazilerini Arap tanıdık ve komşuları üzerine tapulayan binlerce Kürt var. DAİŞ’in gelerek buraları silah zoruyla işgal etmesinin ardından yüzyıllarca dost olduğumuz Arapların da kimisini baskı ve zulümle, kimisini ise parayla bize karşı kışkırtmaya çalıştılar. Sadece bize karşı değil burada yaşayan diğer halklara da aynı uygulamalar yapıldı” şeklinde konuştu. 


Topraklarımıza geri döneceğiz

Xello’nun Arap eşi Şemsê Caso ise, "Şehitlerimizin kanları ve emekleriyle tekrar topraklarımıza geri döneceğimiz günler yakındır. Bunu onlar da biliyor. 17 yaşındaki oğlum orada çeteye karşı verilen mücadelede gözlerini kaybetti. Bütün çocuklarımı bu davaya vermeye hazırım" dedi.