Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Çarşamba günü başlayan 11. Kürt Konferansı, dün de devam etti. Konferansın ikinci gününe damgasını vuran PYD Eşbaşkanı Salih Muslim’in DAİŞ’in yargılanması yönündeki çağrıydı. İkinci günün ilk oturumunda konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Avrupa devletlerine DAİŞ’e her türlü desteği veren dış güçlerin yargılanması çağrısında bulundu.
Avrupa Parlamentosu’nda konferansın önceki gün 16.00-18.00 saatleri arasında oturumun konu başlığı “Türkiye, Kürtler ve Barış Süreci” şeklindeydi. Güney Afrikalı IPRI Temsilcisi Essa Moosa ve KURD-AKAD Başkanı Dersim Dağdeviren moderatörlüğünde yapılan oturumda, “Türkiye, Kürtler ve Barış görüşmeleri” üzerine tartışmalar yürütüldü. Bu bölümde Berghof Enstütüsü Direktörü Hans Joachim Giesmann, Avrupa Parlamentosu üyesi Rina Ranja Kari, yazar Hüseyin Yayman, araştırmacı Arzu Yılmaz ve avukat Marieke van EIK konuşmacı olarak yer aldı.  

‘PKK listeden çıkarılmalı’

Esso Moosa, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konferansa gönderdiği mesajın çok açık olduğunu belirterek, “Barış gürüşmelerinin daha verimli geçebilmesi için Avrupa’nın PKK’yi ‘terör örgütleri listesi’nden çekmesi gerektiğini hatırlatıyorum. Aynı zamanda Öcalan’ın da bu süreçte özgür kalması gerekiyor” dedi.
Oturumun ilk konuşmacısı olarak Berghof Vakfı Direktörü Hans Joachim ise barış süreci hakkındaki görüşlerini katılımcılarla paylaştı. Joachim, “Bu barış süreci nereye doğru yönelecek? Bölgesel istikrarsızlığı da dikkate almak zorundayız. Avrupa için bir test mahiyetinde bu konu. Avrupa, bu sürece destek verecek kadar güçlü olacak mı? Bütün bunlar sorun” dedi.
Uluslararası toplumun rolü üzerine Danimarka’dan Avrupa Birliği Parlamenteri Rina Ronja Kari de “Barış gündemde. Erdoğan ise bir sürü vaad veriyor. Ama her gün insan hakları ihlalleri var. DAİŞ ilerliyor. Türkiye devletine çok net bir mesaj vermeliyiz. Biz insan hakları ve demokrasi yönünde gitmek istiyorsak bunun için yönümüz belli. AB Türkiye’nin komşusu. Biz hepimiz Türkiye’nin insan hakları sorunları olursa biz bunlarla ilgilenmek durumundayız. Bunu kendi dışımızda göremeyiz” dedi.
Daha sonra sözü Akil İnsanlar Heyeti’nde bulunan yazar Hüseyin Yayman aldı. “Türkiye toplumu çözümün neresinde” başlığı etrafında konuşan Hüseyin Yayman, iki yıldır sürecin hala devam etmesinin büyük bir kazanım olduğunun altını çizdi.

Değişim görülmeli

“Yakın Doğu’da Kürt sorunu” başlığında araştırmacı Arzu Yılmaz da “PKK’nin silahsızlandırılması barışın şartı olarak ilk konulmuştu. Bugün ise bölgesel barışın teminatı olarak PKK’nin silahlı güçlerinin duruşu konuşuluyor. Bu değişimi görmek gerekiyor” dedi. Kürt halkının büyük değişim yaşadığına vurgu yapan Yılmaz, “Kürtlerin gündemi Ankara üzerinde şekilleniyordu. Ankara’nın ne dediğiyle ilgililerdi. Ama bugün Kürtler kendi merkezlerini ve perspektifini inşaa ediyor. Ulus devlet sınırlarını aşmış ve Ortadoğu konusunda merkezler oluşturuyorlar. İmralı süreci Kürdistani sürecin bir parçası“ ifadesini kullandı.
Hollandalı avukat Marieke van EIK de PKK’nin ‘terör örgütleri listesinden’ çıkartılması gerektiğini belirtti. van EIK, “PKK’nin listete tutulması barışın önünde engeldir” dedi.

Konferansın ikinci günü

AP Kürt Konferansı’nın ikinci gününün ilk oturumu, “Ortadoğu’daki kaos için alternatifler neler? Bölge ve güvenlik sorunları” başlığıyla, Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) Genel Sekreteti Prof. Michael Gunter ve Osman Kavala’nın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturuma, Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Abbas Vali, Tel Aviv Üniversitesi’nden Ofra Gengio, araştırmacı Bahar Şimşek, gazeteciler Frederike Geerdink ve Bodil Ceballos ile Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Muslim konuşmacı olarak katıldı.

‘Bölgede iki güçlü aktör var’

Oturumda ilk sözü alan Ofra Bengio, Ortadoğu’daki ideolojik değişimleri irdelediği konuşmasında şunları kaydetti: “20. yüzyılda devletler, toplumlar üzerinde baskı kurmayı başardı. Birçok diktatör, ordu yardımıyla toplumları bastırdı. 21. yüzyılda ise halklar, bu baskılara başkaldırdı. Başkaldırı sırasında ortaya DAİŞ ve El Kaide gibi oluşumlar çıktı. Irak ve Suriye’de devletlerin aciz durumu ortada. Arkalarında jeopolitik bir boşluk bıraktılar. Bu durum nasıl bir harita ortaya çıkaracak, merak konusu. Şu anda bölgede iki güçlü aktör var: Kürtler ve DAİŞ.”

‘Irak üçe bölündü’

“Irak’ta devlet içinde üç devlet ortaya çıktı: Kürdistan, Sünnikistan ve Şiikistan. Bu üç oluşum arasındaki mücadelenin uzun süreceği açık” diyen Bengio, Kürtlerin daha önce bölgedeki istikrarsızlaştırıcı unsur olarak görüldüğünü, ancak bugün aksine istikrarın teminatı olduklarının ortaya çıktığını belirtti. Bengio, daha önce uluslararası kamuoyu açısından bölgede en çok tartışılan konunun Filistin-İsrail çatışması olduğunu, bugünse birincil gündemin Kürtler haline geldiğini kaydetti.

Kürtlerin devletleşme ihtimali

Bölgesel değişim için demokrasi kültürünün tabanda yerleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bengio, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle DAİŞ’in egemen olduğu bölgelerde bu değişimin nasıl yaşanacağı konusunda endişelerim var. DAİŞ’i sadece terörist olarak ifade etmek yetersiz kalır; çünkü toplumdan da büyük bir destek görüyor. Kürtlerin bu süreçten devlet olarak çıkma ihtimali güçlü. Her şeye rağmen umudun çağındayız.”
Konuşmasına 20. yüzyılda devletsiz halklara yapılan haksızlıklara dikkat çekerek başlayan araştırmacı Bahar Şimşek, Baas rejiminin üzerine oturduğu tarihsel mirasa değindi. Suriye’deki siyasal aktörler konusunda veriler sunan Şimşek, “Esad rejimi etrafında şekillenen, bir itaat gücüdür” dedi.
Rojava’nın tarihi konusunda da bilgi veren Şimşek, “Kürtler, tüm baskı ve kimliksizleştirme politikalarına rağmen direnişlerini kesintisiz sürdürdü. Rojava hakikati, böyle ortaya çıktı” diye kaydetti.

‘Kadınlar en büyük aktör’

Gazeteci Bodil Ceballos, konuşmasını kadınlara ayırdı. Barışın ancak toplumsal dönüşümle gerçekleşebileceğini vurgulayan Ceballos, “Bu süreçte kadınlar, en büyük aktördür” diye belirtti. Ceballos ayrıca, Rojava’da ve Kürdistan genelinde kadınların daha güçlü bir pozisyona sahip olmasının önemli bir ilerleme olduğunu söyledi.
Gazeteci Frederike Geerdink ise Türkiye’nin barış sürecine karşın bölgedeki baskıcı politikasını güçlendirmeye dönük adımlar attığına dikkat çekti. Türk Hükümeti’nin barış konusunda güven verici adım atma olanaklarına sahip olduğunu, koruculuğu kaldırmak, basını özgürleştirmek gibi konularda çok hızlı adımlar atılabileceğini belirten Geerdink, “Oysa Türkiye’nin sorunu bu değil. Avrupa görmelidir ki, Erdoğan daha da katı bir diktatör haline geliyor. Görünüşte demokrasi var; ama Erdoğan, ders kitaplarına girebilecek bir diktatör örneği olarak karşımızda duruyor” dedi.

Irak’taki ‘iktidar ve meşruiyet’ krizi

Prof. Abbas Vali ise konuşmasında Irak’taki iktidar ve şiddet sorununu konu aldı. Ülkede son 12 yıldaki kriz süreçlerine dikkat çeken Vali, “Bu süreçte Kürtler marjinalleştirildi; en büyük dinsel grup iktidar dışında kaldı” diye kaydetti. 2003’ten bu yana yaşananın sadece iktidarın meşruiyeti sorunu olmadığını, ayrıca egemenlik oluşturulamamasından dolayı yeni sorunların oluştuğunu belirten Vali, “İktidar ve meşruiyet krizinin içinde Kürtler hep vardı” dedi.

Ancak Kürt kafası kesildiğinde...

Kürtlerin hem egemen güçlerin hem de inanç güçlerinin yıkıcılığı arasında kaldığını belirten Vali, “Batı ancak DAİŞ gelip de Kürtlerin kafasını kestiğinde, kadınlarını pazara sunduğunda silah vermeyi tartıştı ya da Kürtleri konuşmaya başladı. Konu Kürtler olduğunda Batı’nın tavrı tartışılmalı” diye konuştu.
İlk oturumun son konuşmacısı PYD Eşbaşkanı Salih Muslim oldu. Muslim, Mezopotamya’daki farklı halkların binlerce yıl birarada yaşadığına dikkat çekerek başladığı konuşmasında, şunları kaydetti: “Mezopotamya’daki etnik yapılar arasında bir rekabet vardı ama soykırım yoktu. Tarihe baktığımızda, işgal başlar başlamaz etnik yapılar arasındaki çeşitliliğin farklılaştığını görüyoruz. 20. yüzyılda ise ulus devletler ortaya çıktığında bu Ortadoğu’ya da yayıldı. Mezopotamya’da yıllardır yaşayan Kürtlerin ülkesi, dört devlet arasında bölüşüldü. 21. yüzyıldaki sorunların kaynağında da 20. yüzyıl başındaki ulus devletleşme var.”

‘Çeşitliliği yok etmek istiyorlar’

Halkların diktatörlüklere artık müdahale etmek istediğini belirten Muslim, “Diktatörler ise bu süreçte yüz yıl önce yapamadıkları büyük soykırımı, azınlık grupları bitirme istemini hayata geçirmek istiyor. Ortadoğu’da kendi ihtiyaçlarına göre azınlık çeşitliliğini yok etmek istiyorlar. Tüm bu gelişmelerin odağında da Kürtler bulunuyor” dedi.

Bölgedeki halklar içinde en büyük gücün Kürtler olduğuna dikkat çeken Muslim, DAİŞ‘in de en büyük hedefinin Kürtler olduğunu hatırlattı. Muslim, “Kürtleri ve bölgedeki etnik yapıyı yok etme görevini DAİŞ’e verdiler. Musul ve Rojava’daki saldırıların özü budur. Kiliselerin yıkılmasının ve saldırı alanı olmasının sebebi budur. Bölgeyi temizleme siyaseti uygulandı” diye konuştu.


Saldırıların ardındaki iki neden
Rojava Toplumsal Sözleşmesi’ne de dikkat çeken Muslim, “Kürtler bu nedenle hedef haline geliyor. Rojava’ya yönelen saldırıların ardında iki şey bulunuyor: Birincisi, Kürtlerin var olmasını istemeyen güçlerdir. İkincisi, demokrasiden korkanların oluşturduğu kamptır” diye kaydetti. Muslim, kadınların Rojava’daki etkin pozisyonunun da saldırıların gerekçelerinden biri olduğunu vurguladı.

‘Artık sözler hayata geçmeli’

Konuşmasında Kobanê direnişine de değinen PYD Eşbaşkanı, “Demokrasiyi korumaya devam edeceğiz” diyerek şöyle devam etti: “Kürtler kendi kaynaklarını seferber ederek direnişi sürdürüyor. Kürtleri birbirinden ayıran coğrafi konumlarıdır. Fakat her yerde insani değerleri ve demokrasiyi savunuyoruz. Bu savunmanın destekçileri de var. Fakat karşımızdaki güçler, ağır silahlarla saldırıyor. Biz ise kendi klasik silahlarımızla direniyoruz. Bize kimse kaynak aktarmadı. Birçok kesim söz verdi; ancak artık bunun hayata geçmesi gerekiyor. Binlerce yaralımız var, tedavi bile göremiyorlar. Türkiye büyük zorluklar çıkarıyor. Kendi halkımıza insani yardım götürme konusunda bile sıkıntı yaşıyoruz.”

Avrupa’ya yargılama çağrısı

Muslim, konuşmasının sonunda Avrupa’ya çağrıda bulundu: “DAİŞ’e her türlü kaynağı veren taraflara dava açılmalıdır. İnsanlığa karşı suç işliyorlar. Bu dış aktörlerin yargılanması konusunda çağrıda bulunuyorum.”

Şengalli çocuklar için plaket

PYD Eşbaşkanı, konuşmasının ardından İngiltere Mülteci Çocukları Koruma Örgütü tarafından Kürt güçlerinin Şengal’deki çocukları korumasından dolayı verilen plaketi kabul etti. Günün birinci oturumu, katılımcıların soruları ekseninde gelişen tartışmalarla sona erdi.



MERAL ÇİÇEK/SELMA AKKAYA/BRÜKSEL