DAİŞ'in haftasonu yayımladığı ve Beyaz Saray tarafından doğrulanan videoda daha önce yayınlanan benzer videolardan farklı olarak, bu kez Amerikalı rehinenin yanı sıra Suriyeli askerler de öldürülüyor ve cellatların yüzü gösteriliyordu. Görüntüler üzerine en az bir Fransız, iki İngiliz’in dışında bir Alman’ın da infaza katıldığı belirtiliyor. Video, Halep'e bağlı Dabık bölgesinde çekilmişti.
Biri Fransa'dan
Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, Kassig ve Suriyeli askerlerin başlarının kesildiği videoda, DAİŞ'lilerden birinin "kuvvetle muhtemel Fransa vatandaşı olduğunu" söyledi. Bakan Cazeneuve, uzmanların videoyu incelediklerini kaydederek; Paris'in batısından 22 yaşındaki Fransız Maxime Hauchard'ın videodaki kişi olup olmadığını teyit etmeye çalıştıklarını söyledi. Reuters ise, şüphelenilen kişinin 2013 yılının Ağustos ayında Suriye'ye gittiğini yazdı. Avrupa'dan Suriye ve Irak'a savaşa gidenlerin çoğunluğunu Fransa vatandaşları oluşturuyor. Paris savcılığının verdiği bilgilere göre yaklaşık bin 100 Fransa vatandaşı DAİŞ ve benzeri örgütlere katılmak isteği nedeniyle gözetim altında tutuluyor, 95 kişi ise bu suçla yargılanıyor.
İkisi İngiltere'den
DAİŞ cellatlarından bir diğerinin ise 20 yaşındaki İngiltere vatandaşı Nasser Muthana olduğu iddia edildi. İngiliz istihbaratı ise şimdi videodaki kişinin Nasser Muthana olup olmadığını tespit etmeye çalışıyor. İngiliz gazetelerine konuşan Ahmet Muthana, 20 yaşındaki tıp öğrencisi oğlu Nasser’in infaza katılmış olabileceğini söyleyerek, "Görüntülerdekinin oğlum olduğuna inanmak istemiyorum. Ama oğluma çok benziyor“ dedi. Kassig'in ve öldürülen Suriyeli askerlerin ailelerine üzüntülerini ileten Muthana, "Yaptıkları şey insanlık dışı. Bu kişi, benim büyüttüğüm çocuk olamaz. O artık başka biri" dedi.
‘Cihatçı John' kim?
Kassig dışında Amerikalı gazeteciler James Foley ve Steven Sotloff, Birleşik Krallık’tan yardım görevlileri David Haines ve Alan Henning‘in başını kestiği görülen videolarda da görülen ‘Cihatçı John’un İngiliz vatandaşı olduğu ise kesinleşmişti. Hatta 24 yaşındaki İngiliz rapçi Abdülmecid Abdül Beri'nin ‘Cihatçı John’ olduğuna dair haberler çıkmıştı. Ancak bu haberler Londra hükümeti tarafından yalanlanmıştı. Yetkililer, ‘Cihatçı John’un Beri’yle bir alakasının olmadığını, istihbarat servislerinin DAİŞ celladının kimliğini tespit ettiklerini fakat yakalanana kadar bilgileri açıklamayacaklarını savunmuştu.
Almanya sessiz
Alman olabileceği belirtilen DAİŞ'linin kimliği hakkında ise açıklanmış bir bilgi yok. Alman hükümetinden ya da polisinden bu konuda bir açıklama yapılmadı.
Yasalar yapılıyor
Irak ve Suriye’de, DAİŞ saflarında savaşan Avrupalıların sayısının üç bin civarında olduğunu belirten güvenlik uzmanları bunlardan en az 500’ünün İngiliz vatandaşı olduğunu tahmin ediyor. Almanya, İngiltere ve Fransa bir taraftan DAİŞ ile mücadele koalisyonunda yer alırken bir taraftan da ülkelerinde yeni 'terörle mücadele' yasaları hazırlıyorlar. Almanya'da DAİŞ, 'terör örgütü' ilan edilerek her türlü faaliyeti yasaklandı. DAİŞ'e maddi-manevi yardım edenlerin ve eleman temin edenlerin ise hapis cezası çaptırılmasını öngören yasa çıkarıldı. İngiltere ve Fransa'da da benzer yasalar hazırlandı. İngiltere Başbakanı David Cameron hafta sonu yaptığı açıklamada, "Düzenleme şüphelilerin ülkeye giriş çıkışlarını engelleyecek. Bu yönde, pasaportlara el konulması için güvenlik güçlerinin yetkileri artırılacak. Uçuşa yasak bölgeler listemize veya girişlerdeki güvenlik kontrollerine uymayan hava yolu şirketlerine karşı yeni önlemler alınacak" dedi.
Asıl amaç dönüşü engellemek
Üç müttefik ülkenin amacı vatandaşlarının Suriye ve Irak'ta DAİŞ gibi örgütlerin safında savaşmaya gitmesini önlemek. Gittiyse de 'terör' eylemi için ülkeye geri dönüşünü engellemek. Kimi uzmanlar ise Avrupalı yetkililerin "radikallerin ülkelerinde tehdit oluşturmasındansa Suriye ve Irak'a savaşa gitmesini yeğlediğini" belirtiyor. Bu nedenle de yurtdışına gidişlerin değil ülkeye dönüşlerin engellemesi üzerinde durulduğuna dikkat çekiyor.
Yasaların olası riskleri
11 Eylül sonrası çıkarılan yasalar gibi bu yeni yasalar da çeşitli riskler barındırıyor. Kürtler gibi birçok sistem karşıtı çevrenin 'terörist' sayılarak fişlenmesi, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, vatandaşlık ile oturum hakkına el konulması, kişisel verilerin devletler arasında paylaşılması, telefon ile internet görüşmelerinin takibe alınması sadece bunlardan birkaçı. Tıpkı 11 Eylül sonrasında çıkarılan yasalar gibi bu yeni yasaların da Kürtler gibi sistem karşıtlarını da ciddi şekilde etkilemesinden endişe ediliyor. Uzmanlar bu nedenle yasalar uygulanırken, vatandaşların demokratik haklarının kısıtlanmamasına ve mağduriyet yaratılmamasına dikkat edilmesi uyarısı yapıyor.
HABER MERKEZİ