Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu'ndan avukat Reyhan Yalçındağ, Êzîdî kadınlara yönelik çalışmalarını anlatırken, "DAİŞ'in adı şu anda Kürdistan'da başka isimler altına geziniyor. Sur'da, Cizre'de, Nusaybin'de DAİŞ'in izleri gözlerimizin önündedir. Platform olarak Kürdistan'da yürüttüğümüz mücadele sadece Êzîdî kadınlar için değil bedeni teşhir edilen, katledilen tüm kadınlar içindir" diye belirtti.

DAİŞ çetelerinin Şengal'e saldırısı üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. Binlerce insanın katledildiği, 4 bin kadınının zorla alıkonulduğu ve yüzbinlerce Êzîdî'nin yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığı bu saldırının acısı tazeliğini koruyor. Önemli bir bölümü kadın ve çocuklardan oluşan binlerce Êzîdî, DAİŞ'in elinde hala tutsak.

2015 yılı başlarında Şengal'de DAİŞ'in kaçırdığı Êzîdî kadınlar için Kuzey Kürdistan'da kurulan "Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, bugüne kadar Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde dava açma çalışmaları başlattı, Êzîdî kadınların yaşadıklarını kayıt altına aldı, DAİŞ'in hangi ülkelerde köle pazarları kurduğuna dair bir harita oluşturmaya çalıştı. 

Platformda yer alan insan hakları savunucusu avukat Reyhan Yalçındağ, Êzîdî kadınlar için oluşturacakları rehabilitasyon merkezine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 


Savaş ortamı rehabiliteye elvermiyor

Platform çalışmalarının sadece rehabilitasyon merkezi üzerinden gerçekleşmeyeceğinin altını çizen Yalçındağ, Kuzey Kürdistan'da yaşanan yoğun savaş ortamından kaynaklı kadınların rehabilite edileceği bir ortamın mümkün olmadığını kaydetti. DAİŞ çetelerinin elinden kurtulan kadınların, savaşın ve katliamların olduğu alanlarda yeni bir alanın oluşturulmasına dair inançlarının olmadığını belirten Yalçındağ, bu nedenle platform olarak şu an bir değerlendirme sürecinde olduklarını söyledi. 

Her ne olursa olsun kurtarılan kadınlara ilişkin destek, tıbbi yardım ve mücadele süreçlerinin devam edeceğini vurgulayan Yalçındağ, kuracakları rehabilitasyon merkezini platformun diğer bileşenleriyle tartışmak için önümüzdeki günlerde bir araya geleceklerini belirtti. Yalçındağ, "Hem Avrupa'da hem de Güney Kürdistan'da beraber çalışma yürüttüğümüz kadınlar var. Önümüzdeki haftalarda Süleymaniye'de bulunan kadınlarla konuyu yeniden tartışmak için bir araya geleceğiz. Suruç'tan başlayıp, Ankara patlamasına kadar olan süreçte yönetenlerin aynı mantalite ile ülkeyi yönetmesi, çalışmalarımızın ne kadar anlamlı olduğunu açığa çıkarıyor" diye belirtti. 


DAİŞ'in izleri gözlerimizin önünde

Karaman'da gerçekleşen tecavüz olayına getirilen gizlilik kararının kadınlara tecavüzü meşru gören zihniyetle aynı olduğuna dikkat çeken Yalçındağ,  Dîlok'ta Êzîdî kadınların satıldığı ofis örneğini vererek, "Bütün bunları yan yana getirdiğimiz zaman radikal cihatçıların aslında Kürt halklarına, Ortadoğu halklarına ve tüm dünya halklarına acıdan, vahşetten başka bir şey getirmediği ortadadır. DAİŞ, şu anda Kürdistan'da başka isimler altında geziniyor. Sur'da, Cizre'de, Nusaybin'de DAİŞ'in izleri gözlerimizin önündedir. Platform olarak Kürdistan'da yürüttüğümüz mücadele sadece Êzîdî kadınlar için değil bedeni teşhir edilen, katledilen tüm kadınlar içindir" dedi. 


Avrupa da bu sarmalın içinde

21'inci yüzyılda böylesi bir katliamla karşı karşıya olunmasının birinci muhatabının Avrupa Birliği (AB) olduğunun altını çizen Yalçındağ, şöyle devam etti: "Türkiye bir mültecilik kartı yüzünden hiç durmadan, göz yummadan katleden bu şiddet sarmalının içerisindedir, göz yumuyor. Bizler de bu şiddet sarmalına karşı alternatif bir çözüm için çabalayacağız. Avrupa'da bulunan kurumların Kürdistan'da yaşananlara ilişkin kaygıları olabilir, ancak bu güvende olmama halinden herkes sorumludur. Cizre'de ambulansların gönderilmemesine seyirci kalarak yaşananlardan sorumludurlar. Kürt kadınları belki çok zor bir süreçten geçiyor ama mücadele içerisinde alternatif çözüm geliştirmek bizim sorumluluğumuz dahilindedir. Kadın özgürlük mücadelesi içinde emek veren, kafa yoran arkadaşlar, biraz da bu tarihi sorumlulukla hareket etmeli diye düşünüyorum. Êzîdî kadınların asla ama asla kendilerini yalnız hissetmemeleri lazım. Bu konuda hepimize görev düşüyor."



BÊRÎTAN ELYAKUT/JINHA/AMED