İsviçre Gündemi
İsviçre’de DAİŞ terör örgütüne yönelik operasyonlar, yasal düzenlemeler sürerken, kimi çevreler de bu durumdan yararlanarak İslam dinine yönelik söylemlerine hız vermeye başladı.
İsviçre İstihbarat Dairesi DAİŞ terör örgütüne ilişkin araştırmalarını derinleştirirken, örgütün bağlantıları, destek aldığı kurum ve kişileri, propaganda sitelerini de gözlem altında tutuyor. Bilindiği gibi İsviçre El Kaide’den sonra, DAİŞ’i de terör örgütü olarak kabul etmişti. İsviçre’nin aldığı karar yeni yasal düzenleme tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Oskar Freysinger, DAİŞ terör örgütüyle ilişkisi tespit edilen kişilere seyhat yasağı konmasını, sınırdışı edilmesini ve İsviçre’ye giriş yasağı getirilmesi için yeni bir öneri getirdi. Freysinger İsviçre parlamentosunun bunun için yasal düzenlemeler yapmasını da istedi.
Elbette konu sosyal ve toplumsal boyutlarıyla da tartışılıyor. DAİŞ terör örgütüne katılanlar arasında, İsviçre’de doğup büyüyen kişilerin de olması kamuoyunda şaşkınlıkla karşılanıyor. Bu konuya ilişkin tartışmalarda yabancı düşmanlığı ve ayırımcılığın bu kesimlerin DAİŞ’e katılmasında önemli rol oynadığı belirtilirken, kimi kesimler de İslam dininin doğası gereği şiddeti ve müslüman olmayanlara düşmanlığı geliştirdiğini savunuyorlar. Başını SVP'nin (İsviçre Halk Partisi) çektiği kesimler ve politikacılar DAİŞ katliamlarını ve infazlarını sayfalarında yayınlayarak, İslam’ın diğer halklara düşmanlığı konusundaki fikirlerinde yanılmadıklarının ortaya çıktığını belirtiyorlar.
Son olarak SVP’li Parlamenter Mario Schmitt İslam dini için "kusacağım geliyor, bu din ne zaman yok edilecek" şeklinde bir açıklama yaparak, İslam dinini hedef alarak tartışmaları başka bir boyuta taşıdı.
İşin ilginç yanı İsviçre’deki İslami kuruluşlar ve kesimlerin İslam din düşmanlığına karşı çıkarken, DAİŞ terörüne karşı sessizliklerini korumaları. Şu ana kadar söz konusu kesimlerde DAİŞ terör örgütüne ilişkin ne bir açıklama yapıldı ne de bir gösteri düzenlendi. Hatta bazı Avrupa ülkelerinde camilerde örgütlenen ve Kürt gösterilerine saldıran kesimlerin ortaya çıkması, İslami kuruluşlara olan güvensizliği daha da üst boyutlara taşıdı.
Özetle İslami örgüt ve kuruluşların DAİŞ terör örgütüne karşı sessiz duruşları, DAİŞ’e destek olarak algılanmaktadır. Bu durum hem islam düşmanlığını körüklemekte, hem de ırkçı ve ayırımcı kesimlerin elini güçlendirmektedir. Zira DAİŞ baş kesen, tecavüz eden, kadın satan, müslüman olmayan herkesi katleden, insanlık suçu işleyen bir terör örgütü olarak kamuoyunun bilincine işlemiş durumda.
İslamı kesimlerin sesizliği İslam'a düşmanlığı arttırıyor.