DAİŞ’e karşı iki Süryani kadın

Kadın Haberleri —

Wîdad Îliya Yûnan ve Şamîran Şiba

Wîdad Îliya Yûnan ve Şamîran Şiba

  • Seyfo ve Simele katliamlarını yaşayanların torunları olan Wîdad Îliya Yûnan ve Şamîran Şiba, DAİŞ’in Rojava’da Süryani köylerine yönelik saldırıları karşısında direnişi seçti. 

DAİŞ çeteleri 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği fermanın ardından yönünü Rojava’ya verdi. Cizre Bölgesi’ndeki Til Temir ilçesi ile Xabûr Nehri karşısındaki Süryani köyleri çetelerin hedefindeydi. Çeteler, 23 Şubat 2015 sabahı aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 250'den fazla Süryani’yi kaçırdı. Kadınlara İslam dinini kabul etmesi dayatılsa da kadınlar, çetelere karşı direnişe geçti.

Wîdad Îliya Yûnan ve Şamîran Şiba da DAİŞ’e karşı silahlanan Süryani kadınlardan. Her iki kadında Colemêrg ile Ninova’ya kadar uzanan Seyfo ve Simele katliamını yaşayan Süryanilerin torunları. Torunları da dedeleri gibi insanlık dışı saldırılar karşısında teslim olmayı kabul etmedi. Wîdad Yûnan ve Şamîran Şiba, 23 Şubat 2015 direnişiyle bölge halkının ve özellikle Süryani halkının tarihinde yeni bir sayfa açtı.

Kaçırıldıktan bir ay sonra katledildi

Til Hürmiz köyünde 1970 yılında dünyaya gözlerini açan Wîdad Îliya Yûnan, 1 Ekim 2014'te Xabûr Öz Savunma Meclisi’ne katıldı. Fakat 23 Şubat 2015 saldırılarında DAİŞ tarafından kaçırıldı ve bir ay sonra katledildi.   

Savaşçılarla birlikte direndi

Şamîran Şiba da 1970 yılında dünyaya geldi ve ona ‘savaşçıların annesi’ anlamına gelen Yamet Digêsa ismi verildi. 1 Ekim 2014'te Xabûr Öz Savunma Meclisi’ne katıldı. Şamîran Şiba, mutfaktan sorumluydu ve tüm savaşçıların annesiydi.

Xabûr Öz Savunma Meclisi’ne göre, DAİŞ’in köylere saldırmasının ardından Şamîran Şiba köyden çıkmayı reddetti. Şamîran Şiba’nın o ana dair sarf ettiği sözler şöyle aktarıldı: "Evet ben kadınım ama buradan ayrılmayacağım, sizler benim çocuklarımsınız ve ben de sizin annenizim. Size ne olacaksa bana da o olsun. Sizden daha iyi değilim.”

Savaşçılarla birlikte çetelere karşı direnen Şamîran Şiba, 23 Şubat 2015'te Til Hürmiz köyünde çete saldırılarında hayatını kaybetti.

Wîdad’ın direnişi….

DAİŞ’in kaçırdığı kadınlardan biri de Cemîla Kako’ydu. Cemîle Kako, serbest bırakıldıktan sonra Xabûr Süryani Şehit Aileleri Meclisi'nin yöneticiliğini üstlendi. Cezaevi sürecinde Wîdad Îliya Yûnan ile tanışan Cemîla Kako, Wîdad Îliya Yûnan’ın cesareti ve kişiliğini anlattı.

23 Şubat 2015'teki saldırıyı anlatan Cemîla Kako o günlere şöyle gitti: "Çeteler köylerimize saldırdıktan sonra Til Cezîr, Til Hürmiz ve Til Şamiran olmak üzere 3 köyden 250'den fazla Süryani'yi kaçırdılar. Ben de aralarındaydım. Şedadê Hapishanesi’ne götürüldüğümde Wîdad bize kelepçeli olarak getirildi. Şeflerin söylemine göre Wîdad onlara çok direnmişti. Wîdad'a yaptıkları muamele diğer mahkumlardan farklıydı. Hapishane şefi ve valisi her geldiğinde onu soruyorlardı. Ona her zaman silah veriyorlardı ve ateş etmesini istiyorlardı. Wîdad'a davranışları çok farklıydı çünkü onu gördüğümüzde bütün kıyafetleri parçalanmıştı ve onu zorla yakaladıkları çok açıktı.” 

Her şey halkı ve toprağı içindi

Cemîla Kako, Wîdad'ın her zaman kendisine yöneltilen suçlamaları reddettiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Wîdad, çetenin onu bu şekilde bırakmayacağını biliyordu, sürekli hapishaneden kaçmaya çalışıyordu. Çetenin kendisine bir şeyler yapacağını biliyordu. Wîdad halkına sahip çıkan biriydi. Köyünü ve toprağını korumak dışında farklı bir şey yapmadı. Birçok yoldan kaçmaya çalıştı. Cezaevine hasta kadınlar için yerleştirilen kıyafetleri giyip hastaneye gitmek ve kaçış planını başarmak istiyordu ancak kaçışının diğer kadın mahkûmları etkileyip onlara zarar vereceğini biliyordu. Bize zarar vermemek için kaçış planlarını erteliyordu."

‘Sizi kurtarmak için çalışacağım’

"Hatırlıyorum, Wîdad bizimle sadece bir ay kalmıştı” diyen Cemîla Kako, Wîdad’la öğle yemeğindeki son görüşmesini, “Bir gün birlikte yemek yiyorduk, vali ve birkaç çete gelip Wîdad’a ‘toplantımız var ve belki cezaevinden çıkabilirsin’ dediler.  Wîdad’ın bir sözünü hiç unutmayacağım. Hep şöyle derdi; ‘ben sizden önce çıkarsam sizi kurtarmak için çalışacağım’. O gün Wîdad’ı götürdüler ve bir daha dönmedi. Çete üyelerine defalarca sorduk. Çeteler ise sürekli bize ‘o kafiri sormayın’ diye cevap verirdi. Sonrasında öğrendik ki Wîdad’ı silahla öldürmüşler” sözleriyle anlattı.

Süryaniler topraklarına dönecek

Cemîla Kako, kurtuluştan sonraki duygularını da şu sözlerle dile getirdi: "Çok acı bir duygu. Şehit Aileleri Meclisi'nin duvarında şehitlerin resimleri var ve resimlere bakınca en kıymetli ve değerli insanların şehit olduğunu görüyoruz. Bizler var gücümüzle topraklarımızı ve Süryani halkını koruyacağız. Xabûr Nehri’nde halkımızı hedef alan saldırı, Seyfo ve Simele katliamından başka bir şey değildi. Amaçları, dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan Süryani halkını yok etmekti. Suriye'ye müdahale eden hiçbir devlet, halkımıza yönelik saldırıları durdurmaya yardımcı olmadı. Suriye krizinin derinleşmesinin nedeni hegemonik güçlerdir. Bütün güçler Suriye halkının çıkarları için değil, ülkelerinin çıkarları için buradalar. Burada huzur ve güvenlik sağlandığında tüm Süryani halkı bir gün kendi topraklarına dönecekler.”

Eşsiz direniş

Wîdad Îliya Yûnan ve Şamîran Şiba’nın direnişinin tarihi bir direniş olduğunu söyleyen Cemîla Kako, “Bu iki kadın halkımızın direniş tarihinde yeni bir sayfa yazdı. Kadınların bu topraklardaki varlığı bu savaş koşullarında konumlanma pozisyonları başlı başına eşsiz bir direniştir" diyerek sözlerini noktaladı.    

JİNHA/QAMİŞLO

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.