Zulmün olmadığı barış istiyorum

Kadın Haberleri —

Peyxan Orhan

Peyxan Orhan

  • Koruculuk dayatmasıyla topraklarından sürgün edilen ve bir oğlu şehit düşen Peyxan Orhan, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinde devletin somut adım atmadığını söyleyerek, “Eşit ve zulmün olmadığı bir barış istiyorum” dedi.

Kürdistan’da halka dayatılan koruculuğu reddeden binlerce aile, topraklarından koparılarak metropollere sürgün edildi, göç etmek zorunda bırakıldı. Devletin göç ettirme, kimliksizleştirme politikalarına karşı kadınlar, gittikleri her alanda yaşamı yeniden kurarak kültür taşıyıcılığını sürdürdü. Gittikleri şehir merkezlerinde dahi koçerlik kültüründen kopmayan, üretimden vazgeçmeyen kadınlar, geleneklerini bir direniş biçimi olarak bugüne taşıdılar. Özgürlük mücadelesinde bir çocuğu şehit düşen, koruculuk dayatması ve işkencelerle topraklarından sürülen koçerlerden biri de Peyxan Orhan. 

Bedlîs’in (Bitlis) Hîzan ilçesine bağlı Meydan köyünden Osmaniye’ye göç etmek zorunda  bırakılan Peyxan Orhan, yaşamına ve  “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine ilişkin Jinnews’e konuştu.

Oğlu gerillaya katıldı

Yaşadıkları baskı ve işkenceye dikkat çeken Peyxan Orhan, “Devletin bize uyguladığı zulüm ve işkencelerden dolayı göç etmek zorunda kaldık. Oğlum da bu zulüm ve işkencelerden dolayı gerillaya katılım sağladı. Bize terörist olduğumuzu söyleyip işkence yapıyorlardı. Eğer gitmezsek her gün bu işkencelere devam edeceklerini söylüyorlardı” dedi. Sürgün edilmeden önceki koçer hayatını büyük bir özlemle anlatan Peyxan Orhan, “Göç etmeden önce koçer bir yaşamımız vardı. Biz Wan’da, Mêrdîn’de koçerlik yapıyorduk. Çok sayıda koyunlarımız vardı. Ben 200-300 koyun sağıyordum. Çok güzel zamanlardı” şeklinde konuştu.

Asıl mesele Kürt olmamızdı 

Osmaniye’de ağır bir ırkçılığa maruz kaldıklarını dile getiren Peyxan Orhan, ekonomik zorluklar yaşadıklarını ve hayvan beslemeye çalıştıklarında komşularından baskı gördüklerini şu sözlerle aktardı: “Osmaniye halkı tarafından ağır bir ırkçılığa maruz kaldık. Burada hayvan beslemek gibi bir imkânımız olmadığı için ekonomik olarak çok zorlandık. Sonrasında birkaç küçükbaş hayvan satın aldık. Bahçemizde besleyince komşularımız ‘Burada hayvan besleyemezsiniz’ deyip sürekli baskı kuruyorlardı. Ancak biz burada asıl meselenin Kürt olmamızdan kaynaklı olduğunu biliyorduk. Bize iyi davranan Aleviler olduğunu söyleyebilirim, hala da onlarla ilişkimiz devam ediyor.”

Cenazesi aylarca yerde kaldı

Oğlunun çocukluğundan itibaren sisteme karşı öfke duyduğunu ve gerillaya katıldığını belirten Peyxan Orhan, “Oğlum 5 yıla yakın gerillada kaldıktan sonra Herekol’da şehit düştü. Oğlumun bedeni 4-5 ay boyunca şehit düştüğü yerde kaldı. 7 defa başvurmamıza rağmen cenazesini alamadık. Uzun uğraşlar sonrasında Sêrt’te Zêwe Mezarlığı’na toprağa verildiğini öğrendik. Kimsesizler mezarlığına gömüldüğü için kendi imkanlarımla mezarının üzerine ismini yazdırdım. Sık sık oğlumun ziyaretine gidiyorum” ifadelerini kullandı.

Devlet somut adım atmıyor

Bir yılı aşkın süredir devam eden “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine değinen Peyxan Orhan, devletin somut adım atmadığını vurgulayarak son olarak şunları söyledi: “Gerilla ve halkımız çok direndi. Bu halk birçok zulüm ve işkencelerden geçti. Bugüne kadar maruz kaldığımız bu sistematik zulme karşı mücadele ederek kazanabiliriz. Bu süreçte devlet somut adım atmıyor. İstediğimiz haklardan vazgeçmeyerek ilerlemek ve kazanmak istiyoruz. Eşit ve zulmün olmadığı bir barış istiyorum. Birlik olursak bu topraklara barışı getirebiliriz.” OSMANİYE

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.